Bizim ‘kahve’miz güzeldir

'Güzel mekandır’ diyesim var ama eskisi gibi sabit değiliz. İlesam’dan Süleymaniye’ye, Süleymaniye’den Çamlıca’ya, Subaşı’na taşındık. Evvelce günün hangi saatinde gitsek dostlara kavuşurduk, şimdi sadece cumartesilere kaldık.

Bizim kitabın adı ‘Ben de Çay Parası Ödüyorum (Ahmet Uysal, Ötüken Yayınları.) Bu adın bir açıklaması var. Kahvede herkesin söz hakkı vardır. İstediği zaman, istediği fikri söyler. Beğenmeyen de o fikrin aksini söyler. Böyle yürür gideriz.

Şimdi bir ‘moderatörlük’ düzeni getirdi arkadaşlar. İş adamı Alper Kanca baş moderatörümüz. Gazetemiz yazarı bankacı Mehmet Ali Verçin yardımcı moderatörümüz.

Alper Kanca, Alman ekolünden. Kahvedeki müzakerelere Alman disiplini getirmeye çalışıyor.

Mehmet Ali’nin kendisi bir ekol. Herkesin düşündüğü istikametten farklı, tercihan aksi istikamette nasıl düşünüleceğini bilir. Bilmekle kalmaz o kadar kısa sürede zihinsel hazırlığını yapar ve düşündüğünü savunmayı başarır.

Aydın Çetiner silah sanayii uzmanıdır ve stratejisttir. Benim anladığım kadarıyla (Anladığım diyorum çünkü her hafta gidemiyorum hiç olmazsa ayda bir gitmeye çalışıyorum) nöbetçi moderatördür. Alper ve Mehmet Ali yoksa raconu Aydın keser.

Bayram Çiçek harikadır. ‘Kayyım’ diyesim geliyor ama bugünlerde ‘kayyım’ (en azından benim lügatimde) kötü bir anlama geliyor.

Bayram için ‘işleri deruhte eden, çekip çeviren’ anlamında kayyım diyebiliriz.

Burada adını anmak istediğim başka arkadaşlarım da var. Bir gün güzel bir vesileyle anmak nasip olur inşallah.

Kahve hakkında etraflıca malumat isteyenler ‘Ben de Çay Parası Ödüyorum’ kitabını mütalaa edebilir.

Bir akşam Bayram Çiçek aradı, “Hatay’a gidiyoruz” dedi. Kahve halkının teşebbüsüyle Kırıkhan’da dört sene önce (7 Haziran 2022) Rahmet’e giden arkadaşımız Mevlâna İdris’in adıyla anılacak bir kız öğrenci yurdu inşa edildi, onun açılışı yapılacakmış.

Şairdir Mevlâna. Bu yüzden hayatın onun ruhundaki izleri daha derindir. Adını anmışken şiirini de analım.

“Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz/Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz/Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz/Rüzgârın sesini, ırmağın sesini”

“Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim/Çok yenildik yetmez mi?”

“Kuşlar gibi bakarken/Kuşlar gibi vurulan çocuklarla/Çok yenildik yetmez mi/Bir mermiyle değişirken dünyamız/Kulağımızda uluslararası bir kınama”

“Başımız yerde/Açtık elimizi sevgilinle birlikte/Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan/Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından/Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım/Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım/Elimiz açık ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz/Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına/İnşirah inşirah inşirah/Ayetin değil miyiz senin Yâ Allah...?”

Dua, duaysa eğer, şiirden ziyadedir. Bir lisanın var ve o lisanla Allah’a hitap ediyorsun. Büyük bir mazhariyet. Mevlâna inşallah umduğu yerdedir.

‘Bizim kahvemiz’ en çok da vefakarlığı sebebiyle güzeldir. Yıllardır beraberim. Vefakarlığa aykırı bir hallerine şahit olmadım.

Hatay’a gittik. Açılışı yaptık. Katkıdan bulunanlardan Allah razı olsun. Alper Kanca’dan, Mükremin Atmaca’dan ve diğer arkadaşlarımızdan.

Haberi, dünkü Karar’da etraflıca verilmiş. Saliha Sultan gördüklerini aktarmış.

Mülki erkan ve siyasetçiler konuştular. Konuşmalar bittikten sonra Saliha Hanım bana sordu. “Yusuf Abi, Mevlâna burada olsaydı ne yapardı?”

“Çok sıkılırdı, dedim. Programı izlemezdi, buradan kaçardı.”

Ertesi gün Antakya’yı gezdik. Aslında gezdik sayılmaz. Şehir henüz kendine gelememiş. Çalışmalar devam ediyor. Meskenlerin çoğu tamamlanmış. Çarşı yeniden inşa ediliyor. Kahramanmaraş’ı, Adıyaman’ı, Malatya’yı, yıkılan değer şehirleri hesaba katarsanız büyük bir iş. 100 milyar dolar civarında bir maliyetten bahsediliyor. Bunu takdir etmek lazım.

Ama şunu da ihmal etmemek lazım.

Bu, bir taraftan da tedbirsizliklerimizin maliyeti.

İşimizi düzgün yapsaydık (buna Kur’an-ı Kerim’de ‘salih amel’ deniliyor) binalarımızı yaparken depremi yani Allahu Te’ala’nın ayetlerini/yasalarını dikkate alsaydık, belki yine aynı masrafı yapardık. Fakat 50 bin insanımızı kaybetmezdik.

(İktisatçıların söylediklerine bakılırsa fon vurgununun parasal maliyeti de aşağı yukarı depremin maliyeti kadar. Adamlar devletin içindeki imtiyazlarını kullanarak deprem imal etmişler!)

***

Değerli dost Cevat Özkaya’nın vefat haberini Hatay’da aldık.

Cevat Abi’yi hep güzel işlerde gördüm.

Bosna Dayanışma Grubu bunlardan biriydi.

Başında bulunduğu Pınar Yayınları’nın düşünce dünyamıza katkısı da değerlidir.

Etraf kaba saba, çatık kaşlı, nobran tiplerle dolu. İnsanlar külhanbeyi gibi konuşuyor.

Böyle bir mevsimde Cevat Abi’nin ağabeyliği, dostluğu, nezaketi, zarafeti çok değerliydi.

Onun tebessümünü bir daha bulabilir miyiz?

YORUMLAR (2)
2 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.