Görüşler

Medyada Ramazan Ramazan’da medya

Medyada Ramazan Ramazan’da medya

Prof. Dr. Hakan Temiztürk, Ramazan hassasiyeti ile yayın yapan medyanın aynı duyarlılığı kamu kurumlarından eşit olmayacak şekilde verilen ilanlarda ve kendi çalışanına verdiği ücrette göstermediğini yazdı. Her gün sayfalarında yolsuzluk haberleri yapanların kendilerine adaletsizce dağıtılan ilanlar için ses çıkarmamasının da bir yolsuzluk olduğunu irdeledi.

İslam alemi Ramazan’a kavuşmanın coşkusunu yaşıyor; Türkiye de… “Ramazan coşkusu” sözün gelişi aslında; ne yazık ki son yıllarda Ramazan coşkusundan değil Ramazan’ın acıyla, ıstırapla, sıkıntıyla, hüzünle bunalan bir ortamda kapımızı çaldığından bahsedilir oldu hep. Bu sebeple de Ramazan’ın kırılan gönülleri onarması, kararan yürekleri aydınlatması dileğinde bulunuluyor, Diyanet’in hutbelerinde, hocaların vaazlarında, konuyla ilgili yazılan yazılarda… Gazze’den Suriye’ye, Irak ‘tan İran’a, Sudan’dan Türkistan’a.. her yerde savaşlar, katliamlar, çeşit çeşit zulümler Müslümanları üzüntüye, kedere, karamsarlığa sürüklüyor…

Medya da alışılageldik başlıklarla ve haberlerle Ramazan’ı karşıladı bu sene de… Kimi “şükür kavuşturana” başlığını attı, kimi çarşı pazardaki fiyatların yükselişi üzerine haberini kurdu, fiyat artışlarını görmezden gelmeyi tercih edenler ise vatandaşlara sağlıklı iftar ve sahur sofrası önerilerini haberleştirdi…

GEÇMİŞTEN BUGÜNE RAMAZAN PROGRAMLARI

Ramazan’da medyada görülen en önemli değişim iftar ve sahur programları oluyor senelerdir. Özel yayıncılığın henüz başlamadığı yıllarda TRT’nin ‘demirbaş’ı bir programcısının insanları adeta dinden soğutmaya odaklı programıyla geçiştirilen Ramazan ayı, sonraki yıllarda başta Samanyolu televizyonu olmak üzere atv’de Nihat Hatipoğlu’nun bol magazinli programı, Yaşar Nuri Öztürk’ün ‘aykırı’ ve öfkeli sohbetleri, Necmettin Nursaçan gibi nur yüzlü hocaların bolca menkıbe yer yer hurafe içeren duygusal konuşmalarıyla farklı bir boyuta evrildi. Aslında genel itibariyle iyi de oldu. Okumakla arası iyi olmayan bir toplum, duymadığı, bilmediği, fark etmediği bir sürü bilgi, yorum ve rivayetle buluşmuş oldu. Üstelik bu süreçte çok iyi hatipler, programcılar, ekran yüzleri de yetişti; Serdar Tuncer, Bekir Develi, Fatih Çollak, Senai Demirci, Mustafa Ceceli, Fatih Çıtlak gibi çok başarılı ve etkileyici isimler sunumlarıyla ve sohbetleriyle milyonlarca insanı ekran başına çekmeyi başardılar.

Eskiden “11 ay dine söverler, bir ay Ramazan’da Müslümanlık satarlar!” diye eleştirilen ‘birtakım basın’ özellikle AK Parti iktidarları döneminde ya dönüşerek ya da sahip değiştirerek gazete sayfalarında veya grubun televizyonlarında Ramazan hassasiyeti gösterisine kaptırdılar kendilerini. Ama bu kapsama girenlerin Ramazan odaklı içeriklerin öncesinde ve sonrasında reklamlarla, dizilerle, haber içerikleriyle bildik ‘kötülük’lere devam ediyor olmaları, onların samimiyetlerini sorgulatır oldu.

İşin özeti medyanın hali, Ramazan’da pek iç açıcı olmadı öteden beri; son yıllardaki ‘şenlikli’, sunumuyla, sahnesiyle, dekoru ve müziği ile görsel açıdan çok iyi tasarlanmış içeriklere rağmen erbabını rahatsız eden durumlar hâlâ var…

Göz alıcı, albenili, çok renkli Ramazan programlarının arka planında, ‘seyirci’nin farkına varmadığı başka sıkıntılar da bulunuyor. Bu sevimli, hoş, güzel, görüntü itibariyle takdir edilesi yayınların arkasında Ramazan’dan, oruçtan, paylaşımdan, haktan, dürüstlükten epey uzakta işler dönüyor:

“BESLEME BASIN” VE DİĞERLERİ

Son yıllarda Ramazan boyunca devlete ait bazı şirket, banka ve kurumlar gazetelerde ve televizyonlarda reklam yayınlatıyor. Reklam; yani paralı ilan… Devletin faizsiz finans kurumlarından biri, gazetelere birinci sayfanın tepesinde yer alacak biçimde reklamlar veriyor. Ama bazı gazetelere! Mesela Yeni Şafak’a, Akit’e, Milat’a, Diriliş Postası’na, Yeni Birlik’e, Türkgün’e…

Bunların özelliği ne? Niye bu reklamı alıyorlar, diğer bir kısım gazeteler almazken? Tirajlarının yüksek olması mı? Şirketin hedef kitlesi en çok bu gazeteleri okuduğu için mi? Faizsiz finans kurumu olduğu ve bu gazetelerin ve okurlarının da faizle işleri olmadığı için mi?

