Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı etkileyen fon soruşturmasının ekonomi üzerindeki olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler sürerken, Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp'ten dikkat çeken bir uyarı geldi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda fon krizinin yarattığı belirsizliğin tüketim ve yatırım talebini baskılayabileceğini belirten Demiralp, bu durumun kısa vadede enflasyonun düşmesine destek veren bir gelişme olarak yorumlanmasının yanlış olacağını ifade etti.
Demiralp, güven kaybının yol açtığı ekonomik yavaşlamanın, para ve maliye politikalarıyla sağlanan kontrollü bir yavaşlamadan farklı olduğunu vurgulayarak bunun nedenlerini beş başlık altında sıraladı.
Kerim Rota'yı bile şaşırtan fon skandalı: Böylesini ben de hayal etmiyordum
"GÜVEN ŞOKUNUN NE KADAR DERİNLEŞECEĞİNİ KİMSE BİLEMEZ"
Demiralp, fon krizinin ekonomik faaliyet üzerindeki etkilerinin para politikasındaki sıkılaştırma adımları gibi yönetilemeyeceğine dikkat çekti. Faiz ve diğer ekonomi politikası araçlarıyla uygulanan sıkılaştırmanın gerektiğinde gevşetilebileceğini belirten Demiralp, güven kaybının ise öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Demiralp, "Sıkılaştırmanın dozu ayarlanabilir, gerekirse geri alınır. Güven şokunun ne kadar derinleşeceğini ise kimse bilemez" dedi.
"TALEBİN YANINDA ÜRETİM KAPASİTESİ DE ZARAR GÖRÜR"
Fon krizinin yalnızca tüketim harcamalarını değil, ekonominin üretim kapasitesini de olumsuz etkileyebileceğini belirten Demiralp, risk primindeki yükselişin ve finansman maliyetlerindeki artışın yatırımları geciktirebileceğini kaydetti.
Talep azalırken üretim kapasitesinin de zarar görmesinin orta vadede enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabileceğini vurgulayan Demiralp, güven kaybının arz tarafındaki etkilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
"TASARRUFLAR DÖVİZ VE ALTINA YÖNELEBİLİR"
Demiralp'in dikkat çektiği bir diğer risk, sermaye piyasalarına duyulan güvenin zayıflamasıyla yatırımcıların tasarruflarını farklı araçlara yönlendirmesi oldu. Fonlar ve hisse senedi piyasalarından çıkan tasarrufların döviz ve altına kayabileceğini belirten Demiralp, bunun Türk lirası üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti.
Demiralp, "Kura gelen baskı, dezenflasyonda elde edilen kazanımı geri alabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Tera Portföy'ün tutuklu patronu Erdin Özel'in kariyeri şaşırttı: Asgari ücretten fon patronluğuna
"GÜVEN, KAYBEDİLDİĞİ HIZLA GERİ GELMEZ"
Fon krizinin uzun vadeli finansman imkânlarına da zarar verebileceğini belirten Demiralp, sermaye piyasalarındaki güven kaybının Türkiye'nin finansal derinleşme hedeflerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Yıllardır geliştirilmeye çalışılan yurt içi tasarrufların sermaye piyasalarına yönlendirilmesi ve uzun vadeli fonlama kanallarının güçlendirilmesi çabalarının bu süreçten zarar görebileceğini ifade etti.
Demiralp, "Güven, kaybedildiği hızla geri gelmez" sözleriyle krizin kalıcı etkilerine dikkat çekti.
"GÜVEN ŞOKUYLA GELEN YAVAŞLAMA KALICI DEZENFLASYON SAĞLAMAZ"
Demiralp, fon krizinin neden olabileceği ekonomik yavaşlamanın enflasyon beklentilerini kalıcı biçimde iyileştirmeyeceğini de vurguladı. Enflasyonun sürdürülebilir biçimde düşmesi için öngörülebilir ve tutarlı ekonomi politikalarının önemine işaret eden Demiralp, güven şokunun yarattığı talep daralmasının aynı sonucu sağlamayacağını belirtti.
"Politika tasarımından değil, şoktan gelen bir yavaşlama beklentileri çıpalamaz" diyen Demiralp, kriz kaynaklı daralmanın dezenflasyon başarısı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
"EKONOMİYİ SOĞUTMAK İLE EKONOMİYE ZARAR VERMEK AYNI ŞEY DEĞİL"
Demiralp, paylaşımının başında fon krizinin yarattığı belirsizliğin talebi frenleyerek dezenflasyona destek oluyor gibi görünebileceğini, ancak bunun tercih edilebilir bir gelişme olmadığını vurguladı.
"Fon krizinin yarattığı belirsizlik talebi frenleyip dezenflasyona destek oluyor gibi görünebilir. Ama güven kaybıyla gelen yavaşlama, kemer sıkma politikalarıyla gelen bilinçli ve kontrollü bir yavaşlamaya eşdeğer değil, tercih edilir hiç değil" ifadelerini kullandı.
Demiralp, fon krizinin ekonomi üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
"Ekonomiyi soğutmak ile ekonomiye zarar vermek aynı şey değil."
