ABD’de petrol fiyatları ve gümrük tarifelerinin yükselmesi enflasyonda yukarı yönlü baskı oluşturunca ABD Merkez Bankası (Fed) masaya faiz silahını koymak zorunda kaldı. Fed’in yeni başkanının faizleri yukarı çıkartmak zorunda kalacağını belirten uzmanlar, ABD’de faizlerin artmasının Türkiye’deki sıcak paranın kaçmasına neden olabileceğini söyledi. Türkiye genelinde ani bir olumsuzlukta hemen terk edebilecek toplam sıcak para büyüklüğü bu yılın ilk çeyreğinde 242 milyar 549 milyon dolar olarak kayıtlarda yer aldı. Yurt dışında yerleşik kişilerin 8 Mayıs haftasında 45 milyar 832,2 milyon dolar olan hisse senedi stoku, faiz olasılığının konuşulmaya başladığı andan itibaren bir haftada 44 milyar 399,7 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 273,3 milyon dolardan 15 milyar 60,2 milyon dolara indi. Uzmanlar toplam portföy yatırımları içerisinde haftalık satışın şimdilik büyük bir risk oluşturmadığını ancak dikkatle izlenmesi gereken önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi. ABD’deki faiz artışıyla ilgili ilk sinyal FED Minneapolis Başkanı ve Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) Üyesi Neel Kashkari’den geldi. Kashkari, Orta Doğu’daki jeopolitik krizlerden kaynaklanan enflasyonist baskılarla mücadele etmek amacıyla merkez bankasının yeni bir dizi faiz artırımına gidebileceğini açıkladı. Bu açıklamayı Citadel Securities’in analizi de destekledi. Citadel Securities’in yayımladığı analizde, güçlü büyüme görünümü, yapay zeka yatırımları ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle mevcut FED faiz oranlarının ekonomiyi yavaşlatmakta yetersiz kaldığı ve yeni bir faiz artışının fiyatlandığı bildirildi.
ANİ KAÇIŞ KURU HAREKETLENDİRİR
Uzmanlar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırmasının, Türkiye ekonomisini temel olarak finansal kanallar, döviz kuru, enflasyon ve borçlanma maliyetleri üzerinden olumsuz etkileyeceğini öngördü. Fed faiz artırdığında, ABD devlet tahvillerinin getirisinin yükseleceğini belirten uzmanlar, “Bu durum, küresel yatırımcıların Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan paralarını çekip daha güvenli bir liman olan ABD’ye kaydırmasına neden olur. Dolar küresel ölçekte değer kazanır. Türkiye’den döviz çıkışı yaşanması, iç piyasada Türk Lirası üzerinde değer kaybı baskısı oluşturur” dedi. Görüşlerine başvurduğumuz ekonomistlerin bir diğer tespiti ise dış borç stoku üzerinden oldu. Uzmanlar, “Türkiye’nin hem kamuda hem de özel sektörde ciddi bir dış borç stoku bulunmakta. Küresel faizlerin yükselmesi, Türkiye’deki bankaların ve şirketlerin dışarıdan sendikasyon ve eurobond gibi yeni borç bulma alanlarında maliyetlerini doğrudan artırır. Küresel likiditenin sıkılaşmasıyla birlikte gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısı bozulur. Bu durum Türkiye’nin kredi risk primini (CDS) yükseltebilir ve borçlanmayı daha da pahalı hale getirir” dedi.
EN ÖNEMLİ ETKİ ENFLASYONDA OLUR
Kurun yükselmesi, Türkiye’nin ithal ettiği ham madde, petrol ve doğalgaz gibi enerji ve ara malların TL cinsinden fiyatını da artırır. Uzmanlara göre bu durum, üretim maliyetlerini yükselterek doğrudan tüketici fiyatlarına yüksek enflasyon olarak yansır. Uzmanlar, “Bir diğer etki Türk Lirası’ndaki değer kaybını ve sermaye çıkışını durdurabilmek adına, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) küresel gelişmelere paralel olarak kendi politika faizini yüksek tutmak veya artırmak zorunda kalabilir. Bu durum da yurt içindeki kredi maliyetlerini yükselterek ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. Tüm bu olası senaryoların yaşanmaması için rezerv birikiminin sürdürülmesi şart. Yapısal reformların hızlandırılması da sıcak para kaynaklı kırılganlığı azaltmanın en etkili yolu” ifadelerini kullandılar.
DOLAR ENDEKSİ YÜKSELİYOR
Bayram tatili döneminde Türk lirası karşısında yukarı yönlü hareketini sürdüren dolar, 45,9607’ye çıkarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Uluslararası piyasalarda ABD para biriminin performansını ölçen dolar endeksi ise dün günün ilk saatlerinde yüzde 0,1’lik artışla 99,4 puana çıktı. Bir önceki gün, dolar/TL yatay bir seyir izleyerek günü 45,9030’dan kapatmıştı. Ekonomistler, ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarının petrol fiyatlarını tırmandırdığını ve bunun küresel enflasyon endişelerini artırdığını vurguluyor. Yükselen enflasyon beklentileri ve ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin belirsizlik, doların güçlenmesini sağlarken, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve riskli varlıklarına olan ilginin azalmasına neden oluyor.
