DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Fatih Altaylı’nın programında fon ve sermaye piyasalarında yaşanan krizi değerlendirdi. Ekonomi yönetiminde uzun yıllar görev yapan Babacan, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun krizi önlemek için yeterli olduğunu savundu; sorunun mevzuattan çok uygulama ve kurumların yönetiminde olduğunu söyledi.
Babacan, 2012 sonunda çıkarılan yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun 2013’te uygulamaya girdiğini hatırlatarak, o dönemde SPK’nın kadrolarının da yenilendiğini anlattı. 2018 sonrasında ise bağımsız kurumların siyasi etkiden uzak çalışma kapasitesinin zayıfladığını öne sürdü.
“MEVZUATTA SORUN YOK, SORUN KADROLARDA”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerektiğinde mevzuat değişikliğine gidilebileceğine ilişkin sözlerine değinen Babacan, mevcut Sermaye Piyasası Kanunu’nun yeterli olduğunu savundu.
Babacan, temel sorunun kuralları uygulayacak kadrolar olduğunu belirterek, sağlam bir mevzuatın yanlış veya yetersiz uygulamayla işlevsiz hale gelebileceğini söyledi. Yaşananları “tamamen kötü yönetim” olarak nitelendirdi.
İşte MASAK raporu: Tera'nın merak edilen 12 yatırımcısı ortaya çıktı
“SPK YÖNETİMİ DEĞİŞMELİ”
Babacan, fon krizinin ardından SPK’daki yönetim yapısının da değiştirilmesi gerektiğini savundu.
Kurum yöneticilerinin suçlu olup olmamasından bağımsız olarak piyasaya yeniden güven kazandırılması gerektiğini belirten Babacan, büyük bir kriz yaşandıktan sonra mevcut kadrolarla devam edilmesinin doğru olmayacağını söyledi.
Babacan, “Kadro değişmeden güveni tekrar sağlamak mümkün değil” dedi.
ŞİMŞEK İÇİN: HABERDAR OLMAMASI DİYE BİR ŞEY DÜŞÜNEMİYORUM
Programda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sorumluluğuna ilişkin soruyu da yanıtlayan Babacan, Şimşek’in piyasadaki sorunlardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını düşündüğünü söyledi.
Kendisine yaklaşık iki yıldır sermaye piyasalarındaki sıkıntılara ilişkin şikâyetler ulaştığını belirten Babacan, yetki ile sorumluluğun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Babacan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde kurumların üst yönetimlerinin atanması ve değiştirilmesinde Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkilere sahip olduğunu belirterek, krizin çözülmesi için siyasi iradenin en üst seviyeden ortaya konulması gerektiğini ifade etti.
“ÖZEL GÖREV GÜCÜ KURULMALI”
Babacan’ın çözüm önerilerinin başında, doğrudan fon krizine odaklanacak özel bir ekip kurulması geliyor.
Sadece savcılık ve mahkemeler üzerinden yürütülen süreçle krizin yönetilemeyeceğini savunan Babacan, yargının suçları soruşturacağını ancak finansal krizi yönetecek teknik yapının ayrıca oluşturulması gerektiğini söyledi.
Sermaye piyasaları ve bankacılık konusunda uzman kişilerden oluşan 7-8 kişilik, tam yetkili bir “görev gücü” kurulmasını öneren Babacan, bu yapının hem mevcut krizi yönetmesini hem de tasfiye sürecine çözüm üretmesini istedi.
DEVLET DENETLEME KURULU’NA ÇAĞRI
Babacan, görev gücünün yanı sıra Devlet Denetleme Kurulu’nun da devreye sokulmasını önerdi.
DDK’nın geçmiş dönemde yaşananları, ihmalleri ve kurumsal sorumlulukları incelemesi gerektiğini belirten Babacan, görev gücünün ise eş zamanlı olarak mevcut krizin yönetimiyle ilgilenmesini istedi.