Bunların cevabı belki ilgilisinde vardır. Ama bu listede İslamcı basından Milli Gazete, Karar, Yeni Asya, Yeni Mesaj gibi gazetelerin bulunmadığını, aşağı yukarı aynı tiraja sahip bu gazetelerden reklamların esirgendiğini söylemek lazım.

(Geçtiğimiz günlerde THY, iktidar yanlısı tam 16 gazeteye “500. Yıldızımız göklerde” diye tam sayfa reklam verirken bazı gazeteleri görmezden geldi.)

Reklam veren şirket, kurum ve kuruluşların reklam verirken nesnel, somut, gerçekçi kıstaslara göre hareket etmesi gerekir; büyük oranda siyasî saiklerle hareket edildiği için bu konuda hassas davranmadıkları anlaşılıyor. Ama bu reklamı yayınlayan ve tabii karşılığında yüklü miktarda kazanç elde eden medya organlarına ne demeli? “Devlet şirketi bu ilanı niye sadece bizlere veriyor, bizden başkasına da vererek hakkaniyetli davransa daha iyi olmaz mı?” diye sorgulaması, her gün yolsuzluk haberleri yapıyorken “Böyle haksız bir reklam dağılımı da yolsuzluk sayılır/sayılmalıdır” demesi gerekmez mi? Milletin kaynaklarının bu şekilde çarçur edilmesi, Ramazan hassasiyeti yaşadığı izlenimi veren anlı şanlı yazar, yönetici ve televizyon programcısı olan herkesi rahatsız etmeli. Ve bu Ramazan geçmiş Ramazanlardan farklı olarak bu türden yolsuzlukların da sorgulandığı bir Ramazan olmalı artık.

SEFALET ÜCRETİNE MAHKÛM EDİLENLER

Çok etkileyici ekranların arkasında yaşanan başka bir sıkıntı daha var: Çok sevilen bir sunucunun yine çok güzel bir sunumuyla çok sevilen sayılan ve değer verilen akademisyen, yazar, sanatçı ya da söz ustası başka bir ünlü ile yaptığı programlar ilgi ile izleniyor. İftarda da sahurda da çok güzel konuşmalar, sohbetler ediliyor; ekran başındakiler adeta mest oluyor. Sunucu, konuklar, sahne, dekor, müzik grubu, kameralar, açılar, ekran.. her şey çok güzel, çok göz alıcı… Sunucu da konuklar da “Çok güzel bir hazırlık yapılmış; avm’lerde yılbaşında filan gördüğümüz süslemeler gibi binanın her yeri süslenmiş, donatılmış, Ramazan’a çok güzel hazırlanılmış” gibi cümleler kuruyorlar sohbetin bir yerinde. Bu da güzel. Hem onların hem kanal/medya grubu sahibinin hassasiyetleri, güzelliği takdirleri takdir edilesi. (Bunlar geçtiğimiz Ramazan’daki bir programda yaşandı.)

Ama bütün bu güzelliklerin seyirciye ulaşmasını sağlayan çalışanlar asgari ücretle veya ona yakın sefalet ücretleriyle çalıştırılıyor! Olacak şey mi! İstanbul gibi geçinmenin en zor olduğu bir şehirde “Asgari ücrete razıysanız gelin, yoksa yok!” denilerek işe alınan genç gazetecilerin gösterişli, süslü, lüks ortamlarla ve bu ortamlara paralel olarak oluşturulan süslü, etkileyici, hassasiyet vurgulu söyleme ters bir uygulama… Sözler en güzelinden, uygulama en kötüsünden! Din, ahlak, kul hakkı, çalışanın hakkını zamanında ve eksiksiz verme temalı bir retoriğe karşılık adeta açlığa mahkûm edilerek çalıştırılan muhabir, kameraman, yönetmen, teknik personel…

Rahat ve süslü koltuklarda oturup başkalarına ayar vermeye kimsenin hakkı olmamalı. Hele Ramazan’da hiç olmamalı.

Yine bir Ramazan’dayız; daha hassas bir iklimdeyiz yani. Bu durum herkesi, bu arada medya patronlarını, yöneticilerini, hatta güzel sözler söyleme becerisiyle seyirciyi mest eden o ünlüleri de rahatsız etmelidir. Sözlerin büyüsüne kendini kaptırmaktan uzaklaşıp en yakınından başlayarak haksızlığa uğrayan, mağdur olan/edilen, hor görülen, horlanan bütün insanların iyiliği için çabalamalıdır.

Yolsuzluğun başkaları tarafından yapılan bir şey olduğu sanrısından uzaklaşmak, haksız kazancın bir sürü çeşidinin bulunduğunun farkına varmak, kendisi için istediğini başkaları için de istemek, başkaları için istediğini kendisi için de istemek, bu Ramazan’ın kazancı olsun…

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir