6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin ardından bölgedeki sismik hareketliliği takip eden bilim insanları, yer altı sularında dikkat çekici veriler saptadı. Prof. Dr. Mehmet Erdoğan liderliğindeki uzman heyet, Hatay’daki termal sularda yaptıkları ölçümlerde, radon gazı seviyelerinin artçı sarsıntılar öncesinde 5 katına kadar çıktığını, deprem sonrasında ise hızla düştüğünü tespit etti.
SİSMİK HAREKETLİLİĞİN RADYOAKTİF İZLERİ
Hatay’daki Tahtaköprü ve Hamamat kaplıca sularını mercek altına alan araştırma ekibi, nisan ve mayıs aylarında meydana gelen 4.9 ve 4.3 büyüklüğündeki artçı sarsıntılar öncesinde gaz seviyelerinde net bir anomali gözlemledi.
Prof. Dr. Mehmet Erdoğan, bu süreci şu sözlerle açıklıyor:
"Yer kabuğundaki sıkışma ve iç basınç, fay hatlarındaki çatlaklardan radon gazının açığa çıkmasına neden oluyor. Bu gaz yer altı sularına karıştığında seviyeler aniden yükseliyor. Depremden hemen sonra ise bu grafiğin hızla aşağı yönlü bir düşüş sergilediğini gördük. Bu durum, gelecekteki olası depremlerin tahmininde kritik bir veri kaynağı olabilir."
GİZLİ TEHLİKE: SİGARADAN SONRA İKİNCİ SIRADA
Radon gazı sadece bir deprem göstergesi değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu. Yerküredeki doğal uranyumun bozulmasıyla açığa çıkan bu radyoaktif gaz, binaların bodrum ve zemin katlarında birikerek akciğer kanseri riskini artırıyor.
Uzmanlara göre radon, sigaradan sonra akciğer kanserinin dünyadaki en büyük sebebi olarak gösteriliyor.
Havadan ağır olan bu gaz, toz zerreciklerine yapışarak solunum yoluyla akciğer hücrelerine ulaşıyor ve burada DNA hasarına yol açan radyasyon yayıyor.
