‘Devlet aklı’nın ermediği işler
Etrafımda borsa ile ilgilenen arkadaşlar var. Hemen hepsi amatör. Bazen akşamları bir araya geliyoruz. Aralarında konuşuyorlar. Birbirlerine tavsiyelerde bulunuyorlar. Filan hisse tavan yapmış, filan dip yapmış. Grafikleri açıp birbirlerine gösteriyorlar.
Şu kadarını anlıyorum, işin bir ‘oyun’ tarafı var. Bazı tipler bazı hisseleri yükseltebiliyor. O tipler torpilli tipler, hisseler de torpilli hisseler.
Bir gün, borsa işiyle uzun yıllar profesyonel olarak uğraşmış bir dostum bazı muameleleri temsili rakamlarla anlattı.
“Sana, filan hisseyi al diyorlar. Diyelim yüz bin liralık alıyorsun. Tık tık tık tık, o hisseyi yükseltiyorlar. Bir ay sonra bir milyon oluyor. Birkaç ay sonra on milyon. Sonra sana ‘sat’ diyorlar. 10 milyona satıyorsun. Böylece ‘helalinden’ on milyon kazanmış oluyorsun. Rüşvet değil, kara para değil, kumar parası değil, tertemiz para.”
Helal mi? Temiz mi?
Bu devirde ‘helal’ fetvası verecek molla bulmak zor değil. (Mollalarımızın mezhebi genişledi. Hala ‘ehl-i sünnet ve’l cemaat’ ama eski zamanlara göre mesela 20-30 yıl öncesine göre daha geniş. Bir de içtihat kapısı kapalı derler! Mezhebi genişletmek için cayır cayır içtihat yapıyorlar.)
Bu yazdıklarıma bakarak borsa işlerinden anlamadığım sonucunu çıkarabilirsiniz.
Haklısınız, pek anlamam.
Bu yüzden borsadaki fon yolsuzluğunun teknik ayrıntılarına dair yeni bir şey söylemem mümkün değil.
Bizde İsmet Berkan ve İbrahim Kahveci ilgilileri yeterince aydınlatmıştır. Ben de öğrendiğim kadarını onlardan öğrendim. Ayrıca bir şey söylememe gerek yok.
Yolsuzluğun fonlara evini arabasını yatırıp para yatıran beş yüz bin kişiyi zarara soktuğu söyleniyor. Yaklaşık 20 milyar dolar batmış.
Büyük para.
İbrahim Kahveci fonlardaki depremin borsanın genelinde ciddi bir düşüşe sebep olduğunu, fonlara girmeyenlerin de zarara uğradığını, toplam zararın bir trilyonu geçtiğini söylüyor.
İzahlarına baktım, tutarlı.
İsterseniz biz yolsuzlukların başka bir yönüyle ilgilenelim.
‘Derin devlet’ veya ‘devlet aklı’ gibi tabirlere mesafeli olduğumu bilenler biliyor.
Memleketin selametini gözeten, koruyup kollayan, müdebbir, kuşatıcı bir akıl var mıdır?
Evet, devletin mukim olduğu mevkide birtakım akıllar var.
Ama o akıllar neyin selametini gözetiyor?
Memleketimizde bir ‘devlet aklı’ varsa bile o aklın ekonomiden anlamadığını daha önce yazmıştım.
Derin devlet ekonomiden anlasaydı herhalde bir takım aklı evvellerin ekonomiyi bozmasına, enflasyonu bu kadar azdırmasına müsaade etmezdi.
Ya da bir başka ihtimal.
Enflasyonu derin devlet bile isteye azdırdı.
Yapar mı?
Hüsnü zan edelim. Yapmaz herhalde.
Aksi takdirde ‘derin devlet’ dediğimiz muhayyel mevkii işgal edenlerin enflasyonun yükselmesinden bir menfaatleri olması lazım.
Anladığım kadarıyla bu ay patlak veren fon krizi dışarıdan bakılınca görülebilecek bir şeydi.
Mesela ‘derin olmayan devlet’ riski gördü ve uyardı.
‘Derin olmayan devlet’ kim?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek.
Şimşek, normal devlet.
10 ay önce serbest fonlar ve para piyasası fonları aracılığıyla, fiili dolaşım oranı düşük bazı hisselerde olağandışı fiyat hareketleri ve manipülasyonlar tespit edildiğini söylemişti.
Kriz ‘dışarıdan’ da görüldü.
MSCI, geçen haziran ayında Uluslararası yatırımcıların Borsa İstanbul’da koordineli işlemlerle fiili dolaşım oranlarının yapay bir şekilde artırılmasından şikayetçi olduğunu açıkladı ve borsayı uyardı.
(MSCI: Morgan Stanley Capital International, dünya genelindeki hisse senedi piyasalarının performansını takip eden kuruluş.)
Derin olmayan devlet gördü.
Ecnebiler gördü.
Fakat bizim içerideki ‘derin devlet’ göremedi.
Şu halde birinci seçenek.
Bizim ‘derin devlet bazı işlerden anlıyorsa bile ekonomiden, para pul işlerinden anlamıyor.
İkinci seçenek.
Para pul işlerinden anlıyor, hem de çok anlıyor.
Ama bu işlerden menfaati var.
Müsamaha ediyor, göz yumuyor. Yolsuzluğu yapanları kolluyor. Hatta kendisi de yolsuzluk yapıyor.
Sonunda faturayı millete ödetiyor.
Yok canım! Öyle derin devlet olmaz!
