Fenerbahçe oyunu - hız sorunu
Rizespor, altı maç sonunda topladığı on puanla rakibi Fenerbahçe ile aynı durumda seyircisinin önüne çıkmıştı. Evinde oynadığı iki maçtan puan çıkarabilse zirve ortaklarından biri olabilirdi. Altı maçında toplam 18 gol yaşayan Karadeniz ekibi; gol bulabilmenin yanı sıra kalesini de çoğu zaman gole kapatabilen bir görüntü çizmişti.
Dün akşam ise bunun tam tersini yaşadı.
Fenerbahçe için 29 günlük zorlu fikstür Rize deplasmanı ile başladı, takvim, sarı-lacivertliler için ciddi zorlukların yanında kilit maçları da barındırıyor.
Orta saha ile forvet hattı arasındaki bağlantıyı sağlayan Asensio nun dönüşüyle sarı-lacivertliler, sol açık Kerem Aktürkoğlu dışında ideal kadrosuyla Didi Stadı’na çıkmıştı. Karadeniz ekibi oyuna istekli başlasa da golü bulan, kadrosunda Matador barındıran Fenerbahçe oldu. Sarı-lacivertliler skoru alsa da oyun üstünlüğünü eline geçirememişti, ilk yarıda sahanın her yerinde olan, takımı adına topla en çok oynayan takımını hızlı atağa kaldıran tek isim Kante idi.
Kerem ve Greenwood etkisiz kalınca pozisyon üretmek kaleci Ederson’un uzun vuruşlarına kalmıştı, O da dün akşam üst üste üç topu taca yolladı. Bunun yanı sıra son iki maçta kalesine gelen on bir isabetli şutu kurtaran istatistik sağlamıştı.
Fenerbahçe adına sezona en iyi başlayan kim diye sorarsak Kante- Ederson diyebiliriz. Kim bunlar bir an önce satılsın diyen bazı yorumcu- başkan - yöneticiler.
İsmail Kartal, "Takım olarak milli arayı iyi değerlendirdik. 13-14 oyuncumuz milli takımlarına gitse de iyi hazırlandık" açıklamasını yapsa da takımın oyunu gerilemiş, temposu düşmüştü. Stoperler Ake ve Škriniar rakip ataklara karşı ayakta kalmayı başarsa da, hücuma çıkarken Kerem Aktürkoğlu nun kaptırdığı kritik toplar ciddi sıkıntılar yarattı. Kısacası Fenerbahçe için ilk yarının özeti, gol dışında varlık gösteremediğiydi.
İsmail Kartal ilk yarıda ne gördü ki ikinci yarıya hiçbir müdahale yapmadan başladı? Sistem, hız ve isteksiz tavırlar aynıydı. Üstelik Brown-Kerem koridorunda rakip ataklar geldiği gibi basit pas hataları da tavan yapmıştı. Beklenen değişiklik Asensio-İrfan Can arasında gerçekleşti; ancak bu ezbere bir hamle miydi yoksa oyunu okumaya dayalı bir değişiklik miydi, anlamak zordu. Adeta "Gerçek İsmail Kartal" inadıydı.
Rizespor gününde olsa ikinci yarıda fişi çekmişti. Fakat "atamayana atarlar" kuralı dün yine işledi. İrfan Can ve Oğuz Aydın’ın oyuna girmesiyle fark bir anda açıldı. Burada Oğuz Aydın’ın form grafiğine ayrı bir parantez açmak lazım; 10 dakika içinde 1 gol ve 1 asist üretti. Oyuna biraz hareketlilik gelince skorun da gelmesi tesadüf olmuyor.
Maç sonu söylemlerine dönersek: Her maçı iyi oynayarak kazanamazsınız. Bazen kötü oynarken de üç puanı almak ve skoru büyütmek çok değerlidir. Gecenin en olumlu tarafı buydu. Doğru bir tespit; ancak her rakip Rizespor kadar cömert olmayabilir.
Futbolun karanlık yüzü
İlk defa böylesine uzun bir milli ara yaşandı. Ancak futbol adına olumlu şeyler yaşanmadığı gibi, meydana gelen olaylar geçmişte yaşananları dahi aratır hale geldi. "Geçmişte bu kadarı da olmaz" dediğimiz ne varsa daha kötüsünü gördük, görecek gibiyiz de...
Türk futbolu uzun yıllardır ciddi kan ve itibar kaybediyor. Gelinen noktada futbolu yöneten koltukta sadece başkan var, gerisi adeta "yedek kulübesi". İbrahim Hacıosmanoğlu kendi koltuğunu korumak için deyim yerindeyse teknik direktörün kellesini verdi. Bu koltuk sevdası; başkan vekili ve 15 TFF yöneticisinin istifası ile sonuçlandı ki bu sayının artması bekleniyor.
İşin en acı noktası ise eski hakem Erman Toroğlu nun açıklaması: Hakem Yasin Kol’un Hacıosmanoğlu’ndan daha fazla yetkisinin olduğu iddiası...
Bu yetkiyi kim vermiş? Alan içerideyse, veren nerede?
