CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’in gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla Ankara İl Örgütü’nün çağrısıyla düzenlenen yürüyüşe katıldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş belediye önünde yaptığı açıklamada, soruşturmada Hüseyin Can Güner'i suçlayacak somut bir delil bulunmadığını öne sürerek, "Çankaya operasyonu Ankara Büyükşehir'e de yansır mı?" yönündeki yorumlara tepki gösterdi ve "Hakkımda tek bir soruşturma yok, olmaz, olmayacak da" dedi. Öte yandan Kuğulu Park’tan Çankaya Belediyesi’ne yapılan yürüyüşün ardından belediye binası önünde konuşan Özel, Güner’in yaşam öyküsünü anlattı; soruşturmanın siyasi amaç taşıdığını savundu.
Özel, Ankara’daki son yargı atamalarıyla “İstanbul’daki düzenin Ankara’ya taşınmaya çalışıldığını” ileri sürerek, Çankaya Belediyesi’ne yönelik operasyonun “uzun süredir sipariş edilen bir kötülüğün hayata geçirilmesi” olduğunu söyledi.
Özel’in konuşmasının tamamı şöyle:
“SEÇTİĞİ BAŞKANINA SAHİP ÇIKAN ANKARALILARA TEŞEKKÜR EDİYORUM”
“Yazın ortasında üniversitelilerimiz memleketlerindeyken, yazın en sıcak günlerinde iki tatilin arasında, Gençlik Kollarımızın çağrısına uyarak gelen; Anadolu’nun, Cumhuriyet’in kalbinde, Çankaya’da Cumhuriyet’in en büyük kazanımına, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkan, seçtiği başkanına, başkanlarına sahip çıkan Ankaralılara teşekkür ediyorum.
Bugün burada Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızla, partimizin yöneticileriyle birlikte bize destek veren, seçtiğine sahip çıkan çok değerli meslek örgütlerini, sendikaları, siyasi partileri görüyorum. Dayanışma gösteren tüm kurumlara saygıyla teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz.”

HÜSEYİN CAN GÜNER’İN YAŞAM ÖYKÜSÜNÜ ANLATTI
“Şimdi Recep Tayyip Erdoğan’a bir yaşam hikâyesi anlatacağım. Sonra bugün ne yapmaya çalıştığının, bunun ne anlama geldiğini kendisine tarih önünde şerh düşerek bırakacağım.
Hüseyin Can Güner’in babası, o bir yaşındayken ölür. Annesi infaz koruma memuru. Hâlen 33’üncü yılında Ayaş Kadın Açık Cezaevi’nde infaz koruma memuru.
Küçük Hüseyin, o yaşından itibaren Adalet Bakanlığı’ndan annesinin aldığı maaşla, Adalet Bakanlığı’nın lojmanlarında, savcı ve hâkim ağabeylerine, ablalarına, teyzelerine bakarak, onlara özenerek; Adalet Bakanlığı’ndan maaş alan annesinin ayağına aldığı çorapla, ayakkabıyla, üstüne diktiği gömlekle okullara gelir gider.
O Hüseyin, her sene sınıfın, okulun birincisi. Lise sonda özel dersler alamadan, dershanelere gidemeden, kıt kanaat bütçeyle okul birincisi kontenjanından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanır.
O Hüseyin, Ankara Hukuk’ta hem derslerine çalışır hem kendisini okutan, büyüten annesine yardımcı olmaya çalışır. O Hüseyin, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni en üst dereceyle, iftihara geçerek bitirir. O Hüseyin’in aklı savcılıktadır, hâkimliktedir.”

“20 BİN ADAY ARASINDAN 114’ÜNCÜ OLDU, MÜLAKATTA ELENDİ”
“O dönemde darbe girişimi olmuş, Adalet Bakanlığı’nda kadrolar boşalmıştır. 20 bin aday hâkimlik ve savcılık sınavına girer. Hüseyin Can Güner o sınava girer, 20 bin aday arasından 114’üncü olur. Mülakata girer ve elenir.
Bunun üzerine çok üzülür, çok kahrolur. Biz Hüseyin’i Meclis’e gelişinden, bize gönüllü danışmanlık edişinden, hukuk konularında genç yaşına rağmen bilgisinden ve birikiminden biliriz.
O gün Adalet Bakanı, bugünkü AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül’dür. O zaman bakanlar Meclis’tedir. Yanına varırım, Hüseyin’i anlatırım.
