Nükleer müzakereleri devam ederken İran'a saldırarak dini lider Hamaney başta olmak üzere tüm komuta kademesini katleden Trump, ‘dört günde bitireceğim' dediği savaşı bir türlü sonlandıramadı. Küresel piyasaların ve kendi kamuoyunun tepkileri ve 'azil' korkusuyla çelişkili mesajlar vermeyi sürdürdü. Son olarak İslamabad'da yapılması planlanan ikinci tur müzakere öncesi birbiriyle çelişen mesajları ABD Başkanı'nı iyice köşeye sıkıştırdı. 'Anlaşma olacak', 'Bugün imza atacağız', 'Anlaşma olmazsa bombalarım' tehditleri işe yaramadı.
TRUMP ÇOK KONUŞARAK KAYBETTİ
Amerika ile İran arasında İslamabad'da yapılması planlanan barış görüşmelerinin ikinci turu yapılamadı. İran yönetimi, ağır baskı ve tehditlere rağmen İslamabad’a heyet göndermeyi reddetti. Trump, daha önce ilan ettiği 15 günlük ateşkes süresinin dolmasına saaatler kala ateşkesi bu kez süresiz olarak uzattı. Ancak deniz ablukasını sürdüreceğini söyledi. Tahran, buna karşı Hürmüz'de İsrail'e ait üç gemiye el koyduğunu duyurdu. Amerikan medyası ise "Trump konuşarak kaybediyor, Tahran susarak kazanıyor" yorumunu yaptı.

HEM SAHADA HEM MASADA KAYBETTİ
Trump, sürekli değişen tehdit ve çelişkili açıklamalarıyla diplomasi ve savaş alanında ciddiyetini yitirirken, İran psikolojik savaşta üstünlüğü ele geçirdi. Askeri hedeflerine ulaşamayan, İran’ın nükleer programını kalıcı olarak yok edemeyen Trump, Tahran’dan talep gelmeden süresi dolan ateşkesi uzatmak zorunda kaldı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik savaş ve müzakere hattında peş peşe yaptığı çelişkili açıklamalar, Washington’un hem sahada hem masada istediği sonucu alamadığını ortaya koydu. Salı günü “İran’ın bombalanmasını bekliyorum” diyerek askeri tırmanış tehdidini sürdüren Trump, 24 saat bile geçmeden süresi dolan ateşkesi tek taraflı biçimde dün tek taraflı uzattığını ilan etti. Bu karar, Trump’ın iki hafta içinde ikinci kez askeri tırmanış tehdidinden geri adım atması anlamına geliyor. Daha önce CNBC’ye “Ordu sabırsızlanıyor” ve “İran’daki her köprüyü, her elektrik santralini yok edeceğim” diyen Trump, son dönemde “İran mali olarak çöktü, günde 500 milyon dolar kaybediyor” iddialarını da sıkça tekrarlamıştı. Ancak İran’dan ateşkes uzatması talebi gelmediği halde Trump’ın bu adımı atması, analistlere göre Washington’ın baskı stratejisinin işe yaramadığını gösterdi. İran yönetimi, ağır baskı ve tehdit diline rağmen resmi çizgisini korudu; ateşkesin uzatılmasını kendisinin talep etmediğini açıkladı, deniz ablukasını “bombardımandan farksız” saydı ve müzakere için önce ABD’nin ablukayı kaldırması gerektiğini vurguladı.
‘KAYBEDEN TARAF ŞARTLARI BELİRLEYEMEZ’
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “Mantıklı ve gerekli zeminin oluştuğu sonucuna vardığımızda adım atacağız” diyerek kararı Washington’un değil Tahran’ın kendi çıkar hesabının belirleyeceği mesajını verdi. Meclis Başkanı danışmanı Mehdi Muhammedi ise daha sert bir tonla “Kaybeden taraf şartları belirleyemez” çıkışı yaptı. İslamabad’da yapılması planlanan ikinci tur görüşmelerin akıbeti de bu belirsizliğin simgesine dönüştü. Günlerdir hazırlık yapılmasına rağmen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance Pakistan’a gitmedi, Beyaz Saray ziyaretin iptal edildiğini doğruladı. İran tarafı da heyet gönderip göndermeme konusunda karar alınmadığını açıkladı. Böylece Washington’un “İran’ı masaya zorlama” stratejisi işlemedi; tersine, ABD’nin kendi takvimi bozuldu. Askeri tablo da Trump’ın iddialarını desteklemiyor. ABD, deniz ablukası ve saldırı tehditleriyle İran’ın direncini kırmayı, Hürmüz’ü açtırmayı ve Tahran’ı birleşik bir müzakere pozisyonuna zorlamayı hedefliyordu. Fakat İran karar mekanizmasının dağılmadığı, aksine baskı karşısında daha kontrollü ve temkinli hareket ettiği görüldü. Pakistan arabulucu rolünü sürdürürken Başbakan Şahbaz Şerif, Trump’a teşekkür etti ancak İslamabad’daki hazırlıklara rağmen bu hafta görüşme umutları büyük ölçüde sönmüş görünüyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İslamabad ziyareti iptal edildi.
