Kum gibi

2024 Nobel Kimya Ödülü’nün sahiplerinden Demis Hassabis’in, 2026 yılında yazdığı adeta yeni çağın manifestosu olan makalesinde sarf ettiği şu sözler hem bir alegori, hem de gerçeğin ta kendisi:

“Bir durup düşünürseniz, aslında kuma düşünmeyi öğretmenin bir yolunu bulduk. Bu mucizevi bir şey.”

Kuma düşünmeyi öğretmek. Fevkalade şairane, bir o kadar da bilimsel.

Türkiye’de plajlar halkındır önermesi kadar ütopik geliyor değil mi kulağa? Ama değil…

Kumun önemli bileşenlerinden biri silisyum dioksit. Bilgisayar işlemcilerinin temel malzemesi olan silisyum da bu tür minerallerden elde ediliyor.

İnsanlık, doğadaki bu malzemeyi işleyerek milyarlarca transistör içeren mikroçipler üretiyor. Ardından bu çiplerle çalışan, dil kullanabilen, matematiksel problemleri çözebilen ve akıl yürütme yetenekleri sergileyen yapay zekâ sistemleri…

Yani milyarlarca yıldır doğada bulunan bir maddeyi, zekâ benzeri yetenekler sergileyen makinelerin temel malzemesine dönüştürdük.

İnsanlık olarak kum tanelerine düşünmeyi öğrettik ama ne kendimize, ne de birbirimize düşünmeyi, hem de ince düşünmeyi öğretemedik.

Belki de şair haklıydı. Bilimin bu mucizevi bulgularının verimliliğimizi arttırdığı bu dünyada, yaman bir çelişki olarak ince şeyler düşünmeye hiçbirimizin vakti yok.

Kum gibi başlığını attığım andan beri, bu yazının arabesk bir melodiye dönüşeceğinden endişe duyuyordum; buna mani olmak için yapay zekâ dünyasındaki son gelişmelere dümen kıralım.

Son günlerde popüler olan modellerden biri de Jev, ya da karar modelleri. Önce üretken modeller, ardından muhakeme yapan reasoning modelleri, sonra bu sesli düşünmelerden yakayı sıyırmak isteyen mühendislerin arayışları sonucunda bugün elimizde olan Jev modelleri.

Bu modeller sizin için ne yazık ki metin üretmiyor; şiir yazmıyor. Ama daha iyi bir şey yapıyor; bir soru sorduğunuzda lafı dolandırmadan en uygun cevabı veriyorlar.

Mesela bu yazıyı girdi olarak verip, yazının güzel olup olmadığını sorsanız muhtemelen olumsuz yanıt verecek. El insaf! Ama çalışma mekanizması aynen bu şekilde.

Bir girdi, bir soru, muhtemel yanıtlar ve model çıktısı.

Bu sebeple bu modeller çok hızlı. Tam olarak yapay zekâ teknolojilerini hayatımızda konuşlandırmak için aradığımız şeyi sağılıyor: Hız ve deterministik yanıtlar.

Böylece bir satranç oyunundaki gelecek hamleden tutun da, direksiyonu nereye kıracağınıza dair yön talimatına kadar nerede kullanmak isterseniz orada kullanın.

Çok hızlı ve çok ucuz. Bu sebeple yavaş yavaş ürün dünyasında kendine ayrılan yeri almaya başladı, başlıyor diyebiliriz.

Jev’in verdiği ilhamdan sonra pek çok teknoloji şirketi kendi karar modellerini yayınlamaya başladı. Sonuncusu da Microsoft.

OpenAI’dan ayrılan bir mühendisin kurduğu TypeSafe’in ürünü olan Jev modelleri System One olarak kategorize ediliyor.

System One ne demek peki? Nobel ödüllü psikolog Daniel Kahneman’ın “Hızlı ve Yavaş Düşünme” kitabında anlattığı sınıflandırmaya göre iki zihinsel sistemimiz var. Birincisi, yani System One, daha şipşak ve güdüsel. Bu renk ne diye sorduğumuzda mesela; benim gibi gözlerinin azizliğine uğramış biri değilseniz şappadanak rengi söylersiniz. Adınızı biri sorduğunda da aynı refleksle cevap çıkıverir. İkincisi, yani System Two ise muhakeme gerektiren sorularda devreye girer ve cevap süresi uzar, saniye, milisaniye cinsinden olsa bile. Bu modeller ilkine benzediği için System One modeller deniyor. Ama TypeSafe’in kurucusunun Smart If tabiri benim daha çok hoşuma gitti; ne yalan söyleyeyim…

Smart If, programlamanın temel bileşenlerinden olan If (Eğer) karar ifadelerinin daha akıllı hale gelmesi demek. Üstelik koşullar için sizin kriterleri tanımlamanız gerekmeyen gerçek dünya durumları için. Smart If (ya da System One) modellerinde büyük veri ile eğitilmiş (pretrained) modeller zaten cevabı, ya da en muhtemel cevabı biliyor olacaklar.

Dünya bambaşka bir yere doğru dolu dizgin gidiyor.

Kum, akıllı koşullar demişken; hâlâ akıllanmayan insanoğluna son sözü Taranta-Babu’ya Mektuplar isimli şiiriyle Nazım Hikmet söylesin isterim:

Ve dünya öyle büyük,
öyle güzel
öyle sonsuz ki deniz kıyıları
her gece hepimiz
yan yana uzanıp yaldızlı kumlara
yıldızlı suların
türküsünü dinleyebiliriz…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.