1 euro 9 lira gözler Merkez Bankası’nda

Ekonomi yönetiminde rasyonellikten kaçışın etkisiyle kur ‘her gün yeni rekor’ noktasına ulaştı. Moody’s’in ‘Kurumlar sorunlarla baş etmede yetersiz’ deyip Türkiye’nin notunu en düşük seviyeye indirmesi kronik sorunların yansıması oldu. 120 milyar dolarlık rezervi eriten ‘kura dizgin’ hamlesi de karşılıksız kaldı. Dövizde yükseliş sürerken sıkıntılı süreci tersine çevirecek adımların atılmaması ise dikkat çekiyor.

1 euro 9 lira gözler Merkez Bankası’nda

Türkiye’de son iki yıldır izlenen hatalı politikaların en ciddi yansıması kurda oldu. 2019 mart ayından beri doları 7’nin altında tutmak için 120 milyar dolar harcanmasına rağmen kur, tüm barajları yıkarak 7.70 seviyesini aştı. Türkiye dünyada da gelişmekte olan ülkeler arasında negatif ayrıştı. Kredi kuruluşu Moody’s “Kurumlar sorunlarla baş etmede isteksiz veya yetersiz” savunmasıyla Türkiye’nin kredi notunu 2011’in bile altına çekti.

"HÜKÜMET MB'NİN ÜSTÜNDEN ELİNİ ÇEKMELİ"

TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı yüzde 29’ları aştı. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin ardından geriye gidişin hızlandığını vurgulayan CHP Sözcüsü Öztrak “İktidarın ilk döneminde Türkiye’nin her 100 dolar geliri karşılığında, 7 dolar kısa vadeli dış borcu vardı. Şimdi her 100 dolara karşı 17 dolar borç var” dedi. Ekonomi yönetimine dikkat çeken Gelecek Partili İbrahim Turhan da “Hükümet Merkez Bankası’ndan elini çekmeli” uyarısı yaptı.

karar manşet 24 eylül

1 EURO 6 LİRA GÖZLER MERKEZ BANKASI'NDA

Kurun TL karşısında kırdığı rekor artık günlük rutin haline gelirken, ekonomi yönetiminden bir açıklama gelmiyor. Yıl başından bu yana yüzde 29’un üzerinde değer kaybeden TL, yeni çıkış noktası ararken, Merkez faiz silahını açık açık kullanmamakta kararlı. Tabela 8,25’i gösteriyor fakat, örtülü artışlar yüzde 11’leri aşmış durumdu. Rekorunu sürdüren dolar 7.70’e ulaşırken euro 9 lirayı buldu.

Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından önce kur yerinde durmuyor. Uzun bir süre önce 6.85 seviyesinde yaklaşık 1 ay boyunca tutunan kurun, halatı koptu. Bu seviyeden sonra dolar TL karşısında hızlı bir değer artışı yaşadı. Haftalık rekorlara devam eden kur, Merkez Bankası’nın son PPK toplantısından sonra yerini günlük rekorlara bıraktı.

Önceki gün 7.67’nin üzerini gören dolar/TL dün de tarihi seviyelerini 7.70 ile güncelledi. Euro da dün yeni rekoruna ulaşarak 9 liraya yükseldi. Türk Lirası yılbaşından bu yana ABD Doları karşısında yüzde 29, Euro karşısında yüzde 35 değer kaybetti. Merkez, TL’deki değer kaybı karşısında Ağustos ayının ortalarından bu yana TL likiditesini sıkılaştırarak para birimini desteklemeye çalışıyordu. Piyasayı politika faizi olan yüzde 8,25’ten fonlamayı kesen Merkez Bankası, ortalama fonlama maliyetlerini yüzde 11 seviyesine yaklaştırdı. Ekonomi yönetiminin fiili olarak müdahalesinin olmadığı görülürken, Merkez Bankası örtülü faiz artışını sürdürüyor. Fakat, Merkez PPK toplantılarında faiz barajını 8,25 seviyesinde sabit bırakıyor.

