Ülke niye fon vurgununu yedi, meseleyi anladık mı?
Kurumların zayıflaması, kuralların işlememesi, şeffaflığın önemsenmemesi, denetim eksikliği, tecrübenin dışlanması, liyakat, ehliyet vesaire… Ne kadar sıkıcı kavramlar! Havada asılı kalıyormuş hissi veren, gündelik hayata dair bir şey ifade etmeyen kelimeler. Toplumun büyük kesimi de böyle düşündüğü için çoğu kez bunları tekrar tekrar hatırlatanlara karşı da bir aldırmazlık sürer gider. Üzerine bir de hukuk devleti, hak, adalet gibi laflar eklenince daha da bunaltıcı. Hepsi birer önemsiz detay gibi.
Devlet vardır, hükümet vardır, bakan vardır, genel müdür vardır, başkan vardır hepsinden önemlisi de lider vardır. Yetmez mi?
Yetmediği malumdu ama fon vurgununda bu malum bir kez daha aşikar oldu. Hukuk devleti yoksa, denetim yoksa, şeffaflık yoksa, kurumlar felç olmuşsa, liyakat ve ehliyet yoksa orada paranı çalarlar. Hem de aylarca, yıllarca ve kolayca herkesin gözü önünde çalarlar. 20 milyar doları cebe atarlar ve kimse sesini çıkaramaz.
Devleti sadece hükümet değil aynı anda ve mutlaka bütün bu temel kavramlar yönetir. Onları iptal edersen de yüzlerce yetkili ve sorumlu kişinin gözü önünde herkesin bildiği soygun mükemmelen tamam olur. Bürokrat, siyasetçi ve rantı üreten sözüm ona girişimciler birlikte yer içerler, birlikte teşkilatı kurarlar. Biri ötekini himaye eder, öteki berikine akıl almaz yaralar verir ve soygun bir saadet zinciri gibi uzadıkça uzar. Kurumlar var sanırsın, denetim vardır diye umut edersin ve ‘hiç olmazsa birileri olup biteni takip ediyor’ dersin ama aslında hiçbirinin olmadığını iş işten geçince, alan almışken satan satmışken anlarsın.
Fon vurgunu denilen şey bundan ibarettir.
Herkesin bildiği ama kimsenin işini yapmadığı, zira çoğunun ortak olduğu bir karanlık düzenin faturasıdır önümüze çıkan. Hadi bakalım şimdi parayı kim ödeyecek? Hadi bakalım şimdi mesele iktidara zarar vermesin diye nerede kesilecek?
Gelgelelim meselenin daha elim kısmına…
Rant, hırsızlık, haksız ve hukuksuz kazanç, borsada veya finansta var da başka alanlarda yok mu acaba? Güya en iyi takip edilen, en iyi dijital altyapıya sahip borsada bu kadar büyük bir sermaye göz göre göre el değiştiriyorsa içinde para ve rant olan başka alanlarda kim bilir neler oluyor da kimsenin haberi yok. Merak etmeye değmez mi? Kuruşun bile anında takip edildiği borsa ve bankacılık sektöründe elekten deve geçerken içinde neler olup bittiğini bilmediğimiz sayısız kamu ticaretinde durum nedir acaba? Ya da oralardaki ranta kimler dadanmıştır da işleri tıkırında devam ediyordur.
Liyakat, ehliyet, denetim, şeffaflık, hesap verebilirlik, kurumların gücü ve hukuk bileşik kaplar gibidir. Bir yerde düşük seviyedeyken ötekinde yüksek olamaz. Hepsi aynı seviyededir; ya vardır ya yoktur. Seviyi aynı olduğuna göre borsada olan başka yerde de çok muhtemel yine aynı şekilde vardır. Hal böyleyken kara kara düşünmemek, merak etmemek, tam şu anda belki en az fon kadar başka büyük kaçakların varlığından endişe duymamak mümkün mü?
Türkiye, fon vurgununun sahtekarla tamahkarın buluşması yüzünden yaşamadı. Böyleleri hep vardı ve hep olacaklar. Onları bir araya getiren para hırsı değil, para hırsını kolaylıkla paraya çevirmeye müsaade eden denetimsizlik, kurumların iflası, liyakatsizlik ve neticede bir hukuk devleti olamamak gerçeğidir.
İyi işleyen bir demokrasi ve illa da hukuk devleti toplumun karnını doyurur. Ama sadece içinde çoğulculuk, denetim, şeffaflık, liyakat ve hukuk olan demokrasi karın doyurur. Bunlar yoksa, siyaset ve bürokrasi sahip olduğu güçle çalıp çırpıyorsa, hesap verme korkusu taşımıyorsa ve zaten kendisi gibi herkes aynı şekilde yolunu buluyorsa toplum muhakkak fakirleşir. Enflasyon yüzde 30’a çakılır kalır, ülke dünyanın en büyük faizini öder, hayat pahalılaşır, işsizlik düşmez, umut kesilir ve insanlar geleceklerini ülke dışında arar.
Yazının başında sıralanan bütün o sıkıcı kavramlar hayatı ucuzlatmaya, bu ülkeye aidiyeti artırmaya, hak edenin hak ettiğini kazanmasına, hak etmeyenin de milletin hakkına musallat olmamasına yarar. Foncunun, rantçının, rüşvetçinin milleti soymasına mani olur; kamu ve piyasa kaynaklarına dadanan hortumları keser. Bir ülkede hukuk varsa ve herkese eşit uygulanıyorsa kimse çalmaya çırpmaya özenemez. Yoksa da şimdi olduğu gibi çalan değil çalmayan ayıplanır.
