DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) resepsiyonunda gazetecilerin piyasaları sarsan "fon vurgunu" iddialarına ve ekonomik tablolara ilişkin sorularını yanıtladı. Krizin yönetilmesinde atılan adımların güven inşası açısından yetersiz kaldığını vurgulayan Babacan; düzenleyici kurumların başındaki isimlerin görevden ayrılması, gece gündüz çalışacak yetkin bir görev gücü kurulması ve TBMM bünyesinde bir denetim komisyonu açılması gerektiğini söyledi.
"KAZA YAPAN ŞOFÖR TRAVMASIYLA ARABA KULLANAMAZ, GÖREVİ BIRAKMALILAR"
Sistemde denetçilerin baskı ve korku hissetmeden hareket edebilmesinin hayati olduğunu vurgulayan Babacan, krizin baş aktörleri durumundaki kurum yöneticilerinin derhal ayrılması gerektiğini belirtti:
"Şu ana kadar yapılanlar maalesef güven oluşturma açısından yeterli değil. Bazı adımlar atıldı ama eksik çok. Sistemde denetleyenlerin 'Acaba ucu şuna dokunursa başımıza iş açar mıyız?' korkusu yaşamaması lazım. Denetçiler, altından kim çıkarsa çıksın sonuna kadar gidebilmeli. Bu işi yöneten kurumların başındaki insanların acilen bu işi bırakması lazım; SPK’ymış, Borsa İstanbul’muş... Bunlar kaza yapan şoförler. Kaza yapan şoföre suçlu da olsa, suçsuz da olsa o kazanın psikolojisiyle, travmasıyla araba kullandırılmaz. Dolayısıyla bu kurumların başındakilerin derhal görevden alınması ya da kendiliğinden ayrılması gerekiyor ki yeni bir ekiple sistem sıhhatli işleyebilsin."
"CEVDET YILMAZ HEYETİ BU İŞİN ALTINDAN KALKAMAZ; PART-TİME DEĞİL, 7/24 GÖREV GÜCÜ ŞART"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan krizi takip heyetinin çalışma modeline itiraz eden Babacan, meselenin ciddiyetine dikkat çekti:
"Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir heyet oluşturuldu ancak bu öyle 'günde bir saat bakalım, haftada bir toplanalım' denebilecek 'part-time' bir iş değil. Tam zamanlı, gece gündüz bu konuya odaklanacak bir görev gücü şart. Böyle bir heyetin bile aylarını alabilecek kadar karmaşık bir vaka ile karşı karşıyayız. Sermaye piyasalarını ve bankacılığı bilen, devleti tanıyan uzmanlardan oluşan tam yetkili bağımsız bir yapının kriz yönetimini devralması şarttır. Mevcut part-time heyetin bu yükün altından kalkma ihtimali yoktur."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Fon kurulu toplantısında ilave tedbirler alınabilir
"YANGIN KÜÇÜKKEN SÖNDÜRÜLMELİYDİ: İHMAL Mİ, ÇIKAR ORTAKLIĞI MI?"
Krizin kronolojisine dikkat çeken ve SPK Kanunu'ndaki "piyasa dolandırıcılığı" suçunu hatırlatan Babacan, sürecin uzun süre görmezden gelindiğini savundu:
"Krizleri üç aşamada incelemek gerekir. Kriz öncesi dönemde belli ki gerekli tedbirler alınmamış. SPK yasasında 'piyasa dolandırıcılığı' dediğimiz bir suç tanımı vardır. Bu dosya derinleştirildikçe bu suçun farklı boyutlarını göreceğiz. Yangın henüz küçükken müdahale edilip söndürülmeliydi. Bu kadar uzun süre devam etmesine göz yumulması, ihmal gösterilmesi veya bir çıkar ortaklığı ihtimali tablonun vahametini artırmaktadır."
"ÜÇ KOLDAN DENETİM: MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI"
Sürecin yalnızca yargı veya yürütme organlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, şeffaflık için Meclis zeminine taşınmasının zorunlu olduğunu ifade eden Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yargı incelemeye başladı, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) devreye girdi. Ancak mutlaka Meclis denetimi de olmalı. TBMM'de kurulacak bir araştırma komisyonu vasıtasıyla mesele irdelenmeli. Yargı, yürütme (DDK) ve yasama olmak üzere üç koldan denetim yapılmalı. Meclis denetimi kamuoyuna açık ve şeffaf olacağı için gerçeklerin ortaya çıkmasında kilit rol oynayacaktır."
SİYASETTE ERKEN SEÇİM MESAJI: "UFUKTA GÖRÜNÜYOR"
Gündemdeki erken seçim tartışmalarına ilişkin takvimi değerlendiren Babacan, kararın anayasal çerçevede Meclis veya Cumhurbaşkanı'na ait olduğunu hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
"Genel tabloya baktığımızda ufukta artık seçim görünüyor. Ne kadar yakındır; gelecek sene ilkbahar mı, sonbahar mı, yoksa 2028 ilkbaharı mı? Bunun kararını Anayasa gereği ya Meclis ya da Cumhurbaşkanı verecektir."
