ABD Adalet Bakanlığı'nın yayımladığı geniş kapsamlı e-posta arşivi, Jeffrey Epstein’in 2019'da cezaevindeki ölümünden bir yıl önce, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli lojistik devi DP World için Nijerya’da liman ve altyapı projeleri yürütmek üzere yoğun bir diplomasi trafiği yönettiğini gösteriyor. Epstein'a hediye edilen Kabe örtüsüne (Kisve-i Şerif) ayaklarıyla bastığı ortaya çıkan DP World Yönetim Kurulu Başkanı Sultan Ahmed bin Sulayem’in Epstein ile olan yakın ilişkisinin kamuoyuna yansıması üzerine 13 Şubat 2026 tarihinde görevinden istifa etti. Drop Site'de yer alan yazışmalar, Epstein ve Barak ikilisinin, terör örgütü Boko Haram tehdidini gerekçe göstererek İsrail menşeli güvenlik teknolojilerini Nijerya pazarına soktuğunu ve bu kanalla petrol yatırımlarına ulaştığını kanıtlıyor.

2018 yılı yaz aylarına ait yazışmalarda Epstein, Nijerya Egemen Yatırım Fonu Başkanı Jide Zeitlin ile DP World’ün o dönemki başkanı Sulayem arasında Lagos ve Badagry’deki nakliye terminalleri için arabuluculuk yaptı. DP World yönetiminin, limanların mülkiyetini tamamen devralmadan yatırım yapmaya sıcak bakmadığı, Epstein’in ise süreci hızlandırmak için dönemin Nijerya Devlet Başkanı Muhammadu Buhari’ye yakın isimlerle temas kurduğu görülüyor. Epstein, bu süreçte eski Beyaz Saray Danışmanı Kathryn Ruemmler gibi üst düzey isimleri de sürece dahil etmeyi teklif ederek küresel bir lobi faaliyeti yürüttü.
İş dünyasında Epstein depremi sürüyor: Kabe örtüsüne basan bin Sulayem istifa etti
GAZZE’DE TEST EDİLEN SİSTEMLER NİJERYA’YA TAŞINDI
Haberin arka planında, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın güvenlik sektöründeki girişimleri dikkat çekiyor. 2014 yılında Nijerya ordusunun Boko Haram ile mücadelesini fırsat bilen Barak, İsrail'in Gazze sınırındaki Erez Sınır Kapısı’nda Filistinlilere karşı kullandığı "Basel" adlı biyometrik kontrol sisteminin bir benzerini Nijerya'ya pazarladı. "Sahada kanıtlanmış" (field-proven) ifadesiyle pazarlanan bu yüz tanıma ve el geometrisi tarama teknolojileri, ilk olarak Nijerya'daki Babcock Üniversitesi'nde pilot bölge olarak uygulanmaya başlandı. Belgeler, bu güvenlik iş birliklerinin asıl amacının Nijerya’nın zengin petrol rezervlerine erişim sağlamak olduğunu gösteriyor.
SİBER GÜVENLİK ÜZERİNDEN PETROL DİPLOMASİSİ
Ehud Barak’ın hacklenen ve Adalet Bakanlığı belgeleriyle doğrulanan e-postaları, güvenlik ilişkilerinin petrol yatırım fırsatlarına nasıl dönüştürüldüğünü sergiliyor. Barak’ın, Epstein’in yönlendirmesiyle Nijeryalı üst düzey askeri ve siyasi yetkililerle kurduğu temaslar, Elbit Systems gibi İsrail savunma devlerinin Nijerya'da 40 milyon dolarlık internet izleme kontratları almasının önünü açtı. 2020 yılına gelindiğinde, Dünya Bankası'nın Nijerya'nın siber altyapısını şekillendirmek için Barak'ın kurucusu olduğu girişimlerle ortaklık kurduğu, bu sürecin 2025 yılına kadar derinleşerek devam ettiği anlaşıldı.
YAPTIRIMLARIN ETRAFINDAN DOLANMA ÇABALARI
Epstein’in sadece lojistik değil, aynı zamanda yaptırım altındaki Rus ve İsrailli maden devleri için de bir köprü görevi gördüğü belgelerde yer alıyor. Epstein’in, Rus alüminyum kralı Oleg Deripaska ve Glencore CEO’su Ivan Glasenberg gibi isimlerin Nijerya’daki çıkarlarını korumak için Jide Zeitlin’e danışmanlık yaptığı belirlendi. 2013-2015 yılları arasında yoğunlaşan bu faaliyetler, savunma sanayii ve terörle mücadele ortaklıklarının, uluslararası enerji ve maden piyasalarında kapalı kapılar ardında yürütülen büyük pazarlıkların bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.