PPK toplantısı öncesinde USD/TRY karşısındaki rekor ataklar devam ederken merkezin faizlerde değişikliğe gitmesi ise beklenmiyor. Sürpriz bir faiz artışı durumunda oran kurdaki hareket için önemli ve 100 - 200 bp aralığındaki bir oranın kurda sınırlı etki yaratması bekleniyor. Geri çekilmelerde ise 21 günlük hareketli ortalama bölgesi olan 7,51 en yakın destek olarak izleniyor. 2020’ye 5.90 üzerine başlayan kur, yıl içinde en düşüş 5,84 seviyesini görmesinin ardından ilk rekoru mayıs ayında kırdı. Ağustos itibariyle rekor yükselişini hızlandıran kur, Eylül’de de hemen her gün rekor tazelemeye devam etti. Gelişen ülke paralarından negatif ayrışan TL’de negatif faiz, yüksek enflasyon ve cari açık, kredilerdeki büyük genişleme ve jeopolitik riskler gibi gelişmeler değer kaybına neden olan başlıklar.

REZERVLER ŞOKLARA KARŞI SAVUNMASIZ BIRAKIYOR

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisine dair değerlendirmesinde “Yüksek dış finansman ihtiyacı ve düşük rezervler Türkiye’yi şoklara karşı savunmasız bırakıyor” demişti. Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelere de yer verilen raporda, ülkenin 2019’daki dış pozisyonunun belirsizliklerin yüksek olmasına rağmen orta vadeli temeller ve istenen politikalarda belirtilen seviyeden kısmen daha güçlü olduğu aktarıldı. “Büyük dış finansman ihtiyaçları ve nispeten düşük rezervler Türkiye’yi şoklara karşı savunmasız bırakıyor” ifadesi geçtiğimiz günlerde kullanılırken raporda, kısa vadede politikaların kovid-19 krizinin etkilerini hafifletmesi ve en savunmasızları tercihen dış istikrarı korumaya yardımcı olacak bir politika paketi dahilinde geçici mali destek yoluyla koruması gerektiği tavsiyesinde bulunuldu.

TL NEGATİF AYRIŞIYOR

Küresel ekonomik toparlanma üzerindeki baskılar yatırımcıları tedirgin ederken ABD’de enflasyonun gerileyeceğine yönelik beklentiler doların son iki ayın en yüksek seviyelerini görmesini sağladı. Koronavirüs vaka sayılarının Avrupa’da risk iştahını etkilemesinden dolayı dolardaki yükseliş kısa vadede devam edecek gibi gözüküyor. Ancak ABD’de 3 Kasım’da gerçekleştirilecek başkanlık seçimleri üzerindeki belirsizlikler doların dalgalı seyretmesine neden olabilir. Yılbaşından bugüne bakıldığında TL’deki kayıp yüzde 22 ile benzer para birimleri arasında en üstlerde bulunurken son 5 yıla bakında ise TL yüzde 60’ın üzerinde kayıpla benzer para birimleri arasında açık ara en çok kaybeden para birimi olduğu görülüyor. Böylece TL gelişen ülke para birimleri arasında negatif ayrışıyor Ağustos ayında ise Financial Times gazetesi kur üzerindeki baskının devletin müdahalesine rağmen arttığını söylemişti. Değerlendirmede şu sözlere yer verilmişti: “Lirayı desteklemenin en basit yolu Merkez Bankası’nın faizleri artırması. Bu görev şu an korona virüsü dolasıyla ülkenin turizm sektörünün de darbe almış olmasından dolayı karışık. Virüs ortaya çıkmadan önce de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüksek faizleri reddedişini yansıtarak Merkez Bankası faizleri indiriyordu.”