Babacan, iki sürecin birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek geçmişe dönük incelemenin uzun sürebileceğini, yatırımcıların mağduriyetinin giderilmesinin ise bekletilmemesi gerektiğini söyledi.
“KRİZ İYİ YÖNETİLİRSE İZOLE EDİLEBİLİR”
Fon krizinin boyutuna ilişkin farklı rakamlar bulunduğunu söyleyen Babacan, 15 ila 25 milyar dolar arasında bir büyüklüğün konuşulduğunu belirtti.
Türkiye’deki toplam fon büyüklüğünün yaklaşık 200 milyar dolar olduğunu ifade eden Babacan, sorunun iyi yönetilmesi halinde piyasaların geneline yayılmadan izole edilebileceğini savundu.
Kötü yönetilmesi durumunda ise güven kaybının diğer fonlara, borsaya ve sağlıklı şirketlere dağılabileceği uyarısında bulundu.
HİSSELER NASIL ŞİŞİRİLDİ? BABACAN ÖRNEKLE ANLATTI
Babacan, düşük işlem hacmine sahip hisselerde az sayıdaki yatırımcının birbirleri arasında giderek daha yüksek fiyatlarla işlem yapması halinde piyasa fiyatının yapay biçimde yükseltilebileceğini anlattı.
Bu tür hareketlerin Borsa İstanbul tarafından fark edilmesi, ardından SPK’ya bildirilmesi ve gerekli görülmesi halinde savcılığa suç duyurusunda bulunulması gerektiğini söyleyen Babacan, sistemin bu mekanizma üzerine kurulduğunu belirtti.
Babacan’a göre sorun, bu mekanizmaların zamanında çalıştırılmamasıyla büyüdü.
“KAMU KAYNAĞIYLA ÖDENMEMELİ”
Babacan, fon yatırımcılarının mağduriyetinin giderilmesine ilişkin en önemli ayrımlardan birinin kamu kaynaklarının kullanılıp kullanılmayacağı olduğunu söyledi.
Bankalardaki mevduattan farklı olarak yatırım fonlarında devlet garantisi bulunmadığını hatırlatan Babacan, yatırımcılara yapılacak ödemelerin doğrudan bütçeden karşılanmasına karşı çıktı.
Yaklaşık 455 bin yatırımcının mağduriyetinin çözülmesi gerektiğini, ancak bunun tüm toplumun kaynaklarını kullanarak yapılmaması gerektiğini savunan Babacan, şöyle konuştu:
“Parayı kim çaldıysa onun ensesinden yakalayıp getirip çatır çatır tahsil etmek lazım.”
TMSF MODELİNİ ÖNERDİ
Babacan, geçmişte batık bankaların varlıklarının tahsil edilmesinde kullanılan TMSF modelinin fon krizi için de örnek alınabileceğini söyledi.
TMSF bünyesinde bu dosyayla ilgilenecek ayrı bir yapı kurulabileceğini veya yeni bir düzenlemeyle özel yetkili bir tahsilat mekanizması oluşturulabileceğini belirten Babacan, gerekli yasal düzenlemelerin TBMM’de kısa sürede çıkarılabileceğini savundu.
Babacan, sorumluların Türkiye’de ve yurt dışında bulunan varlıklarına yönelik tahsilat sürecinin etkin yürütülmesi gerektiğini, bunun için yargı sürecinin yanında mali ve teknik yetkilere sahip özel bir yapının bulunmasının zorunlu olduğunu ifade etti.
“KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMAMALI”
Babacan, krizin çözümünde siyasi veya kişisel bağlantılara göre hareket edilmemesi gerektiğini söyledi.
Fonlarla bağlantılı işlemlerde doğrudan veya dolaylı menfaat sağlayanların tamamının araştırılması gerektiğini belirten Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da “kimsenin gözünün yaşına bakılmaması” çağrısında bulundu.

