Kadınlarda en sık teşhis edilen kanser türlerinin başında gelen meme kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi edilebilirlik oranı en yüksek hastalıklar arasında yer alıyor. Ancak hastalığın her vakada ele gelen kitle veya gözle görülür bir değişimle belirti vermemesi, düzenli kontrollerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Liv Hospital Ulus Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meltem Topalgökçeli Selam; kadınların herhangi bir ağrı ya da şikâyeti olmasa dahi yaşlarına ve taşıdıkları risk faktörlerine uygun tarama protokollerine mutlaka uymaları gerektiğini belirtti.

"OLAĞANDIŞI BİR DEĞİŞİKLİKTE VAKİT KAYBETMEYİN"
Erken tanının tedavi başarısını doğrudan artırdığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Selam, şu uyarılarda bulundu:
"Meme kanserinde erken tanı, hastalığın tedavi edilebilirliği açısından çok büyük bir avantaj sağlıyor. Bu nedenle kadınların yaşlarına ve kişisel risk profillerine uygun tarama takvimlerini aksatmadan takip etmeleri şart. Memede ele gelen sertlik veya kitle, meme başında ya da deride meydana gelen çekilme, kızarıklık, portakal kabuğu görünümü ve meme ucundan gelen akıntı gibi olağandışı bir bulgu fark edildiğinde vakit kaybedilmeden uzman hekime başvurulmalıdır."
AİLEDE YUMURTALIK KANSERİ VARSA DİKKAT!
Tarama programlarının kişiye özel olarak planlanması gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Selam, yalnızca meme kanserinin değil, ailedeki diğer kanser geçmişlerinin de incelendiğini vurguladı:
"Meme sağlığı kontrollerinde yaş faktörünün yanı sıra genetik miras da çok kritik bir yere sahiptir. Özellikle ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan ya da bilinen bir genetik risk taşıyan kişilerin, kendilerine özel takip takviminin oluşturulması için hekimleriyle görüşmesi gerekir. Risk değerlendirmesinde ailedeki yumurtalık kanseri geçmişi göz ardı edilmemelidir."
KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ VE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM
Meme kanserinin homojen, tek tip bir hastalık olmadığını belirten Selam, tedavi yol haritasının tümörün biyolojik karakterine ve hastanın sağlık durumuna göre belirlendiğini kaydetti:
"Günümüzde meme kanserinin mücadelesinde cerrahi, radyoterapi ve kemoterapinin yanı sıra hormon tedavileri, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi çok çeşitli ve etkili silahlara sahibiz. Tedavi yaklaşımı; tümörün evresi, moleküler yapısı ve hastanın genel durumu göz önüne alınarak tamamen kişiye özel planlanır. Bu sebeple farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı multidisipliner değerlendirme hayati önemdedir."