TUTARSIZLIĞIYLA DİPLOMASİYİ FELÇ ETTİ:
Uzmanlar, Trump’ın tutarsızlığının diplomasiyi felç ettiğini vurguluyor. BBC Beyaz Saray Muhabiri Bernd Debusmann Jr, “Trump’ın herhangi bir süre ya da takvim vermemesi kendisine esneklik sağlıyor ama aynı zamanda belirsizliği artırıyor” dedi. BBC Kuzey Amerika Editörü Sarah Smith ise “Trump çatışma boyunca İran’ı sert söylemlerle korkutmaya çalıştı ama şimdi ‘yeniden saldırmak istemiyorum’ izlenimi veriyor” değerlendirmesinde bulundu. BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner, durumu “1990’dan beri Körfez’in yaşadığı en tehlikeli belirsizlik” olarak nitelendirdi. ABD’nin askeri hedeflerine ulaşamaması da Trump’ın geri adımında kritik rol oynadı.
ASKERİ HEDEFLERE DE ULAŞAMADI
“Gece Yarısı Çekici Operasyonu” ile İran’ın nükleer tesislerini “tamamen yok ettiklerini” iddia eden Trump’a rağmen, bağımsız değerlendirmeler saldırının programın ancak birkaç ay gerilemesine yol açtığını gösteriyor. İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu koruduğu ve nükleer kapasitesini yeniden inşa etme iradesini koruduğu belirtiliyor. Trump’ın “savaşı büyük farkla kazanıyoruz” söylemine rağmen İran donanması ve hava savunma sistemleri direnç göstermeye devam etti.
CNN VE GUARDIAN ANALİZİ: BİRİ KONUŞTUKÇA BATIYOR DİĞERİ SUSARAK KAZANIYOR
ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditler, kibir ve günde birçok kez değişen çelişkili açıklamaları, İran ile barış görüşmelerini en büyük engel haline getirdi. Guardian’da yer alan analize göre, “Bombalamayı bekliyorum, ordu sabırsızlanıyor”, “Savaşı büyük farkla kazanıyoruz”, “Harika bir anlaşma yapacağız” gibi birbiriyle çelişen mesajları diplomasiyi felç ederken, Tahran’ı daha temkinli ve kararlı kıldı. İranlı diplomatlar Trump’ı “tek kişilik WhatsApp grubu” diye nitelendiriyor; Dışişleri Bakan Yardımcısı Said Hatibzade ise özetliyor: “O çok konuşuyor.” İran Başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, “Tehdit gölgesi altında müzakere kabul etmiyoruz, son iki haftada sahada yeni kartlarımızı devreye sokmaya hazırlandık” diyerek net bir çizgi çizdi. Trump’ın Hürmüz abluka ve “İran mali olarak çöktü” iddialarına rağmen ateşkes uzatmak zorunda kalması, konuşma stratejisinin başarısızlığını gösterdi. Karşı tarafta ise tam bir tezat var: İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney yaklaşık 6 haftadır ortalıkta görünmüyor. Ne bir görüntüsü ne de doğrudan açıklaması var. CNN International’a göre bu sessizlik, rejim için stratejik bir “koruma kalkanı” işlevi görüyor. Babası Ali Hamaney’in aksine görünmez kalan Mücteba’nın adı, rejimin kararları için paravan olarak kullanılıyor; iç eleştirilerden ve sorumluluktan koruma sağlıyor.
Uluslararası Kriz Grubu İran Direktörü Ali Vaez, “Sistem onu genel kararlar için nihai onay mercii olarak gösteriyor. Bu, rejimin hayatta kalma mücadelesinde esneklik yaratıyor” diyor. Trump “rejim değişimi” ve “farklı insanlarla görüşüyoruz” derken, İran suskun lideriyle birlikte daha güçlü bir pozisyon elde etti. Ateşkes uzatılmasına rağmen kalıcı anlaşma hâlâ uzak görünüyor.
