Görüşler

Savaşta entropi canavarı şahlanıyor

Savaşta entropi canavarı şahlanıyor

Araştırmacı ve akademisyen Prof. Dr. Talat Çiftçi, ABD ile İsrail’in masada görüşmeler devam ederken İran’a saldırmasını ve bunun sonucu olarak da domino etkisiyle başlayan küresel krizleri ele aldı. Bunu entropi kavramı üzerinden yazan Çiftçi ‘Savaşlar yalnızca mali kaynakları tüketmez; doğal, ekonomik ve toplumsal düzeni de bozar’ diyor.

Barış görüşmeleri devam ederken, ABD ile İsrail’in, İran’a saldırısı, büyük bir yıkım başlattı. Şehirler ve rafineriler bombalandı. Gemiler batırıldı. En acıklısı da, 150 İranlı kız çocuğunun bir okulda bombalanarak öldürülmesi oldu.

Çatışmaların çok yönlü yıkımlarına, yakın geçmişteki Irak, Ukrayna ve Gazze’de de şahit olmuştuk. Artık savaşlar, bölgeden çok uzaktaki ülkelerde de ekonomik ve sosyokültürel sorunlara neden oluyor.

Tüm çatışma kaynaklı kayıplar, fireler ve sorunlar literatürde giderek artan şekilde entropi kavramı ile açıklanıyor. Ancak savaşların maliyeti, çoğunlukla askeri harcamalarla sınırlı kalıyor. Oysa savaşlar yalnızca mali kaynakları tüketmez; doğal, ekonomik ve toplumsal düzeni de bozar.

Şimdi, savaşlarda bir canavara dönüşen entropi kavramını tanıyalım.

ENERJİ VE MEDENİYET ENTROPİSİ

Entropi kavramı, termodinamik alanında, yakıtların kullanımı sırasında faydalı enerjideki kaybı tanımlamak için ortaya atılmıştı. Örneğin ocak, sadece yemeği pişirmekle kalmaz, çevreye de ısı yayar. Trafikte dur-kalk yaparak ilerleyen araçlar, çürüyen gıdalar, yıpranan kurumlar ve israf edilen doğal kaynaklar entropi artışına neden olur.

Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için çevrelerinden değerli besinleri alıp ve çevreye atıkları bırakırlar. Yani yaşamak için entropi üretilir.

Doğada, bitkilerle beslenen hayvanların oluşturduğu ekosistemler, tüketim nedeniyle ortaya çıkan kayıpları güneş enerjisi ile dengeler. Benzer şekilde, şirketlerin ve ülkelerin ekonomik faaliyetleri enerji kaynaklarının kullanımını gerektirir.

Günümüzde, entropi kavramı, enerji, madde ve bilgi içeren bütün doğal ve yapay düzenlerdeki geri döndürülemeyen kayıpları ve bozulmayı tanımlamak için kullanılıyor.

Şimdi insanların azdırdığı entropinin bir canavara dönüşme sürecine bakalım.

ENTROPİ CANAVARININ ŞAHLANIŞI

İnsanlık tarihi boyunca, enerji ve maddi kaynakların tüketimiyle birlikte üretilen entropi arttı. Avcı-toplayıcı toplumlar doğayla uyumlu bir şekilde yaşarken, yerleşik düzende tarla açmak için ormanlar yok edildi.

Sanayi devrimiyle birlikte, kömür, petrol ve daha sonra nükleer enerji, savaşların yıkım gücünü katladı. 20. Yüzyıldaki büyük savaşlarda Avrupa harabeye döndü. İkinci Dünya Savaşında 70 milyondan fazla insan hayatını kaybetti. ABD’nin atom bombaları, Japonya’da 200 binden fazla ölüme neden oldu. Bu yıkımların zamana yayılan bedeli hiç bir zaman tamamen belirlenemedi.

Avrupa Birliğinin kurulması ve Soğuk Savaşın sona ermesi ile dünyanın daha yaşanabilir olması beklendi. Ancak savaşlardaki, ölüm, yaralanma ve göçler devam ediyor.

Tatlı su kaynaklarının hor kullanımı nedeniyle göller kuruyor. Yeraltı suları tükeniyor. Çevre kirliliği doğal yaşam alanlarını tehdit ediyor. 1970 ile 2020 yılları arasında, dünyada, memeli, balık, kuş ve sürüngen nüfusunun üçte ikisi yok oldu. Özellikle arıların azalması ekosistemin çöküşünü işaret ediyor.

20. Yüzyılın savaşlarından farklı olarak günümüzde yeni bir savaş paradigmasından bahsedebiliriz. Artık saldırıların uzaklardan yapıldığı asimetrik savaşlar öne çıkıyor.

