Çünkü musibetler hep millete nasihatler iktidara Sayın Şimşek
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek muhtemelen tepkilerin nedenini anlamamıştır. ‘Ne dedim de bu kadar kızdılar’ diye düşünüyordur.
Haksız sayılmaz, dediklerinde bir kötülük ve yanlışlık yoktu.
Hepi topu, borsada yaşadığımız fon vurgunundan gerekli dersleri çıkaracaklarını, şerden hayır doğacağını söyledi.
Şu sözlerinin nesi fena:
“Türk sermaye piyasası çok daha sağlam, sağlıklı olacak. Bir musibet bin nasihatten iyidir, derler”.
Ancak mağdurların zoruna gitti.
Mağdurlar, devlet gözetimi ve denetiminde Ponzi yöntemiyle parası dolandırılan fonzedelerden ibaret değil. Borsa ve ekonomiye zararından etkilenen millet komple mağdur.
Niye milletin gücüne gitti, neresi ağır gelmiş olabilir diye fazla kafa yormasın Mehmet Şimşek.
Ben yardımcı olayım; çünkü musibetler hep millete, nasihatler de hep iktidara düşüyor. Başka neden olacak?
İktidar; Suud, Emirlikler ve Mısır’la ipleri koparmanın yanlışlığını 10 yılda anladı.
Dış politikada ‘ipleri koparma, lâzım olur’ uyarılarına iktidar baştan kulak verse, dönmesi 10 yıl sürecek bir zarar ziyana sürüklenmeyecekti millet.
Bir musibet bin nasihatten iyi, hem de çok daha etkili oldu. Musibetin dersini iktidar aldı almasına ama bedelini millet ödedi, hâlâ ödüyor.
Aynı tecrübe faiz-enflasyon deneyinde de tekrarlanmadı mı?
İktidar; nas gerekçesiyle faizi düşürmenin enflasyonu indirmeyeceği, aksine enflasyonla faizi birlikte patlatacağı uyarılarına aldırmadı, inatla kulak tıkadı. Lâf dinleyeceğine lâf dinlemeyen Merkez Bankası yöneticilerini değiştirdi.
Para politikalarında doğrusunu öğrenip yanlıştan dönmesi, iktidarın 5 yılını aldı.
2018’de arkasından teneke çalınarak ekonominin başından gönderilen Şimşek, 5 yıl sonra kurtarıcı olarak göreve geri çağrıldı.
Bir musibetin bin nasihatten yeğ olduğu bir kez daha kanıtlandı. İktidar alacağı dersi aldı almasına ve fakat millete pahalıya patladı, bedeli öde öde bitmiyor yine.
Zengin daha zenginleşirken fakir daha da fakirleştiğiyle, yoksullaşan halktan alınıp zengine verildiğiyle, paradan para kazanan mutlu azınlığı mutsuz çoğunluğun finanse ettiğiyle kaldı.
Deneme-yanılma yoluyla şimdi bir şeyi daha çözdüklerini anlatıyorlar. Borsada manipülasyonla yapay fiyat şişirerek milleti nasıl soydurmayacaklarını...
Tedbirler alınacak, artık buna izin verilmeyecek, o da sermaye piyasalarımızı çok daha sağlam ve sağlıklı yapacakmış.
Yoksa Şimşek, milletin bu müjdeyi sevinçle karşılayacağını mı sanıyordu? Bunu beklemiyordur herhalde.
İktidar, nasihati yalnızca musibetlerden alarak deneyim kazanırken kayba uğrayan millet alkış mı tutacaktı?
Zor yoldan öğrenme ısrarını hâlâ iyi haber gibi duyuruyorsanız milletin alınganlığını, gücenikliğini hiç kavrayamamışsınız demektir.
İhmal ve kusuru olanların sorumluluk üstlenmemesi, siyasi güç ve nüfuzunu kullanarak koruma hizmeti verip vurgundan pay alanlardan hakkıyla hesap sorulmaması da cabası.
Şeytana kanıp nefsine uyan siyasi ‘fon şeytanları’nızın cezası, yargıya bırakmadan kendi ellerinizle nefis terbiyesi vermek midir ki... Kenara koyup yola devam edesiniz?
Haksız kazancın iadesiyle kefareti ödenmiş mi oluyor?
Biletlerini hukuken kesmedikçe mağdurlara nanik gibi görünmez mi?
Bakan Şimşek’i başka bir veciz deyimimiz aydınlatabilir belki.
Sadece “bir musibet bin nasihatten yeğdir” demezler, aynı zamanda “acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir” de derler.
Kendi milletinizin parasıyla oynayarak deneyim kazanmayı bırakmalısınız yani.
Milli şairimiz Mehmet Akif’in şu sözü küpe olsun kulaklarımıza:
“Tarih tekerrürden ibaret derler, ibret alınsaydı hiç tekerrür mü ederdi?”
ALİYEV’İN ‘TEPKİLERİ SUSTURUN’ TALEBİNDEKİ RAHATLIK
Azerbaycan’daki başörtüsü yasağını eleştiren, yanlıştan dönülsün isteyen vatandaşlarımız Bakü’nün hedefinde.
Haberlere bakılırsa Aliyev yönetimi; Türkiye’den gelen tepkileri iç işlerine müdahale, milli güvenliklerine tehdit, Cumhurbaşkanı Aliyev’e saldırı ve hatta darbe tezgahı olarak görüyor.
Yine haberlere göre; tepki gösterenler iktidar mensubuysa görevden alınmaları, değilse yargılanmak üzere yakalanıp kendilerine teslim edilmeleri Ankara’dan talep ediliyor.
En son Yeniden Refah lideri Erbakan gibi siyasilerle bazı gazetecilerin, yazarların, ak trollerin istenmeyen kişi ilan edildiği bilgisi yansıdı.
Yakalama, Azerbaycan’a girişini yasaklama kararlarına konu olanların listesi uzuyor her geçen gün.
Soru şu:
Bakü, hak ve özgürlüklerle ilgili bir kısıtlamalarını eleştirenlerin susturulmasını, eleştirilerin de kaldırılması ve erişime engellenmesini Ankara’dan nasıl bu kadar rahat isteyebiliyor?
‘Ayıplayacak ve kınayacak durumda değilsiniz, yapmadığınız şey mi bunlar, sizin için çok kolay, kendinize gördüğünüz hakkı bize de tanıyın’ rahatlığını nereden alıyorlar?
