Aralarında CHP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 200 sanığın yargılandığı Aziz İhsan Aktaş davasında duruşmalar sürüyor. Davanın 9’uncu gününde söz alan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, suçlamaları reddederek beraatini talep etti ve sürecin hukuki değil siyasi olduğunu söyledi.
“DOSYAMDA TEK BİR SOMUT DELİL YOK”
Özer savunmasında şu ifadelere yer verdi:
"CHP’ye yapılan operasyonlar sonucunda benim de çuvalın içine atılarak 1 yıldır tutuklu kalmamla, Esenyurtlulardan uzak kalmamla, ailemin bu hukuksuzluklarla karşı karşıya bırakılarak işkence edilen bir süreçten geçiyoruz. Bütün Esenyurt benim ihaleye fesat karıştırmayacağımı biliyor. Dosyama tek bir tane delil sunulamadı. Hiçbir iddiaya dayanmayan, altı boş bir isnatla bugüne kadar geldik. Bugüne kadar mahkeme yüzü görmemiş biri olarak belediye başkanı seçilince her şey oldu.
“HAYATIM BOYUNCA ŞEFFAF VE ADİL DAVRANDIM”
Her daim insanların özgürlüğü, mutluluğu ve refahı için çaba sarf eden bir vatandaş olarak yaptığım işlerde, üstlendiğim görevlerde şeffaf ve adil davranmayı hayatım boyunca düstur edindim. Böyle bir insan olarak hayatımda tek bir kara leke bulamazsınız. Buna herkes basit bir bakışla tanıklık edebilir.
Üniversitede bölüm başkanlığından rektörlüğe kadar birçok görev yaptım. On binlerce öğrenci yetiştirdim. Yetiştirdiğim öğrenciler arasında hâkimler, savcılar, bakanlar ve milletvekilleri var. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında çalışmalarda bulundum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Çevre Şehircilik Şurası üyesiyim. Kırk dört kitap yazdım, iki yüz makale ve üç yüz elli bildiriye imza attım. Gerek akademik çalışmalarım gerekse demokratik çalışmalarım nedeniyle altı ödül aldım. Bunların arasında 'Yılın Başarılı Belediye Başkanı' ödülü de bulunmaktadır.
Şu kaderin cilvesine bakın ki, bütün bunların ötesinde akademik hayatım boyunca yolsuzluklarla ilgili kitaplar ve makaleler yazmış biri olarak, bugün siyaset oyununun bir kurbanı olarak ihaleye fesat karıştırmak gibi beni irite eden ve söz konusu dahi etmeyeceğim bir iddiayla karşı karşıyayım. Bunun en bariz sebebi şudur Sayın Başkanım: Ben bütün hayatımı ülkeme, barışa ve demokrasiye adamış bir insanım. Türkiye’de beni tanıyan herkes bunu bilir.
"DÜZMECE BİR DOSYAYLA TUTUKLANDIM"
Ama maalesef Esenyurt Belediyesi’ne el koymak için bir şafak operasyonuyla, düzmece bir dosyayla tutuklandım. Daha sonra kısa süre içerisinde dosyanın boş olduğu, beraat edeceğim ve tahliye olacağım görülünce, adeta denetleme yaparcasına ikinci bir operasyonla yeniden tutuklandım ve on ay boyunca bu dosyadan tutuklu kaldım. Bütün mesele, içinden geçtiğimiz süreçte konjonktürün dayatmasıyla, birtakım siyasi hesaplarla Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan operasyonlar sonucunda benim de bu çuvalın içine atılmamdır.
Bir yıldan fazla süredir hapiste kalmam, Esenyurt Belediyesi’ne hizmet etmekten uzak kalmam, ailemin ve sevenlerimin bu süreçte adeta işkenceye maruz bırakılmasıyla ağır bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle buradan hakka, hukuka ve adalete sesleniyorum ve adaletin gerçek anlamda mülkün temeli olmasını diliyorum.
