Memlekette yağma ve talandan geçilmez oldu

Neden ve nasıl bu duruma düştüğümüzü iyi anlamak lazımdır. Adım adım 16 yılda bugünlere geldik. Kısadan söylenecek kök sebep, kuralların yok sayılması veya birilerine işlemez hale gelmesidir. Yoksa gücü yetenin yettiğine çökmesi, o kurumu bu makamı kendisi için kullanması ve suistimallere girişmesi nasıl mümkün olabilirdi?

Bu anarşinin sürmeyeceği, sürdürülemeyeceği kesin bir dille söylenebilir. Tamam da 21. yüzyıl şartlarında ağır bir fetret devrine girdiğimiz de açık. İyileri dışlayan bir ağ kuruldu ve insan malzememiz bozuldu.

İki yıldır her gün birilerine operasyon düzenleniyor. Bu suç öbeklerinin nasıl oluştuğuna da bakmak lazım. Devlet devlet gibi işlemezse güç odakları o boşluğu doldurur. Devlet yapılarından destek alınmadan olmayacak işlerdir. Krizler krizleri, krizler devlet krizini doğurur. Şimdi galiba oradayız.

Dikkat edin, kanun dışı oluşumların hepsi değilse de çoğunun kılcal damarlara kadar yayılması 15 Temmuz sonrasında “alenîleşmiştir”. “Alenîleşme”, yaygınlaşmayı ve kuraldışılığın normalleşmesine gidişi gösterir. Sistemsizlik sistem haline gelir. Şimdi galiba oradayız.

KİM SORUMLU?

Her alanda yaşanan kanun dışılıklarda ilgili kişilerin ve onlar eliyle kurumların göz yumması açıktır. Asrın vurgunu denen fonlarda Maliye Bakanı aylar önce manipülasyonlar oluyor diyor. Diyor ama hiçbir şey yapamıyor. Partililerin de ilgili kurumların da sesi çık(a)mıyor. Olanları görenler var fakat dilleri, elleri bağlı.

Verilen görüntüye göre “Her şeye tam hâkimiz”. Gelin görün ki uçan kuştan haberi olduğunu sandıklarımız, sağ taraflarındakinin ettiği işleri görecek durumda değillermiş. Bilerek göz yumduklarını veya onayladıklarını elbette söyleyemeyiz. Bir ihtimal kalıyor, demek ki bilmiyorlar. Nereden baksanız vahimdir. Yakın körlüğünün bu derecesine herhangi bir göz hastalığı teşhisi konamaz.

Her ne olursa olsun sonuç değişmez: Devlet hayatında yanlış yapan bedelini öder. Çünkü halkın verdiği gücü kullanmak kurallara göredir. Etrafındakilerin neler yaptığını bilmemek yönetenin âcizliğidir. Yönetme becerisini sorgulatır. Emaneti taşıyamamaktır. Ayrıca bilmemek sorumluluğu ortadan kaldırmaz, katlar.

KURALLAR ASKIYA ALINIRSA ANARŞİ DOĞAR

Yönetenler, içlerinden çok kimsenin karıştığı bu krizi temizlenme fırsatı görmekte çekingen görünüyorlar. Geçen hafta yazdığım gibi sanki başka bir memlekette olmuş bir olay ve kendileriyle de hiç ilgisi yokmuş gibi bakıyor ve konuşuyorlar. Zamana yayarak kapatmak istedikleri anlaşılıyor. Arada başkalarına çatma fırsatı doğuracak küçük yanlışlıklar arama peşindeler. Suçluyu dışarda aramanın bu türlüsünden vazgeçmiyorlar.

Asrın soygunu denen Fonzi krizi o kadar büyük ki hükûmetimizin bu zamana kadar suçu dışarda ve başkasında arama yönteminin kendilerine faydası olmayacak. Birilerini feda edecekleri kesin. Eski bakan ve Genel Başkan yardımcısı Kaya Hanım’ın arkasında kaya gibi duramadılarsa da çok kolladıkları kesin. Kamuoyu baskısıyla parayı iade ettirdiler. Kimse görmedi. Yine kamuoyu baskısıyla ifadeye çağrıldı. Yine kimse görmedi. Krizlere böyle yaklaşılması çözüm düşünülmediğini düşündürüyor.

Kriz, yönetenleri de vurduğu halde tavır değişikliği olmaması anlaşılır bir durum gibi görünmüyor. Söylem yine aynı: “Sonu nereye varacaksa..”. Doğruluğunu bu zamana kadar birçok olayda görmedik diyenler yine haklı çıkarlarsa şaşılmaz. Bu konuda henüz göreceğimize dair işaretler de görünmüyor. Memleketin insan çürüme derdi bir kere daha böyle kabak gibi açığa çıkıyor.

ÇİFTE SATANDARDIN ÇİFTE ÇİFTE UYGULAMASI

Bu sefer krizin üstü örtülemeyecek gibi. Vatandaş susmayacak. Öyle ya 455 bin kişinin hesabının bulunduğu, en az iki milyon kişinin doğrudan etkilendiği bir soygun karşısındayız. Dolaylı da sayılsa bütün memlekete dalga dalga yayılan cep yakma etkisi oluyor, olacak.

Çözüm odaklı bakmaya mecburuz. Halk Tv’ye kayyım atamakla, eleştireni susturmaya kalkmakla olmaz. İçerdekileri dinlemedik ve susturduk. Ne olduğunu gördük. Yağma ve talanlar ayyuka çıktığı halde önleyecek duyurma ve uyarma görevi muhalefetten, aydınlardan, kamuoyundan ve basınımızdan esirgendi. Lağımlar içinde bu lağım da yabancı finans ve değerlendirme kuruluşlarının haber vermesiyle patladı.

Fonzi krizinde birkaç kişi içeri alındı. Bakane Hanım ve bir düzine yükseklerdekiler için öyle bir şey düşünülmedi. İki gazeteci, yıllar önce yayınlanan bir fotoğrafı hatırlattıkları için içeriye alındılar. İkisi de ev hapsinde. Gel de anla!

Aynı günlerde ekranlara bir adamın kahvaltılık çaldığı için Emniyet’e götürülüşü düştü. Adamı bir arabanın arkasına tıkarak getiriyorlardı. Sonra tutuklandı. Memleketin şu an itibariyle 25 milyar dolarına, etkisi itibariyle borsada kaybettirdiğine bakarsak 90 milyar dolarının uçmasına sebep olanlarla ilgili henüz kuralların uygulanacağını göremiyoruz.

Aç kalan ve kahvaltılık çalan yaka paça içerde. 455 bin kişinin birikimine göz dikenler bu kadar rahat.

Ziya Paşa merhum: “Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz,/Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir.” diyor. Tam öyle.

Devletlülerimiz teflon tava. Hiçbir şey bulaşmıyor.

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.