Lekelenmeme bir hak ama herkes için…

Ülkemizde cereyan eden olayları yakından izlemeye çalışanlar hukuk eğitimi de almış oluyorlar…

Açık öğretim gibi…

‘Masumiyet karinesi’ gibi hukukun temel ilkeleri sıkça gündeme geliyor çünkü……

İlkeleri gündeme taşıyanların kimlikleri zaman içerisinde farklılaşabiliyor yalnız…

Tartışmalarda kulak aşinalığına sahip olunan son hukuk ilkesi ‘lekelenmeme hakkı’….

Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi ile yakından bağlantılı; kişilerin, özellikle henüz kanıtlanmamış veya dayanaksız suçlamalar nedeniyle toplum önünde suçlu gibi gösterilmesini ve itibarlarının zedelenmesini önlemeyi amaçlayan bir hukuk güvencesi…

Her iki kavramın, Anayasa’da (m. 38), Ceza Muhakemesi Kanunu’nda karşılığı bulunuyor; hak ayrıca Türkiye’nin imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de yer alıyor…

Ceza Muhakemeleri Kanunu (m. 157) da ‘soruşturmanın gizliliği’ni teminat altına alıyor…

Türkiye’de bu kavramlar çok sık kullanılıyor, ancak uygulamaya gelince, anayasa, yasalar, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla defalarca teminat altına alınmış hukukun temel ilkeleri kolaylıkla çiğnenebiliyor…

Yalnızca siyaset alanında değil, sıradan konularda yargılanmakta olan insanlardan da bu alanda şikayetler duyulabiliyor…

Bir örnek:

Geçen hafta, bir süredir uyuşturucu kullandığı ve cinsel tacizde bulunduğu iddialarına muhatap olarak yargılanan bir televizyon yüzü, hakkında ileri sürülen iddiaların geçerli olmadığını mahkeme heyetine anlatırken, tutuksuz yargılanma talebini şu gerekçeye bağladı: “Bırakın kaçmayı, hakkımdaki tezviratlar yüzünden evden dışarı çıkamam…”

İçeriye alındığı ilk günden başlayarak soruşturma safhasının her gelişmesi

medya tarafından en mahrem yönlerine varıncaya kadar doğru-yanlış kitlelerle paylaşıldı çünkü.

Yalnız onun değil, ‘tecavüz edildikleri’ ileri sürülen, ancak mahkemede bu iddiayı reddeden kadınlarla ilgili bilgiler de gün be gün tefrika edildi…

İnsanların hata yapmayacakları kabulüne mi dayanıyor hukuk sistemimiz?

Siyaset alanında bazı temel ilkelerin gözardı edilmesi yaygın bir uygulama…

İki yıldır süregiden çeşitli belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarına dönük soruşturmalar daha en baştan kamuoyunu aydınlatma görevi yerine getiriliyormuş görüntüsüyle yürütüldü. Henüz iddianame mahkemeye sunulmamışken, savcılığın hazırladığı metne almadığı sonradan görülen en aşırı iddialar gazete manşetlerinden, TV ekranlarından duyuruldu.

İtibarlar yerlerde…

‘Lekelenmeme hakkı’ ilkesi yargılanan belediye başkanlarının mensup oldukları partilerin sözcüleri tarafından o sıralarda sıkça kullanıldı.

O zamana kadar böyle bir ilkenin hukuk sistemimizde varlığından habersizler bile ‘lekelenmeme hakkı’ konusunda bilgi sahibi oldu.

Cezaevinde aylarca ‘konuk’ edildikten sonra haklarındaki iddialar geçersiz görüldüğü için tahliye edilenler ‘lekelenmemiş’ sayılabilir mi?

En ağır iddialara muhatap edilmiş siyasi kimlikli kişileri yarın mahkemeler suçsuz bulurlarsa ne olacak?

Her yargılananın, hatta bir sebeple yargının ilgi alanına girip gözaltına alınan ya da tutuklananın ‘suçlu’ olduğuna inanmamız mı isteniyor?

Anayasa, yasalar, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla teminat altına alınmış ilkeler gereksiz mi?

Gelelim günümüze…

‘Lekelenmeme hakkı’ yakın geçmişte muhalefet sözcülerinin ağzındayken, ‘fon skandalı’ ile birlikte iktidar sözcülerinin malzemesi oluverdi.

İktidar sözcüleri, mağdurları koruma niyetini öne sürerek vurgunda yer aldığı yolunda kuşkular bulunan kişilerle ilgili listedeki isimlerin açıklanması taleplerine karşı kullanıyorlar ‘lekelenmeme hakkı’ ilkesini…

Oysa listenin açıklanmasının AK Parti içerisinde de destekçileri. var.

Ana paralarına fondan dört ayda 2 milyar TL kazandıran eski bakan ile eşi, ‘suçu’ kabullenir hal ve hareketleri sonrasında kamuoyundan gördükleri tepkiye herhalde üzülmüşlerdir.

Listedeki başkaları da onların durumuna düşmek istemiyorlardır…

Fakat bir yandan da, 455.578 kişinin mağduriyetine yol açmış vurguncuların mağdurlardan topladıkları paraların akıbeti önemli.

Skandal sürecini açıklamalarından izlediğimiz bakanın verdiği bilgiye göre, 214 kişi ve tüzel kişi 3 fondan toplam 187 milyar 653 milyon TL kazanç sağlamış. Bunlardan 141 kişinin 100 milyar 676 milyon, 73 kurumun ise 86 milyar 977 milyon elde ettiği belirlenmiş…

Bu isimler açıklanırsa lekelenmiş mi olacaklar?

Kötü haberi vereyim: Lekelenmesinler diye bu kişilerin isimlerinin açıklanmaması skandalla ilişkisiz bazı isimlerin fısıltı gazetesi aracılığıyla lekelenmesine yol açıyor…

Lekelenmeme hakkı, kimilerini korumak için hatırlanıp başkaları söz konusu olduğunda unutulacak bir ayrıcalık değil, herkes için geçerli olması gereken bir hukuk ilkesidir.

Belediyelerle ilgili iddialar ‘lekelenmeme’ ilkesi göz ardı edilerek yaygın bilgi haline sokulurken, ilgisiz insanları lekeleme pahasına, fon vurgununa karışmış kişilerin isimleri saklanmak isteniyor…

Gözden kaçıyor mu sanılıyor bu çelişkili durum?

Öyle sanan yanılır…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.