TCMB ELİ KOLU BAĞLI İZLİYOR

Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi olan ekonomist İbrahim Turhan, Türkiye’nin enflasyon canavarı ile boğuştuğu günleri hatırlatarak “Yeniden o günlere dönmek istemiyorsak hükümet Merkez Bankası’ndan elini çekmelidir” dedi. Turhan “Ekonomi “dolarize” oldu. Böylece kur artışının enflasyona geçiş etkisi de arttı. Sözleşmeler, geçmiş dönemdeki enflasyonu veya kur artışını gelecek döneme taşıyacak şekilde oluşmaya başladı. Ve bütün bunlar olup biterken TCMB, eli kolu bağlı durup gelişmeleri seyretmekle yetindi. Zira yasası başka bir şey yapmasına izin vermiyordu. Hükümet MB’den elini çekmeli” diye konuştu. TL’deki kayıp yüzde 22 ile benzer para birimleri arasında en üstlerde bulunurken son 5 yıla bakında ise TL yüzde 60’ın üzerinde kayıpla benzer para birimleri arasında açık ara en çok kaybeden para birimi olduğu görülüyor. Böylece TL gelişen ülke para birimleri arasında negatif ayrışıyor.

120 MİLYAR DOLAR KÜL OLDU

Ekonomist ve Gelecek Partisi Kurucu üyelerinden Kerim Rota da kur için yapılan harcamaya dikkat çekmişti. Rota, Ağustos ayında verdiği demeçte şunlara değindi: “Kuru baskılamak hevesiyle satılan tutarın 120 milyar dolara yaklaştığını hesaplayabiliriz. Artan kur karşısında sürekli yeni hamleler gerçekleştiren Merkez Bankası dövizi sabit tutmak için 105 milyar dolar yaktı. Türk Lirası’nın değerini böyle koruyamayacağını anlayan ekonomi yönetimi, ağustos ayında mahcup bir yükselişe izin verdi.” Eski Hazine Müsteşarı ve DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı “Başka ülkeler gelecek nesillere birikim bırakırken, bizim fon borç bırakmış durumda”dedi. TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı ise yüzde 22’leri aştı. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin ardından geriye gidişin hızlandığını vurgulayan CHP Sözcüsü Öztrak tutarlı strateji adımı atılması gerektiğini kaydetti. Öztrak “Bunlar iktidara geldiğinde; ülkemizin her 100 dolarlık geliri karşılığında, 7 dolar kısa vadeli dış borç vardı. Şimdi; her 100 dolarlık gelire karşılık, 17 dolarlık kısa vadeli dış borcumuz var. Borçlulukta durumumuz 2001 krizinden bile daha kötü.”

ENFLASYON VE TCMB TL’NİN CAZİBESİNİ AZALTTI

Para piyasası uzmanları TL’deki değer kaybını ve dolar/TL kurundaki yükselişi birkaç temel nedene bağlıyor. Enflasyonun çift hanelerde kalmaya devam etmesine karşın Merkez Bankası’nın son bir yıl içerisinde politika faizini yüzde 24 seviyesinden yüzde 8,25’e kadar indirmesinin TL’nin cazibesini azalttığı ve yatırımcıların TL varlıklara olan ilgisinin azaldığı belirtiliyor. Enflasyonun yüksek seyretmesine karşın faiz indirimlerinin sürmesi sonucunda Türkiye negatif reel faiz veren bir ülke konumuna gelmiş durumda. Fonlama maliyetleri yükselmiş olsa da ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti hâlâ yıllık enflasyonun altında bulunuyor. Bir diğer gerekçe ise Merkez Bankası’nın azalan döviz rezervlerinin Türkiye’nin TL’yi destekleme kapasitesine olan güveni azaltması olarak dile getiriliyor. TL’nin baskı altında olmasına yol açan bir diğer neden ise koronavirüs salgını nedeniyle ülkeye döviz girişinde yaşanan düşüş olarak öne çıkıyor.

DÜNYADA PERFORMANSI KÖTÜ

Son dokuz yılın en kötü performansını gösteren doları, diğer birçok para birimine karşı değer kaybederken TL karşısında değer kazanıyor. En son Nisan 2011’de görülen değer kaybının başlıca iki nedeni olarak kovid-19 salgınının durdurulamamasının ekonomik canlanmayı frenlemesi ve düşük faiz oranlarının beklenenden daha uzun süre tutulması yatıyor. Dolara olan güvenini yitirmeye başlayan yatırımcılar ise ellerindeki dövizi koronavirüsten daha az etkilenen ülkelerin para birimleri ile değiştirme yoluna başvuruyor.


YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN