Uluslararası finans kuruluşu ING Group tarafından yayımlanan son analiz raporunda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası stratejisine dair önemli değerlendirmelere yer verildi. Rapora göre, enflasyon rakamları resmi hedeflerin üzerinde seyretmeye devam etse de Merkez Bankası’nın kademeli faiz indirimi sürecini sürdürme eğiliminde olduğu öngörülüyor.
TEMKİNLİ GEVŞEME VE KADEMELİ YOL HARİTASI
ING analistleri, Ocak ayında hissedilen enflasyon baskılarına rağmen, Merkez Bankası’nın para politikasında temkinli bir gevşeme patikasını korumasını bekliyor. Raporda, mevcut ekonomik konjonktürde faiz indirimlerinin hızı ve zamanlamasının; enflasyon verileri, fiyatlama davranışları ve iç talepteki seyir gibi kritik parametrelere bağlı kalacağı vurgulanıyor. TCMB’nin ani ve sert hamlelerden kaçınarak, sınırlı ve dikkatli adımlarla ilerlediği kademeli bir yol haritasının ön planda olduğu belirtiliyor.
MART AYI İÇİN "100 BAZ PUAN" SENARYOSU
Raporda, Mart ayında gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına dair beklentiler de detaylandırıldı. Son dönemde artan fiyatlama baskıları ve iç talepteki toparlanma eğiliminin, Merkez Bankası’nın geçtiğimiz ay faiz indirim hızını yavaşlatmasına yol açtığı değerlendiriliyor.
ING analistlerine göre, TCMB Başkanı Fatih Karahan, indirim hızını yeniden artırmak için "daha yüksek bir eşik" arayışında. Bu yaklaşım doğrultusunda, Mart ayı toplantısında 100 baz puanlık bir indirim ihtimali masada durmaya devam ediyor. Ancak raporda, koşulların gerektirmesi durumunda TCMB’nin veri akışını yeniden değerlendirmek üzere geçici bir duraklamaya gidebileceği, bu durumda adımların sonraki toplantılara sarkabileceği de olasılıklar arasında sayılıyor.
2026 YIL SONU BEKLENTİSİ: YÜZDE 28
ING’nin baz senaryosu, politika faizinin 2026 yılı sonuna kadar kademeli bir düşüşle yüzde 28 seviyesine gerileyeceği tahminine dayanıyor. Bu öngörü, yıl boyunca yayılacak kontrollü bir gevşeme sürecini varsayıyor.
Bununla birlikte raporda, faiz tahminlerine yönelik risklerin yukarı yönlü olduğu konusunda net bir uyarı yapılıyor. Enflasyonun beklentileri aşması, fiyatlama davranışlarındaki kalıcı bozulmalar veya olası iç ve dış şokların, politika faizinin öngörülenden daha yüksek seviyelerde kalmasına neden olabileceği ifade ediliyor. Bu çerçevede, Merkez Bankası’nın atacağı adımlarda enflasyon verileri ve iç talep dinamiklerinin belirleyici ana unsurlar olmaya devam edeceği vurgulanıyor.