2003’te başlayan Irak savaşında öldürülen, yaralanan ve göçe zorlanan milyonlarca insan yanında milyonlarca varil petrol Basra Körfezine döküldü. Karada ve denizde yaratılan çevre felaketleri ekonomik ölçütlerle hesaplanması mümkün olmuyor.

Şimdi, çatışmaların taraflara ve tarafsız ülkelere maliyetlerini ayrı ayrı inceleyelim.

SALDIRININ BEDELİ

Nobel ödüllü Stiglitz ile Bilmes, Irak Savaşı’nın ABD için maliyetinin, doğrudan askeri harcamaların yaklaşık beş katına ulaşarak üç trilyon doları bulduğunu hesaplamıştı. (Joseph E. Stiglitz & Linda Bilmes, The Three Trillion Dollar War: The True Cost of the Iraq Conflict, 2008) Aslında bu hesaplarda, savaşa katılan diğer ülkelerin yaptığı masraflar da yoktu.

Savaşların olağanüstü yıkımlara rağmen, dünyada silahlanma yarışı hızlanarak devam ediyor. Dünyayı yaşanmaz hale getirecek miktarda nükleer silahlara ve uzun menzilli füzelere yatırım yapılmaya devam ediyor. Kullanılmadan raf ömrünü tamamlayanların yok edilmesi de ilave kaynak gerektiriyor.

Günümüzde, küresel savunma harcamaları yıllık kabaca 2.5 trilyon dolar. Bu rakamın silahlanmaya giden kısmı, entropi çarpanına temel teşkil edecektir. Gelecekte Stiglitz gibi ekonomistlerin, savaşın doğrudan harcamaları ile birlikte dolaylı ekonomik maliyetleri de hesaplamaları gerekecek.

Şimdi de saldırıya uğrayan ülkelerdeki, hesaplanabilen ve hesaplanamayan bedele bakalım.

SALDIRIYA UĞRAYAN ÜLKELERDEKİ ENTROPİ

Dünya Bankası, Ukrayna’daki savaşın fiziksel maliyetinin şimdiden 588 milyar dolar olacağını hesaplıyor. Gazze’de İsrail’in verdiği fiziksel hasar için de Birleşmiş Milletler 70 milyar dolar gerektiğini belirledi.

Şimdi, bir de hesaplanamayan entropi çeşitlerine yakından bakalım.

1. İnsani Entropi

Savaşlardaki, ölümler, yaralanmalar, göçlerle birlikte eğitimsiz kalan nesiller, ülkelerin geleceğini tehlikeye atıyor. Çeşitli ülkelerde ölümler için açılan tazminat davalarında bedel milyon dolarlarla ifade ediliyor. Dolayısıyla, binlerce insanın ölümü, en azından milyar dolarlık yıkım demek oluyor.

2. Karbon Ayak İzi

Savaşa katılan tanklar, uçaklar ve gemilerin kullandığı yakıtlarla birlikte yanan şehirler, petrol kuyuları ve petrokimya tesislerinin çevreye yaydığı karbondioksit ve diğer gazlar hesaba katılamıyor. Irak Savaşı’nda orduların kullandığı yakıtlar, küçük bir ülkenin yıllık tüketimi yani ürettiği karbondioksit kadardı.

3. Ekosistem Entropisi

Denize dökülen petrol ve kullanılan silahlar nedeniyle, etkilenen ve yok edilen deniz canlılarının hesabı yapılamıyor.

4. Kurumsal Entropi

Devlet kuruluşlarının ve ticari yapıların işlevlerini yitirmesinin toplumun yaşam kalitesini düşürmesi kaçınılmaz. Savaş sırasında eğitim ve sağlık hizmetleri verilemiyor.

5. Altyapı ve Su Krizi

Elektrik, ulaşım ve su sistemlerinin çökmesi kıtlık, susuzluk ve kolera gibi salgınlara neden oluyor.

6. Nükleer Entropi

Nükleer tesislere yönelik saldırılar, uzun vadeli yerel ve küresel etkiler doğurabiliyor. Radyoaktiviteye maruz kalan insan ve hayvanlarda kalıcı sağlık sorunları oluşuyor.

7. Bilgi Entropisi

Savaşlarda, bilgi kirliliği yaratmak için sahte görsellere ve belgelere dayalı haberler ortaya sürülüyor. Yaşanan katliamlar ve savaş suçları perdelenerek kamuoyu etkilenmeye çalışılıyor. Doğru kararların alınması zorlaşıyor.

