Doğru zaman, doğru ödül, doğru insan...

Nobel Barış Ödülü 1901 yılından bu yana birkaç istisna dışında genellikle hak edenlere veriliyor. Manevi değeri ve prestiji büyük bir ödül. Alanlar arasında zamanında barışa, insanlığa ve çatışmaların önlenmesine hizmet etmiş Dunant’tan Arafat’a, Nansen’den Tutu’ya pek çok ünlü isim ve UNHCR’dan Amnesty International’a pek çok da önemli kurum var.

Bu yılki ödül ise Norveç Nobel Komitesi’nin beş üyesi tarafından adı pek bilinmeyen fakat yaptıklarıyla böylesi bir ödülü çoktan hak etmiş Güney Afrikalı hukukçu Navanethem Pillay’a verildi. Daha doğrusu onun kişiliğinde insan hakları, savaş hukuku, hukukun üstünlüğü kutsandı, cezasızlık kültürü sorgulandı, Gazze katliamı dünya kamuoyuna bir kez daha hatırlatıldı.

Tercihin doğru olduğu da hem Trump Yönetimi’nin gösterdiği tepkiyle ispatlandı hem de demokrasiyi, insan haklarını, insancıl hukuku ciddiye alan ülkelerden gelen tebrik mesajlarıyla teyit edildi. Başkan Trump ödülü kendisinin, hatta ülkesinin hak ettiğini iddia ederken, Dışişleri Bakanı Rubio Uluslararası Ceza Mahkemesine yaptırım uygulayacaklarını açıkladı.

Keşke tam tersini yapabilseler, Pillay’ın hiç olmazsa Uluslararası Ruanda Ceza Mahkemesi’nde yargıç olarak görev yaparken tecavüz ve cinsel şiddetin belirli koşullar altında soykırım eylemi oluşturabileceğini hukuki olarak tescilleyen tarihi Akayesu davasında belirleyici rol oynadığını, Gambiya’nın Arakanlı Müslümanlara yönelik soykırım iddialarıyla Myanmar’a karşı açtığı davada Uluslararası Adalet Divanı’nda ad hoc yargıç olarak görev yaptığını hatırlasalardı.

Norveç Nobel Komitesi’nin ödül gerekçelerini okuyup Apartheid rejimi boyunca Nelson Mandela’nın da aralarında bulunduğu siyasi tutukluları ve insan hakları aktivistlerini savunarak eşitlik mücadelesi verdiğini, 2008 ile 2014 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri olarak görev yaptığını ve hak ihlallerine karşı kurumun çalışmalarını yönettiğini, 1967’de de Güney Afrika’da hukuk bürosu açan ilk kadın olduğunu görebilselerdi.

Fakat belli ki onların gözünü kısaltılmış adıyla Navi Pillay’ın Birleşmiş Milletler’in İşgal Altındaki Filistin Toprakları Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’na başkanlık etmesi, hazırlanan raporun İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin soykırım oluşturduğu sonucuna varması, Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (ICC) İsrail ve yöneticileri aleyhine açılan davalarda gerekçe olarak kullanılması karartmış. Aslına bakarsanız iyi de olmuş.

Onların gösterdiği tepki ve tabii ki Norveç Nobel Komitesi’nin verdiği yerinde ve zamanında karar sayesinde Gazze’yi bir kez daha anımsayıp Pillay’ın başkanlık ettiği komisyonun İsrail’in eylemlerinin 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin 2’nci maddesi kapsamında dört eylemsel unsur (actus reus), iki de niyet/kasıt (dolus specialis) içerdiği tespitinin tartışmasız bir soykırım suçu oluşturduğunu kendimize ve dünyaya hatırlatmak imkânı bulduk.

Ben bu imkânın en iyi şekilde 10 Aralık akşamı gerçekleşecek törende bir tarafı Oslo Fiyordu’na, Akershus Kalesi’ne diğer tarafı 1990 yılına kadar bu ödüllerin verildiği Oslo Üniversitesi’nin merkez yerleşkesine bakan Rådhus’ta bizzat Navi Pillay tarafından kullanılacağına, İsrail ve Amerika’nın verdiği, özellikle de bundan sonra vereceği tepkilerin söyleyeceklerinin değerini artıracağına inanıyorum.

Ama ne yazık ki işe yarayacağını; Amerika’yı sarsıp, İsrail’i değiştireceğini, Filistin sorununun çözümüne katkıda bulunacağını, dünyanın daha adil bir yer olacağını ya da yanılmayı çok istemekle birlikte Türkiye’nin etkilenip hukukun üstünlüğü alanında sıçrama gerçekleştireceğini sanmıyorum. ICC’yi kuran Roma Statüsünü’nün imzacısı 125 ülkenin Amerika’ya karşı çıkacaklarını, müzakere de ne demek diyeceğini hiç zannetmiyorum…

YORUMLAR (1)
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.