Bütün Esenyurt beni biliyor. Benim ihaleye fesat karıştıracak bir adam olmadığımı biliyor. Buna rağmen birtakım iddia ve isnatlarla buradayım. Peki bu iddialara dair bir delil var mı, bir isnat var mı? Hayır. Bir yıl boyunca dosyama tek bir tane delil sunulamadı. Hiçbir iddiaya dayanmayan, altı boş bir biçimde bugüne kadar geldik.
Bugüne kadar mahkeme yüzü görmemiş, hakkında tek bir soruşturma dahi açılmamış bir insan olarak, Esenyurt’ta iki kişiden birinin oyunu alıp belediye başkanı seçilince her şey birdenbire altüst oldu. Bundan dolayı son derece üzgünüm. Üzgünlüğümün bir nedeni şahsım ise, bir nedeni de ülkemizin içinden geçtiği süreçte hepimizin dayanağı olan hukuk sisteminin siyasal amaçlarla kullanıldığını görmekten kaynaklanmaktadır.
Oysa bizi bir arada tutacak, bizi geleceğe taşıyacak, bizi ortak vatanda güçlü bir ülke yapacak tek dayanağımız hukuktur. Hukuk çürürse her şey çürür. Ülkede adalet olmazsa devlet zaafa uğrar. Zaafa uğrayan bir devletin de kimseye bir faydası, bir yararı olmaz.
Sayın Başkanım, göreve geldiğim andan itibaren devletin ve belediyenin malına, mülküne tek bir kuruş zarar vermemek ilkesini benimsedim. Hayatım boyunca şiar edindiğim ilkelerle böyle bir suçlamanın örtüşmesi mümkün değildir.
Ben bu dünyaya iz bırakabilmek, bir hizmette bulunabilmek için geldim. Ancak bugün bu durumlarla karşı karşıya kaldım."
“İHALEYİ BAŞLATAN BİZ DEĞİL, KAYYUMDUR”
Kendisinin tutuklu bulunduğu süreçte Esenyurt kayyumunun tartışmalı uygulamalarına da dikkat çeken Özer, "Birincisi; biz henüz ihaleyle ilgili resmi bir işlem başlatmamışken, 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmamdan sonra kayyum yönetimi 21/B usulüyle yapılan ihaleyi bir ay daha uzatmıştır. Bu uzatma Ekim ve Kasım aylarını kapsamakla kalmamış, Aralık ayı da eklenerek yılbaşına kadar devam ettirilmiştir.
İkincisi; hakkında “hesaplar karıştırıldı” iddiası bulunan bu ihale üzerinden üç ay geçmesine rağmen (Ekim, Kasım, Aralık) ihalenin iptal edilip yeni bir ihale yapılması gerekirken bu yapılmamıştır. Aksine, 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla yer teslimi yapılarak iş fiilen başlatılmıştır. Yani ihaleyi başlatan biz değil, yer teslimi yaparak süreci başlatan kayyum yönetimidir.
Biz bu firmaya herhangi bir hak ediş düzenlemedik ve bir kuruş dahi ödeme yapmadık. Ödemeleri yapan kayyum yönetimidir.
AZİZ İHSAN AKTAŞ’LA İLGİLİ ÇELİŞKİ VURGUSU
Bu nedenle soruyorum: Eğer 21/B usulüyle yapılan ihale sorunlu ve sorumluluk doğuran bir ihale ise, kayyum yönetimi neden aynı ihaleyi bir ay daha uzatmıştır? Aziz İhsan Aktaş, seçilmemden sonra 1 kere tebrik için ziyaretime geldiğini söylüyor. ne öncesi ne sonrası. Beni tebriğe gelmiş olabilir ama hatırlamıyorum çünkü ben kazandığım zaman binlerce kişi geliyordu tebrik için. Aktaş’ın kendisi Esenyurt Belediyesi ihalesiyle ilgili 'benim ilgim dahlim yoktur' diyor iddia makamı bunu neden kabul etmiyor bu bir çelişki değil mi?" ifadelerini kullandı.
