ABD ve İsrail'in İran'ın enerji ve sanayi tesislerini hedef alan amansız hava harekâtları, tüm dünyayı ayağa kaldıran tehlikeli bir boyuta ulaştı. İranlı yetkililerden alınan son dakika bilgilerine göre; ülkenin Rusya destekli tek aktif nükleer güç santrali olan Buşehr Nükleer Santrali ve çevresi, mevcut savaş süresince dördüncü kez saldırıya uğradı.
İran Atom Enerjisi Kurumu tarafından yapılan resmi açıklamada, nükleer tesise yönelik gerçekleştirilen son bombardımanda santral çalışanlarından birinin hayatını kaybettiği duyuruldu. Tahran yönetimi, bu kritik saldırıdan doğrudan ABD ve İsrail'i sorumlu tutarken, her iki ülkeden de operasyonu üstlendiklerine dair henüz resmi bir teyit gelmedi. Rusya'nın yardımıyla inşa edilen Buşehr, İran'ın operasyonel durumdaki tek nükleer santrali olma özelliğini taşıyor.
BM'DEN 'RADYASYON' VE 'NÜKLEER KAZA' ALARMI
Nükleer tesise yönelik saldırı, uluslararası kamuoyunda ve Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde büyük bir paniğe neden oldu.

Saldırının hemen ardından X (Twitter) üzerinden bir açıklama yapan BM'nin nükleer denetim organı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), olaydan "derin endişe" duyduklarını bildirdi. İlk belirlemelere göre bölgede "radyasyon seviyelerinde herhangi bir artış rapor edilmediğini" belirten Ajans, taraflara çok sert bir uyarıda bulundu: "Nükleer güç santralleri ve çevresindeki alanlar asla saldırıya uğramamalıdır. Olası bir nükleer kazayı önlemek adına tüm tarafları 'maksimum askeri itidale' davet ediyoruz."
TRUMP: "ÜZERİNİZE CEHENNEM YAĞACAK"
Savaşın nükleer tesislere sıçraması dünyayı korkuturken, krizin baş aktörü ABD Başkanı Donald Trump'tan tansiyonu daha da yükseltecek yeni bir açıklama geldi.
Bilindiği üzere Trump, 27 Mart tarihinde İran'ın masaya oturup "bir anlaşma yapması" için enerji tesislerine yönelik saldırıları 10 günlüğüne duraklattığını duyurmuştu. Ancak sürenin sonuna gelinmesiyle birlikte Trump, kendine ait Truth Social platformu üzerinden Tahran yönetimine son ve en sert ültimatomunu verdi.
Trump mesajında; İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaması veya anlaşılan şartlara uymaması halinde onlara "cehennemi yaşatacaklarını" (all Hell will reign down on them) belirterek, Tahran'a geri adım atması için sadece 48 saat süre tanıdı. Şimdi tüm dünyanın gözü, bu 48 saatin sonunda yaşanacak askeri hareketliliğe ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere kilitlenmiş durumda.
