Türkiye’yi yasa boğan okul baskınlarının fail profilleri, dijital dünyanın gençler üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha tartışmaya açtı. Uzmanlara göre, basit bir eğlence aracı olarak görülen çevrim içi oyunlar; suç şebekelerinin, radikal grupların ve manipülasyon ustalarının çocuklara sızdığı kontrolsüz birer iletişim koridoruna dönüşmüş durumda.
"ŞİDDET ARTIK KÜRESEL BİR NORM HALİNE GELDİ"
Siber Güvenlik Uzmanı Gökhan Say, popüler oyunların büyük bir kısmının temelinde şiddet unsurlarının yattığına dikkat çekti. Bu durumun küresel bir krize evrildiğini belirten Say, "Yıllardır uyardığımız riskler artık somut şiddet eylemleri olarak karşımıza çıkıyor. Yasaklar veya kısıtlamalar, VPN gibi araçlarla kolayca aşıldığı için kalıcı bir çözüm üretmekte yetersiz kalıyor," dedi.
SUÇ AĞLARININ YENİ SİLAHI: YAPAY ZEKA
Say’ın açıklamalarındaki en çarpıcı noktalardan biri, suç örgütlerinin teknolojiyi kullanma biçimi oldu. Çocuklarla kurulan iletişimin artık çok daha stratejik bir zeminde ilerlediğini vurgulayan Say, süreci şöyle özetledi:
Analiz: Yapay zeka destekli araçlarla çocukların davranışları ve ilgi alanları çözümleniyor.
Güven İnşası: Oyun içinde başlayan iletişim, zamanla kişisel mesajlaşma uygulamalarına taşınıyor.
İstismar ve Şantaj: Kurulan güven ilişkisi, bir süre sonra tehdit, şantaj ve suça teşvik mekanizmalarına dönüşüyor.
SANAL AİDİYET VE BULANIKLAŞAN GERÇEKLİK
Habertürk'ün aktardığına göre uzmanlar, özellikle fiziksel dünyada kendini ifade etmekte zorlanan veya aidiyet sorunu yaşayan çocukların dijital dünyada oluşturdukları "yeni kimliklere" sıkı sıkıya bağlandığını ifade ediyor. Sanal dünyada elde edilen "kabul görme" duygusu, çocukları manipülasyona açık hale getiriyor. Gökhan Say, Metaverse, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla, çocuklar için gerçek ile sanal arasındaki sınırın tamamen ortadan kalktığı uyarısında bulundu.
"SOKAKTA YALNIZ BIRAKMADIĞINIZ ÇOCUĞUNUZ DİJİTALDE SAHİPSİZ"
Haberin en can alıcı noktası ise ailelere yönelik eleştiri ve çağrılar oldu. Dijital dünyadaki milyarlarca dolarlık pazarın, şirketleri radikal içerik değişiklikleri yapmaktan alıkoyduğunu belirten Say, asıl sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu vurguladı:
"Çocuğunu sokakta bir an bile yalnız bırakmayan ailelerin, aynı çocuğu dijital dünyada tamamen denetimsiz bırakması büyük bir çelişkidir. İnternette kimlerle konuştuğunu bilmek, fiziksel güvenliği sağlamak kadar kritiktir. Eğitim ve farkındalık, bu karanlık ağlara karşı elimizdeki en güçlü kalkandır."
SONUÇ: DİJİTAL KARANTİNA MI, BİLİNÇLİ DENETİM Mİ?
Siber güvenlik otoriteleri, okullardaki fiziksel güvenlik önlemleri kadar, öğrencilerin dijital dünyadaki ayak izlerinin de rehberlik servisleri ve aileler tarafından titizlikle takip edilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Sanal dünyadaki "avcıların" her geçen gün sofistike yöntemler geliştirdiği bu dönemde, "dijital okuryazarlık" artık bir tercih değil, bir hayatta kalma becerisi olarak görülüyor.