‘FETÖ’cü olsa, PKK’lı olsa anasını kurumda tutar mıydınız? Sizin bakanlığınızın maaşıyla kursağından ekmek geçen, devletin ekmeğiyle büyüyen, anası hâlen infaz koruma memuru olan bu çocuktan Adalet Bakanlığı neden çekinir de nasıl eler?’ derim.
Şaşırır, not alır. Sonra bir kez daha sınav yapılır, daha çok öğrenci katılır. Hüseyin daha iyi bir derece yapar ama yine ikinci mülakatta da elenir.
Sonra Ombudsman Raporu Meclis’te görüşülürken Şeref Malkoç oradadır, raporda not var. Adalet Bakanlığı’nın mülakatta subjektif kriterler uygulaması tenkit konusu olmuş.
Çıktım kürsüye, anlattım Malkoç’un huzurunda. Dedim ki, ‘Bu meseleyi acaba Kamu Başdenetçiliği binasında mı konuşursunuz, damadınız Adalet Bakanı’yla mı?’”

“EN GENCİMİZİ, EN GÜVENDİĞİMİZİ, TERTEMİZ EVLADIMIZI ADAY ETTİK”
“O Hüseyin avukat oldu, bütün davalarımı ona verdim. O Hüseyin avukat oldu, hepimiz kendisine güvendik, kazanılamaz denilen davaları kazandı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanları gece yatınca, yastığa başını koyunca gözüne uyku girmesi için Çankaya’yı; Birinci Meclis’i, İkinci Meclis’i, TBMM’yi, partisinin genel merkezini, Çankaya Köşkü’nü ve Anıtkabir’i Çankaya Belediye Başkanı’na emanet ederek uyurlar.
Çankaya’ya en gencimizi, en güvendiğimizi, tertemiz evladımızı biz aday ettik, sizler de takdir ettiniz, göreve getirdiniz.
Eğri oturup doğru konuşalım Sayın Erdoğan. İki senedir Ankara’da ‘Çankaya’ya operasyon yapın, Özgür Özel’in canını yakın’ lafını duymayan, bilmeyen yok.
Son atamalara kadar Ankara’daki başsavcı, vekilleri ve savcılar, ‘Biz belediyelerin usulüne uygun denetimle önümüze gelen raporuna bakarız. İddiayla, gizli tanıkla, onunla, bununla ne yapalım?’ dediler diye yargıdaki çetenin hedefi oldular.
Son atamalarla Ankara’da yeni bir düzen kuruldu. O düzen, İstanbul’daki düzeni Ankara’ya getirmenin düzeniydi.
Çankaya Belediyesi’ne yapılan operasyon, uzun süredir sipariş edilen bir kötülüğün hayata geçirilmesinden başka bir şey değildir.”
“BENİ YENEMEDİN DİYE EVLADIMA SALDIRMA”
“Sayın Erdoğan’a sesleniyorum. Rakibiz ya… Bir gün güç elimde olsa, elimdeki güçle, suçu günahı yokken Bilal Bey’i evinden, çocuğunun ve eşinin önünden aldıysam, haksız yere içeri koysam, sırf sana kinimden, seni yenemedim diye, seninle baş edemedim diye evladına saldırsam, torununa saldırsam…
Tövbe haşa, yapmam, yapmayacağım. Ama bu yapılsa ne hissedersen sen Tayyip Efendi, onu hissediyorum şu anda. Onu hissediyorum.”

“BUNUN ADI KUL HAKKINA GİRMEKTİR”
“Şu kadarcık vicdan varsa, şu kadarcık Allah korkusu varsa, şu kadarcık yiğitlik varsa bırak Hüseyin’i, gel hesaplaş. Özgür Özel burada.
Ankara’dan, milletin ve ülkenin kalbinden, milletin huzurunda söylüyorum: 2024’te yapılmış bir ihale, o ihaleyi almış bir firma… Şüphelenmişler, iptal edip iki ay sonra ihaleyi yenilemişler. Çok daha düşük fiyata alınmış.
Bunu birileri İstanbul’a şikâyet yollamış, Ankara müfettiş yollamış. Müfettiş kusur bulmamış. Sayıştay yazarken, ‘Belediye kâra geçmiştir’ diye not düşmüş.
Birileri dosyayı İstanbul’dan koltuğunun altına alıp Ankara’ya gelip bu operasyonu başlatmış.
Bunun adı, siyaseten Özgür Özel’le, CHP’yle uğraşmak için kul hakkına girmektir.
