Meğer iktidar, fon skandalıyla ilgili ittifak ortağı MHP tarafından da uyarılmış

Abdülkadir Selvi’ye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan fon vurguncularının kim olduğuna, hangi makamda oturduğuna, kimin himayesinde bulunduğuna bakmaksızın hepsinin kellesini alacak. Selvi’nin bu konuda en ufak bir şüphesi yok.

Fon skandalı 37’nci gününe girdi. Ancak aradan geçen 37 güne rağmen Selvi’nin, Erdoğan’ın AK Parti’de radikal bir arınma sürecine gireceğine, “çürüyen kolları kesip atacağına” dair inancında zerre kadar sarsılma olmadı, umudunu koruyor.

Nitekim dün kaleme aldığı “Erdoğan fon krizinde nerede duruyor?” başlıklı yazısında bir kez daha aynı iyimserlikle, aynı umutla ve sarsılmaz bir inançla yine kellelerin alınacağını savundu. Kamuoyunda “Erdoğan foncuları koruyacak mı?” şeklinde bir kaygı oluştuğunu belirten Selvi, böyle düşünenlerin Erdoğan’ı zerre kadar tanımadığını yazdı.

Selvi, Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti MKYK toplantısında fon vurgunuyla ilgili “Bunu basit bir mesele olarak görmüyorum. Bu sadece piyasalarla ilgili bir sorun değil, bu bir güven sorunu oluşturuyor. Vatandaşlarımızın bize ve devlete olan güveni sarsıldı. Onu tamir etmek lazım” dediğini aktardı.

Ama Erdoğan kamuoyuna açık konuşmalarında böyle konuşmuyor meselenin “sermaye piyasalarının 4,6’ısında gerçekleşen sınırlı bir sorun” olduğunu söylüyor.

DEVA Partisi lideri Ali Babacan dün yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “4,6’sında gerçekleşen sınırlı bir sorun” dediği fon vurgunundan 7 milyon ailenin etkilendiğini, çay üreticisinin 100, fındık üreticisinin 50 yıllık kazancısının gittiğini açıkladı. (21 Ekim)

Diyelim ki kamuoyuna böyle konuşuyor ama gerçekteki düşüncesi Selvi’nin aktardığı gibi.

O hâlde, aradan geçen 37 güne rağmen Erdoğan, vatandaşların devlete duyduğu güveni yeniden tesis etmek, AK Parti’ye sarsılan güveni onarmak için neden hâlâ köklü, radikal ve somut adımlar atmıyor, atamıyor?

Adı fon vurgununa karışanları neden kamuoyuna partisine açıklatmıyor?

Adı fon soygununa karışanları neden koruyor? Nitekim kamuoyunda giderek bu algı kökleşiyor.

Mesela Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye gittiğini kamuoyu neden görmedi?

Fon soygunu soruşturmasında bir aydır tutuklu bulunanların savcılıkta neler anlattığını neden bilmiyoruz? Oysa iktidarın bu konuda yerleşik bir alışkanlığı var: Şüpheli muhalefetten biri olduğunda, daha soruşturma tamamlanmadan ifade tutanakları sayfa sayfa kamuoyuna servis ediliyor. Bağımsız ve tarafsız yargımız hadi aynı şeffaflığı iktidar çevrelerine uygulasın görelim.

Mesela Yeni Şafak’tan Aydın Ünal çoktan havlu attı “ben bu fon vurgunuyla ilgili umutsuzluğa, yeise kapılmaya başladım. Sanki üstü kapatılacak gibi görünüyor” dedi.

Kim Aydın Ünal? Eski AK Parti milletvekili olan Ünal, uzun yıllar Erdoğan’ın konuşma metinlerini yazmış, başdanışmanlığı görevinde bulunmuş, yani uzun yıllar Erdoğan’a yakın çalışmış bir isim.

Fon vurgununun üzerinin kapatılacağına inanıyor. Bütün göstergeler de zaten Aydın Ünal’ın inancını doğruluyor, ki ben de öyle düşünüyorum.

Selvi’ye katıldığım tek bir husus var: Ben de bu fon vurgunun münferit bir hadise olmadığına, aksine iktidar siyasetçileri ve bürokratlarının karıştığı, önceden planlanmış, stratejisi belirlenmiş, organize bir soygun olduğuna inanıyorum.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan adım atmak, kelle almak, partisinde radikal revizyona, arınmaya gitmek ister ama bu sadece istek olarak kalır. Çünkü çürüme, yozlaşma sadece fon soygunuyla sınırlı değil.

Bir yanda iktidarın içindeki siyasetçilerin, bakanların, bakan çocuklarının, yüksek bürokratların içinde olduğu fon soyguncuları var. Diğer yanda Esenyurt’ta kayyım belediye başkan yardımcısı olarak atanan Yusuf Ulutaş’ın zula evinden çıkan para balyaları var. Ki Yusuf Ulutaş’ın münferit bir hadise olmadığı ortada.

