Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, 2026 yılının ilk dört ayında da durmaksızın yükselmeye devam ediyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun (TKDF) nisan ayı verilerine göre, nisan ayında 31 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin 24’ü doğrudan kadın cinayeti olarak tanımlanırken, 7 vaka kayıtlara "şüpheli ölüm" olarak geçti.

NİSAN AYI BİLANÇOSU: EN GENÇ KURBAN 16 YAŞINDA
Nisan ayına ilişkin demografik veriler, şiddetin yaş ve statü tanımadığını bir kez daha kanıtladı. Katledilen kadınların yaş aralığı 16 ile 66 arasında değişirken, şiddetin en çok hedef aldığı grup %41,9 ile 19-35 yaş arası genç kadınlar oldu.
Katledilen kadınların 10’u evli, 8’i bekar ve 3’ü boşanmıştı.
10 kadının ise medeni durumu henüz tespit edilemedi.
51 yaş ve üzeri kadınlar, %38,7’lik oranla en çok şiddete maruz kalan ikinci grup olarak kayıtlara geçti.

FAİL YİNE EN YAKINLAR: "EV" EN TEHLİKELİ ALAN
Rapordaki en sarsıcı verilerden biri, kadınların en çok güven duymaları gereken yerlerde, en yakınındaki erkekler tarafından hedef alınması oldu.
Nisan ayında öldürülen kadınların 13’ü aile içindeki erkekler tarafından, 3’ü ise boşandığı veya boşanma aşamasında olduğu erkekler tarafından katledildi.
31 kadının 22’si bizzat kendi evinde veya özel yaşam alanında hayatını kaybetti. Sokaklar ve kamusal alanlar ise 5 kadına mezar oldu.
Şiddetin en yaygın aracı yine ateşli silahlar oldu. 17 kadın silahla, 7 kadın ise kesici aletle öldürüldü.
2026’NIN İLK 4 AYI: 133 CAN KAYBI
Yılın genel tablosuna bakıldığında durumun vahameti daha da belirginleşiyor. Ocak-Nisan dönemini kapsayan ilk dört ayda toplam 133 kadın yaşamını yitirdi.
Toplam Cinayet: 99
Şüpheli Ölüm: 34
Dört Aylık Genel Dağılım:
93 kadın evinde, 17 kadın kamusal alanda, 8 kadın ormanlık, 11 kadın ise sulak alanlarda katledildi.
133 kadının 48’i aile içindeki bir erkek, 19’u boşandığı/boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından öldürüldü.
İlk dört ayda 68 kadın ateşli silahla hayattan koparıldı. Boğulma, darp ve yüksekten düşme gibi yöntemler de istatistiklerde yer buldu.
FEDERASYONDAN "ETKİN MÜCADELE" ÇAĞRISI
TKDF, yayımladığı raporla birlikte kadın cinayetlerinin münferit olaylar değil, toplumsal bir kriz olduğunun altını çizdi. Raporda, önleyici politikaların yetersizliği ve cezasızlık algısının şiddeti körüklediği vurgulanırken; "etkin koruma, şeffaf yargılama ve yapısal reform" talepleri bir kez daha yinelendi.
Hukukçular ve kadın hakları savunucuları, özellikle ateşli silahlara erişimin kolaylığının ve ev içi şiddete yönelik denetim mekanizmalarının zayıflığının bu tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekiyor.
