Küresel piyasaların odağında yer alan İngiltere Merkez Bankası (BoE), yılın kritik toplantılarından birini gerçekleştirdi. Para Politikası Komitesi (MPC), enflasyon görünümü ve jeopolitik riskleri değerlendirerek faiz oranlarında değişikliğe gitmeme kararı aldı.
4,5 YIL SONRA İLK KEZ OY BİRLİĞİ
Toplantının en dikkat çekici unsurlarından biri oylama dağılımı oldu. Para Politikası Komitesi’nin dokuz üyesinin tamamı, faiz oranlarının yüzde 3,75 düzeyinde korunması yönünde görüş bildirdi. Bu sonuçla birlikte BoE, yaklaşık 54 ay sonra ilk kez herhangi bir muhalif oy olmaksızın, tam mutabakatla faiz kararı almış oldu. Karar metni, banka içindeki "bekle-gör" stratejisinin konsolide olduğunu ortaya koydu.
ORTA DOĞU RİSKİ VE ENERJİ FİYATLARI TAKİPTE
Banka tarafından yapılan resmi açıklamada, küresel ölçekte yaşanan siyasi ve askeri gelişmelerin ekonomik etkilerine geniş yer ayrıldı. Özellikle Orta Doğu’da tırmanan gerilimin enerji fiyatları ve küresel tedarik zinciri üzerindeki muhtemel baskıları yakından izleniyor. BoE, bu dışsal faktörlerin yerel enflasyon üzerinde yaratabileceği yukarı yönlü risklere karşı teyakkuzda olduğunu belirterek, ihtiyaç duyulması halinde "harekete geçmeye hazır" olduğu vurgusunu yaptı.
POLİTİKA METNİNDE KRİTİK DEĞİŞİKLİK
Banka, Şubat ayı toplantı metninde yer alan ve piyasalara gevşeme sinyali veren yönlendirmesini revize etti. Önceki metinde bulunan politika faizinin "muhtemelen daha da düşürüleceği" ifadesi, Mart ayı karar metninden tamamen çıkarıldı. Uzmanlar, bu değişikliği bankanın para politikasında daha ihtiyatlı bir duruşa geçtiği ve olası faiz indirimlerini ajandasında geri plana ittiği şeklinde yorumladı.
BAŞKAN BAİLEY: "ENFLASYON RİSKİ KALICI OLABİLİR"
Faiz kararı sonrası değerlendirmelerde bulunan İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, para politikasının esnekliğine ve enflasyon hedefine bağlılığına işaret etti. Bailey, İngiltere ekonomisindeki enflasyonun beklenenden daha kalıcı bir etki yaratma riski taşıdığını ifade ederek, para politikasının bu tür risklere anında yanıt vermesi gerektiğini savundu.
