DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin TBMM'deki Yeni Yol Grubu toplantısında ekonomi yönetimini sert sözlerle eleştirdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın rekor seviyeye ulaşan faiz ödemeleriyle ilgili "geçmişin yükü" savunması yaptığı, basına ise "Faiz Bataklığı" manşetlerinin yansıdığı bir atmosferde kürsüye çıkan Babacan, vatandaşın alım gücündeki dramatik düşüşü verilerle ortaya koydu. Babacan, Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumuna geldiğini vurguladı.
RAMAZAN SOFRALARINDA HESAP KİTAP DÖNEMİ
Konuşmasına Ramazan ayını kutlayarak başlayan Babacan, ekonomik krizin manevi iklim üzerindeki gölgesine işaret etti. "Maalesef bugün ülkemizde milyonlarca aile iftar sofrasını kurarken hesap yapmak zorunda kalıyor" diyen Babacan, emekli, asgari ücretli ve dar gelirli vatandaşların hayat pahalılığı karşısında çaresiz bırakıldığını belirtti.
Babacan, OECD verilerine atıfta bulunarak şu çarpıcı istatistikleri paylaştı:
Türkiye, 2025 yılında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke oldu.
2026’nın Ocak ayında yıllık gıda enflasyonu yüzde 31,7 olarak kaydedildi.
Türkiye'de her 10 haneden 4'ü, gün aşırı dahi olsa sofrasına et, tavuk veya balık koyamıyor. Türkiye bu oranla OECD listesinin en dibinde yer alıyor.
Babacan, bu tablonun "sofradaki ekmeğin küçülmesi, pazar filelerinin dolmaması ve kalabalık iftar sofralarının yerini yokluğa bırakması" anlamına geldiğini ifade etti.
200 LİRANIN HAZİN SONU: 132 DOLARDAN 4,5 DOLARA
Ekonomideki erimeyi somut bir örnekle anlatmak için kürsüde 200 TL'lik banknotu gösteren Babacan, paranın satın alma gücündeki düşüşü dolar bazında karşılaştırdı.
Babacan, "2009 yılında tedavüle girdiğinde yaklaşık 132 dolar ediyordu. Şubat 2026 itibarıyla değeri 4,5 dolar seviyesine kadar gerilemiş durumda" dedi. 2009 yılında 200 lira ile doldurulan bir alışveriş sepetinin bugün ancak 4 bin 500 lira ile doldurulabildiğini belirten Babacan, "Sadece Türk Lirası değer kaybetmedi; vatandaşın emeği, alın teri ve yılların birikimi de değer kaybetti" değerlendirmesinde bulundu.
'FAİZ BATAKLIĞI' VE GEÇMİŞİN FATURASI
Babacan'ın "yokluk ve yoksulluk" vurgusu yaptığı günlerde, bütçedeki faiz giderleri de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Karar gazetesinin "Faiz Bataklığı" manşetiyle duyurduğu verilere göre, Hazine sadece ocak ayında 454 milyar liralık faiz ödemesi gerçekleştirdi. Haberde, mart ayında 6 milyar liralık dış borç anaparasına karşılık 30 milyar liralık faiz ödeneceği bilgisi yer aldı.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, faiz yükündeki artışın "yapısal bir bozulmadan değil, geçmiş dönemde biriken enflasyonun teknik yansımasından" kaynaklandığını savunmuştu. Bakanlık, ödemelerin yüzde 53'ünün 10 yıl önce ihraç edilen TÜFE'ye endeksli tahvillerden kaynaklandığını belirtmişti.
Ancak Babacan, sorunun kaynağı olarak 2018 sonrası izlenen politikaları işaret etti. "2018 seçimlerinden sonra damat-kayınpeder el ele verip saçma sapan politikalarla enflasyonu patlattılar" diyen Babacan, üretici ve tüketicinin belirsizliğe mahkum edildiğini savundu. Babacan sözlerini, "Ramazan sabır ayıdır. Ancak sabretmek, bu iktidarın sebep olduğu yokluğa, yoksulluğa razı olmak değildir" diyerek tamamladı.