ASİMETRİK İRAN SAVAŞININ ENTROPISI

ABD ile İsrail tarafından İran’a yapılan saldırılar bir ay önce başlamıştı. İran ve ona destek veren Hizbullah ve Husi güçleri karşılarındaki devasa savaş gücüne karşı asimetrik bir savaşa yöneldiler. Anlaşılan ticaret yollarını hedef alarak, küresel ölçekte ekonomik ve sosyal sarsıntı yaratmaya çalışıyorlar.

Savaşın etkileri civar ülkelerden başlayarak bütün dünyaya yayılıyor. Binlerce insan ölüyor veya yaralanıyor. Batırılan ve vurulan yüzlerce gemiden yakıt sızıyor.

İran’ın karşı saldırısında, körfez ülkelerindeki, hava alanları, fabrikalar, su arıtma tesisleri ve askeri tesisler vuruluyor. Uçuşlar ve taşımacılık durma noktasına geliyor. Hürmüz Boğazının kullanımının kısmen engellenmesi bile küresel piyasaları etkilemeye yetti. Petrol ile birlikte doğalgaz, gübre ve altın fiyatları inip çıkıyor.

Asimetrik savaşta hedef, büyük hasar yerine yüksek ölçekte bir ekonomik entropi yaratmak oldu. Bu maksatla, yüksek teknoloji içeren ve göreceli olarak ucuz insansız hava araçları kullanılıyor. Bu şekilde Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin ve Kızıl Deniz girişinin engellenmesi küresel ölçekte bir krize neden oluyor.

İran savaşının maliyetinin şimdiden, ABD için onlarca milyar dolar olduğu anlaşılıyor. Savaşın devamı için talep edilen 200 milyar dolar da nihai maliyetin trilyon dolara yükselebileceğini gösteriyor. İsrail’in ve İran’ın kullandıkları silahların maliyeti henüz bilinmiyor.

Savaşa taraf olmayan ülkelerde de çatışma bölgesinden kaynaklanan çeşitli sorunlar ortaya çıkıyor. O bölgeden geçen, kara, deniz ve hava yollarındaki aksamalar yolcular ile birlikte küresel ulaşımı etkiliyor. Tedarik zincirindeki aksamalar küresel üretim ve hizmetleri engelliyor.

İran Savaşı’nın, özellikle de petrol ve doğalgaz sevkiyatlarını engellemesi, küresel piyasalarda çeşitli ürünlerin fiyatlarını yükseltmeye başladı. Bu çatışmanın devamı durumunda Süveyş Kanalı’nın devreden çıkışı ihtimali bile var. Böylece deniz ulaşımında ciddi gecikmeler ve maliyet artışları olacaktır. Bu maliyetlerin ekonomik entropi yaratması kaçınılmaz.

Ulaşımda aksamaların sadece enerji kaynaklarının taşınmasını engellemekle sınırlı kalmayacağını özellikle gübre sevkiyatını da engellemesi bekleniyor. Bu nedenle, tarım ürünlerinde fiyat artışları da söz konusu. Öte yandan, uluslararası ticaretin can damarı durumundaki bu deniz yolları Çin ile Akdeniz Ülkeleri ve Avrupa arasındaki ticareti zora sokması bekleniyor.

Savaşın sürmesi durumunda komşu ülkelere ve Avrupa’ya göç de söz konusu olabilir. Bu da daha önce Irak, Suriye ve Afganistan göçmenleri için olduğu gibi büyük insani sorunlar yaratacaktır.

SONUÇ: ENTROPI CANAVARI DÜNYAYI TEHDİT EDİYOR

Termodinamiğin İkinci Kanunu’na göre, entropi tamamen yok edilemez, ancak kontrol altında tutulabilir. Günümüzde, israf temelli tüketim ekonomisi entropi artışına neden oluyor. Buna ilaveten, savaşların yarattığı yıkımlar, entropiyi hızlandırarak gezegenin dengesini bozuyor. Ne yazık ki, bu yıkımlar net bir şekilde hesaplanamıyor.

Gelişmiş ülkelerin tüketim ve silahlanma odaklı modeli, gelişmekte olan ülkeler tarafından da benimseniyor. Bir taraftan da yüksek teknolojili ucuz silahlarla asimetrik savaşın yaygınlaştığını görüyoruz. Bu gidişle, şahlanmakta olan Entropi Canavarı, dünyayı yaşanmaz hale getirecek.

Savaşlara ve yıkıma engel olacak güçte bir uluslararası kuruluş da yok. Bu nedenle hepimizin, israflar ve savaşlara karşı bilinçlenme ve sorumluluk alma zamanı geldi. Bu konuda, alınabilecek bireysel ve ulusal önlemleri ayrıntılı olarak tartışmakta yarar var.

Son Söz: Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için, ayağını yeryüzünün yorganına göre uzatmaya odaklı bir medeniyet paradigmasına ihtiyaç var.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Bunlar da İlginizi Çekebilir