Sinema tarihinin en ikonik yapımlarına imza atan Walt Disney Animation Studios’un usta yönetmeni, animatör ve senarist Roger Allers, Santa Monica’daki evinde yaşamını yitirdi. Disney yetkilileri, 76 yaşındaki Allers’ın kısa süren bir hastalığın ardından aramızdan ayrıldığını doğruladı.
BİR VİZYONERİN VEDASI
Cumhuriyet'in haberine göre Allers’in vefatını, uzun yıllar omuz omuza çalıştığı mesai arkadaşı Dave Bossert duyurdu. Bossert, Allers’ı "Disney Rönesansı’nın temel taşı ve mütevazı bir dahi" olarak tanımlarken; Disney CEO’su Bob Iger yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:
"Roger Allers, hayal gücünün sınırlarını zorlayan yaratıcı bir vizyonerdi. Onun Disney mirasına yaptığı katkılar, kuşaklar boyu çocukların ve ailelerin kalbinde yaşamaya devam edecek."
PETER PAN’DEN BROADWAY’E UZANAN BAŞARI HİKAYESİ
1949 yılında New York’ta doğan Allers’in sinema tutkusu, henüz 5 yaşındayken izlediği Peter Pan ile filizlendi. Kariyer basamaklarını hızla tırmanan sanatçı, Disney’in en parlak döneminde şu başyapıtlarda kilit roller üstlendi:
Küçük Deniz Kızı (The Little Mermaid)
Aladdin
Güzel ve Çirkin (Beauty and the Beast)
ASLAN KRAL İLE GELEN REKORLAR
1994 yılında Rob Minkoff ile birlikte yönettiği Aslan Kral, Allers’in kariyerinin zirve noktası oldu. Film, sadece gişede bir devrim yaratmakla kalmadı, ev videosu satışlarında 55 milyon kopya ile kırılması güç bir dünya rekoruna imza attı. Allers, bu başarısını sahneye de taşıyarak yapımın Broadway uyarlamasıyla 1998 yılında prestijli Tony Ödülü’nün sahibi oldu.
MİRASI GELECEK KUŞAKLARA IŞIK TUTUYOR
Disney’den ayrıldıktan sonra Sony Pictures Animation çatısı altında Çılgın Dostlar (Open Season) gibi başarılı projelere de imza atan Allers, animasyon tekniği ile hikaye anlatıcılığını birleştiren eşsiz tarzıyla tanınıyordu. Lilo & Stitch ve Şaşkın İmparator gibi modern klasiklerin mutfağında da yer alan sanatçı, arkasında milyonlarca insanın çocukluk anılarını süsleyen devasa bir kültürel miras bıraktı.
SİNEMA TARİHİNDEKİ YERİ
Eleştirmenler, Allers’ın sadece bir yönetmen değil, aynı zamanda karakterlerin ruhunu çizebilen nadir bir sanatçı olduğunu vurguluyor. Onun dokunuşuyla hayat bulan Simba, Ariel ve Beast gibi karakterler, animasyonun "çizgi film" algısından çıkıp birer sanat eserine dönüşmesinde en büyük pay sahibi olarak görülüyor.