Buradan hepinizin huzurunda yemin ederim ki eğer Hüseyin Can Güner’in bir haksızlığı, hukuksuzluğu varsa Allah benim canımı alsın. Benim canımı yakmak için bu masum evlada iftira atanlardan Allah günü gelsin hesabını sorsun.”
“PERİHAN ANNE’NİN GÖZYAŞLARINA TAHAMMÜL EDEMİYORUM”
“Olayın tarafları bellidir. Bugün Hüseyin’e yapılan, Özgür Özel’in evladına yapılan bir şeydir.
Benim için hâlen daha bu devlette infaz koruma memuru olarak çalışan, bu iş başlamadan önce görev yeri değiştirilen ve evde gözü yaşlı oturan Perihan Anne’nin akan gözyaşlarına asla tahammül edemiyorum.
Derdi olan gelsin benimle uğraşsın. Perihan Anne’yi bırakın.”
“MANSUR YAVAŞ’A LEKE ÇALMAYA KİMSE İZİN VERMEYECEK”
“Bir buçuk yıldır yapılan işin ne olduğunu biliyoruz. ‘Ankara’ya sıra geldi’ deyip Ankara’ya korku yaymaya çalışmak, ki bu Türkiye’nin en iyi yerlere gelmesi için en büyük umudumdur, Mansur Yavaş’a leke çalmaya çalışmak kimsenin haddi değildir. Bu millet buna izin vermeyecek.
Benimle uğraşacağım diye, CHP’nin iktidar yürüyüşünü durduracağız diye suçsuzlara, günahsızlara yürümeyin.
Bu yürüdüğünüz yol değildir. Bu yol sizi bu dünyada da öbür dünyada da doğru bir yere götürmez.”
“İSTANBUL GİBİSİ ÖVÜNÜLECEK BİR ŞEY DEĞİL”
“Ankara’da ‘Yargı eskisi gibi değil, İstanbul gibi olacak’ diyenlere şunu söylüyorum: İstanbul gibisi övünülecek bir şey değil.
Tel tel döküldü. Bütün gizli tanıklar çekildi, iftiracılar helallik istedi. Darbe döneminde susturulmayan sanık avukatlarının sözleri yarıda kesildi.
Kendisini ifade etmek için üç, dört güne ihtiyacı olan Ekrem Başkan’a avukatlarıyla yarım gün süre verildi. Savunma hakkı engellendi.
Bu kadar yanlış işin yapıldığı bir yer örnek olmaz. Millet bu kadar haksızlığa tahammül edemez.”

“SİYASİ HESAPLAŞMANIN TARAFI AİLELER VE EVLATLAR OLAMAZ”
“Siyasi hesaplaşmanın tarafı aileler, evlatlar olamaz. Olunacaksa mertçe rakip olunur, mücadele edilir.
Yargı kullanılarak, polis kullanılarak, devlet gücüyle iftira atılarak bu işler olmaz.
Bundan sonrası için tek güvencem bu milletin insafıdır. Televizyonu başında bu haksızlıkları gören, üzülen, ‘Ben ne yapabilirim?’ diyen varsa sizi gösteriyorum. Olmanız gereken yere gelin, iradenize, seçtiğinize sahip çıkın.”
“HAKSIZLIKLAR BÜYÜRSE MEYDANLARI BÜYÜTMEYE VAR MIYIZ?”
“Bundan sonra haksızlıklar büyüyebilir. Haksızlıklar büyürse meydanları büyütmeye var mıyız?
Sokaklarda, meydanlarda, olmamız gereken her noktada çoğalmaya var mıyız?
Bütün Türkiye’de adalet talebi sel olup akıyor. Halkın coşkun akan selini kimse durduramaz. Bu selin içinde yerimizi alacak mıyız?
Bütün haksızlıklara karşı haklının, mağdurun, mazlumun arkasında duracak mıyız?”
“KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA”
“Buradan Ankara’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Tüm demokratlara, kul hakkından korkanlara Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarını şikâyet ediyorum. Bu milletin vicdanına sesleniyorum.
Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.
Sıra bizim evlatlarımıza gelmeden vatan evlatlarına sahip çıkalım. Çıkalım ki bu haksızlıklar, bu hukuksuzluklar bir yerde dursun.”
“SENİN TORUNUN NEYSE HÜSEYİN CAN BENİM EVLADIMDIR”
“Tayyip Bey, Sayın Erdoğan… Ben bu akşam yastığa başımı koyduğumda ne yaptığımı bilerek, seçtiğime güvenerek, evladıma inanarak uyuyacağım.
