Medyayı susturmak neye yarar?
Halk TV’ye el konuldu ve kanalın yönetimine kayyum atandı. Yani bir televizyon kanalı daha tek bir işlemle iktidarın kontrolüne geçti. Bir anlamda kanal fiilen kapatıldı.
Tam da aylardır olmadık saldırılara, iftira ve ithamlara maruz kalan; kendisini ifade edebilmek şöyle dursun bütün sosyal medya iletişim kanalları peş peşe yasaklanan Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun nihayet mahkemede savunmasının başlayacağı gün...
Fon vurgununun giderek büyüdüğü ve iddiaların kontrol edilemez bir noktaya geldiği sırada…
Ekonominin yönetilemez, enflasyonun durdurulamaz hale geldiği bir anda…
İslam coğrafyasında daha önce yapılmamış şeylerin denenmek üzere olduğuna dair işaretlerin alındığı bir zamanda…
Artık sadece bir kesimden değil, her kesimden itiraz ve kaygı seslerinin yükseldiği bir atmosferde…
Ve daha birçok şeyin aynı anda ve sorgulanmaya muhtaç şekilde geliştiği bir dönemde Halk TV gibi ülkenin en çok izlenen haber kanallarından birisi tasfiye edildi. Yani medyanın denetim, sorgulama ve takip hakkına ağır bir darbe daha indirildi.
Daha önce Tele1 Televizyonu’nun ve ardından T24 haber sitesinin kapatılması gibi. Bir bahaneyle medyaya baskı devam ediyor.
Türkiye’nin tek çıkışı hukuk, demokrasi, ifade hürriyeti, şeffaflık ve denetim dedikçe her sabah bu değerlerden bir parça daha koparılıyor. Her geceye öncekinden biraz daha eksik demokrasiyle giriyoruz. 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 166. sıraya gerilemişti, sene sonunda kimbilir nerede olacak. Bizden aşağıda da Yemen, Kuzey Kore, Azerbaycan, Myanmar, Cibuti, Rusya, Eritre, Çin gibi ülkeler var. Halk TV’nin susturulduğu gün dünyadaki halimiz işte böyle birşeydi. Tıpkı, Hukukun Üstünlüğü yahut Şeffaflık listelerinde olduğu gibi burada da her sene biraz daha geriye gidip son sıralara demirliyoruz. Aynı anda yüksek enflasyon, yüksek kur, yüksek işsizlik ve yabancı sermaye girişi listelerinde en kötü yerlere demirlediğimiz gibi. Çünkü, demokrasi ve hukuk eksikse ekonomi ve refah da eksiktir.
Bütün bu baskılara rağmen, daha az ve ürkek eleştirinin, olup bitene kayıtsız kalmanın, göz yummanın, kim ne yaparsa yapsın umursamamanın Türkiye’yi daha iyi bir ülke yapacağına inanan var mı? Televizyonlar, haber siteleri kapatıldıkça gerçeklerin değişeceğini düşünen var mı? Problemler konuşulmazsa, hatalar ortaya çıkarılmazsa toplumun daha iyi bir hayat süreceğini düşünen var mı? Eleştirinin olmadığı bir dünyada, iktidarın eleştiriye hak etmediğini söyleyecek olan var mı?
Asla.
Eleştiri bir haktır. Gazetecilik sınır tanımaz bir meslektir. Basın özgürlüğü, herhangi bir ülkenin demokrasi olup olmadığının birinci göstergesidir. Basın özgür değilse ve ifade hürriyeti yoksa diğer temel haklar zaten çoktan erimeye başlamıştı. Küçük büyük, güçlü zayıf, demokrasisi az veya çok bütün ülkelerin asla vazgeçemeyeceği şey basın özgürlüğüdür. Basın özgür değilse toplumun sesi kısıktır.
Medya yasaklanmak bir yana, iktidar yarışının ve siyasi rekabetin dışında tarafsız bölgede korunmalıdır. Gazete, televizyon ve haber sitelerinin kayyum, erişim engeli ve kapatma kararlarıyla birlikte anılmasına son verilmelidir.
Halk TV’nin başına gelenler tarihe, içinden geçtiğimiz dönemde ülkede yaşanan en dramatik olaylardan birisi olarak yazılacaktır. Bu yanlış karardan acilen dönüleceği temennisiyle kanalın yönetimine, çalışanlarına ve elbette ülkeye geçmiş olsun diyorum.