Diğer yanda şirketini halka arza açmak isteyen Bursalı sanayiciden 600 bir dolar rüşvet alan AK Partili milletvekili var.

Her şey ayan beyan ortada, durumu Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek biliyor, AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen biliyor. Hem de yeni değil, iki yıllık bir mesele.

Cumhurbaşkanı Erdoğan istese 1, 5 milyon dolar rüşvet isteyen ama 600 bin dolara razı olan 28. Dönem AK Parti Bursa Milletvekilinin kim olduğunu öğrenebilir.

Belki de biliyor.

Ve daha da vahimi 2 yıl boyunca böylesi vahim bir rüşvet hadisesi AK Parti içinde muhafaza edilmiş, üstü örtülmüş, görmezden gelinmiş.

Tıpkı fon skandalının bir yıldır bilinip de hiçbir adım atılmadığı gibi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025 tarihli açıklaması ortada, gizli saklı değil. Türkiye Sermaye Piyasaları Kongresinde “Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz” demişti.

DEVA Partisi lideri Ali Babacan bir dönem birlikte aynı kabinede görev yaptığı Mehmet Şimşek’e “10 ay boyunca sizin elinizi kolunuzu kim tuttu?” sorusunu yöneltti.

Şimşek bu soruya yanıt verebilir mi? 10 ay boyunca neden hiçbir işlem yapamadan beklediğini söyleyebilir mi?

Yine Babacan’ın Şimşek’e “Cumhurbaşkanı’na bu dolandırıcılık meselesiyle ilgili bilgi verdiniz mi?” sorusu önemli.

Mehmet Şimşek’in Erdoğan’dan bilgi saklaması mümkün mü?

Diyelim ki Şimşek bilgi saklamış.

Ama başka bir uyarı var, iktidar, fon vurgunuyla ilgili olarak ittifak ortağı MHP tarafından uyarılmış.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya, 21 Ekim’de Türkiye Basın Federasyonu tarafından düzenlenen “Anadolu Soruyor” programında, “Fon skandalıyla ilgili bir yıl önce uyarıda bulunduk” dedi.

Herhâlde Mevlüt Karakaya’nın sözünü ettiği, MHP milletvekillerinin kendi aralarında yaptığı bir uyarı değildir.

Ortada gizli saklı bir durum yok, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya’nın açıklamaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bir yıldır bilgisinin olduğunu ortaya koyuyor.

Bütün bu bilgiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinde radikal bir değişime gitmesinin, fon vurgunu meselesinde “ucu nereye uzanırsa uzansın” sonuna kadar gitmesinin, kimliğine, makamına ve siyasi nüfuzuna bakmaksızın sorumluların kellesini almasının hiç de kolay olmayacağını gösteriyor.

Hadi gelin “AK Parti nereden nereye” bir nostaljisi yapalım. Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti 3 Kasım seçimlerini kazandıktan sonra Genel Başkan olarak 19 Kasım’da partisinin ilk grup toplantısında yaptığı konuşmada milletvekillerine “iş takipçisi olmayacaksınız” ikazında bulunmuş, demiş ki:
“
Hepinizin şehirlerimizin sorunlarını ileteceksiniz. Ama milletvekilleri ve bakanların ilişkisi sadece kişisel talepleri iletip sonuçlandırmak olmayacak. Sakın ha bugüne kadar alışılmış iş takipçiliği parantesi ve anlayışı içerisinde bir göreve bu kadronun içinde hiçbir arkadaşımız adına yapmayacağınızı biliyorum ama bu tür dedikodulara da aracı olmayacaksınız.”

Elbette, bilgi birikimleriyle, tecrübeleriyle, ahlaki duruşlarıyla AK Parti’ye değer katan kadrolara bu tür uyarılarda bulunmanın ayrı bir rahatlığı, hatta konforu vardı. Nitekim o dönemin kadroları AK Parti’nin itibarını zedelemek bir yana, partiyi daha da güçlendirdiler, toplum nezdindeki saygınlığını artırdılar.

Peki, o gün bu uyarıları yapan Erdoğan, bugün 600 bin dolar rüşvet aldığı iddiasıyla gündeme gelen bir milletvekili hakkında aynı kararlılıkla adım atabiliyor mu? Kamuoyunun karşısına çıkıp “Biz bu değiliz” diyerek, siyasi sorumluluğu üstlenip o milletvekilinin kellesini alabiliyor mu?

Fon skandalının üzerinden 37 gün geçti. Bütün liste AK Parti’nin elinde. SPK Başkanı tamam da vurgun yapan siyasetçilerine dair bir adım atabiliyor mu?

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.