Gazeteci Hannah Lucinda Smith, ABD’de kamuoyuna sızan Jeffrey Epstein dosyaları üzerinde yaptığı incelemelerde, Epstein ve yakın çevresinin 2017-2019 yılları arasında Türk lirası ve Türkiye ekonomisindeki dalgalanmalarla yakından ilgilendiğine dair çarpıcı yazışmaları gün yüzüne çıkardı. Belgeler, Epstein’ın eski Harvard Rektörü ve ABD eski Hazine Bakanı Larry Summers’ı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ile bir "kur meselesi" görüşmesi yapması için ikna etmeye çalıştığını gösteriyor.
İfşa dalgası büyüyor: Epstein yazışmaları sonrası üst düzey istifalar
"PARA BİRİMLERİ YERLERDE SÜRÜNÜYOR"
Belgelere göre, 20 Şubat 2017 tarihinde Epstein, ekonomi profesörü Larry Summers’a gönderdiği e-postada Türk lirasının değer kaybına atıfta bulunarak “Their currency is in the toilet” (Para birimleri yerlerde sürünüyor) ifadesini kullandı. Summers, aynı gün verdiği yanıtta durumun ne olduğunu sorarak, “Oraya gitmem mi gerekiyor? Erdoğan’ın kuklası mı bunlar?” şeklinde bir geri dönüş yaptı.
21 Şubat 2017’de ise Epstein, Summers’a kur meselesini konuşmak üzere Türk Merkez Bankası ile çalışıp çalışmak istemediğini sordu ve yazışmada “Onlara 250 bin dedim” ifadesini kullanarak bir pazarlık payına işaret etti.
REZERVLERDEKİ HAREKETLİLİK VE "HERİF" SÖYLENTİLERİ
Hannah Lucinda Smith’in analizine göre, bu yazışmaların yapıldığı dönemde Türk lirası dolar karşısında tarihî dip seviyeleri görüyordu. Hazine verileri, 2017’nin ilk yarısında Merkez Bankası rezervlerinde ciddi bir erime yaşandığını, ancak tam da Epstein’ın Summers’ı göndermek istediği Ocak-Şubat 2017 döneminde resmî rezervlere 2,6 milyar dolarlık gizemli bir giriş olduğunu gösteriyor.
Haberde ayrıca aynı dönemde Borsa İstanbul’da devasa işlemler yaparak piyasayı manipüle ettiği iddia edilen ve kamuoyunda “Herif” (The Dude) lakabıyla anılan gizemli yatırımcıya dair söylentilerle bu süreç arasındaki zamanlamaya dikkat çekiliyor.
BANNON VE "SHORT" OPERASYONLARI
Belgelerdeki Türkiye izleri sadece Summers ile sınırlı kalmıyor. Epstein’ın çevresindeki bir diğer isim olan Steve Bannon’ın 2018 yılındaki yazışmaları da dosyada yer alıyor. Mayıs 2018’de kimliği karartılmış bir şahıs Bannon’a “Türkiye parası fena çakılıyor. Mükemmel.” şeklinde bir mesaj gönderiyor. Bannon’ın bu mesaja verdiği yanıt ise piyasa jargonuna atıfta bulunuyor: “Bannon vurur; Tanrı shortlar.”
"Shortlamak" (açığa satış), bir para biriminin veya varlığın değer kaybedeceği üzerine bahis oynayarak bu düşüşten kar elde etmek anlamına geliyor. Bu yazışmaların, Türk lirasının rekor düşük seviyelere gerilediği ve Rahip Brunson krizi ile yaptırımların gündemde olduğu dönemle örtüştüğü belirtiliyor.
TAHVİL ALIMI VE RUSYA SORUSU
13 Ağustos 2018 tarihinde, Türkiye’ye yönelik ABD yaptırımlarının ilan edilmesinden kısa süre sonra Epstein, servet danışmanı Richard Kahn ile Türkiye ve Rusya tahvilleri almayı tartışıyor. Epstein, “Doğru zamanda tahviller harika olacak” derken; Kahn, Türkiye ve Rusya hisse endekslerini izlediğini belirterek “Türkiye iflas ettiğinde Rusya onları kurtarır mı?” sorusunu yöneltiyor.
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TÜRKİYE SEYAHATLERİ
Dosyalarda Epstein’ın Türkiye ile ilişkisinin sadece finansal boyutta kalmadığı, kişisel seyahat trafiğine de yansıdığı görülüyor. E-posta zincirleri, Epstein’ın asistanı veya masözü olarak tanımlanan iki kadını, Antalya’daki Rixos Land of Legends bünyesindeki bir spa merkezinde on günlük masaj eğitimi almaları için Türkiye’ye gönderdiğini gösteriyor. Belgeler, bu kişilerin Türkiye’den sonra doğrudan Paris’e geçerek Epstein ile yeniden buluştuklarını ortaya koyuyor.
Hannah Lucinda Smith, belgelerin henüz kesin bir "suç kanıtı" (smoking gun) sunmadığını ancak Epstein ve çevresinin Türkiye’deki ekonomik çalkantıyı sadece izlemekle kalmayıp, bu durum üzerinden kazanç sağlamaya yönelik stratejik adımlar ve üst düzey temaslar planladığını savunuyor. Özellikle Merkez Bankası ile kurulmak istenen temas ve Summers’a teklif edilen rakamlar, Epstein’ın Türkiye piyasalarındaki "içeriden bilgi" (insider information) trafiğine dahil olma çabasını kanıtlar nitelikte değerlendiriliyor.