Sen bu akşam başını yastığa koyduğunda ve senin adına yarın karar verecekler yastığa başını koyduğunda, bu dosyadan bir gencin özgürlüğünün kısıtlanmasını bir iktidar yarışına kurban edeceklerse, onlar bu akşam rahat uyuyacaklar mı?
Yastığa başını koyup bu haksızlığa rağmen uyuyabilecek misin?
Senin torunun neyse Hüseyin Can benim evladımdır. Sana yapmayacağımızı bize yapma. Bundan sonra da bir daha masumların canını yakma.”
YAVAŞ: "ÇANKAYA OPERASYONU ANKARA'YA YANSIR MI?" YORUMLARI YAPILIYOR
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner'in gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla Ankara İl Örgütü'nün çağrısıyla Çankaya Belediyesi önünde yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
"Bugün basına yansıyan ifadelere baktığımız zaman, esasen usulüne uygun bir şekilde soruşturulmuş bir soruşturmanın tekrar ele alındığını ve buna ilişkin sorular sorulduğunu gördük. Bu sorular içerisinde somut olarak Hüseyin Başkan'ı suçlayan MASAK raporu ya da suç diye ifade edilebilecek hiçbir şeyin olmadığını gördük. Eminim ki inşallah yarın en geç öbür gün Hüseyin Başkan tekrar aramızda olacak. Hem sosyal medya mahkemeleri, hem televizyonlardaki mahkemeler kendi kendilerine bir şeyler söylüyor, televizyonlarda kurdukları mahkemelerle CHP'li belediye başkanlarını mahkum ediyorlar. Ben söyledim, dedim ki 'Bunlar bilerek konuşuluyorsa çok vahim, bilmeden konuşuluyorsa da çok vahim.' Bilerek, bilmeyerek Çankaya'ya yapılan bu operasyon Ankara Büyükşehir'e de yansır mı diye televizyonlarda yorumlar yapılıyor. Allah'a bin şükür hakkımda tek bir soruşturma yok, olmaz, olmayacak da. Ankara halkına, Türk milletine söz verdik. Ankara Büyükşehir'in yolsuzluk yapılmadan yönetileceğini göstereceğiz diye. Bu sözümüzün sonuna kadar arkasındayız.
"YA SEÇİME GİRMEYİN YA SEÇİM YAPMAYIN"
Şöyle bir latifeyle sözlerimi sonlandıracağım. Yargılayabilirsiniz, suç iddia edebilirsiniz, iftiralar karşısında hakarete geçebilirsiniz. Ortak bir hukuk istiyoruz, herkese ne uygulanıyorsa bize de o uygulansın istiyoruz. 800 milyonluk Anka Park zararının, geçen seçimdeki rakibimizin 600 dairenin sorgulanmasını, kamu zararının sorulmasını, Sayın Genel Başkanımızın 'bozuk tohum' olarak ifade ettiği şahsın 600 milyonluk villasının hesabını versinler. Ben hazırım. Varsa bir iddianız sonuna kadar hazırım. Herkese eşit hukuk, eşit adalet istiyoruz. Sadece dileğimiz budur. Yoksa ülkede seçim yapmanın hiçbir anlamı yoktur. Eğer siz, her suçlamayla usulüne uygun bir şekilde, bugün değerli bir hukuk profesörünün ifade ettiği gibi belediye başkanlarının sorgulanma usulünü yok sayıp, belediye başkanlarını sürekli gözaltına alırsanız, burası demokrasi değil. O zaman seçim yapmayın. Madem kazanamayacağınıza inanıyorsunuz, ya seçime girmeyin ya seçim yapmayın. Seçimi muhalefet kazanıyorsa da onlara ilişmeyin. Bırakın görevimizin sonuna kadar herkes kendi seçildiği beldeye hizmet etsin. 1999'dan 2024'e kadar yaptığımız belediyecilik anlayışıyla yüzde 60,5 ki akıllarına gelmeyen bir oranla tekrar göreve geldik. Bırakın sonuna kadar çalışalım. Aldığımız oyların hakkını verelim, bizlere ilişmeyin. Yoksa bir an önce söylediğim gibi hep birlikte hesap vermeye hazırız. Kamuoyu önündeyiz 1999'dan beri. Bulamayacaklar, yok çünkü. Söz verdim, sonuna kadar sözümüzün arkasındayız."
