Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli vefatına yönelik yürütülen adli soruşturmada tutukluluk durumu gözden geçirildi. Silivri Sulh Ceza Hâkimliği, tutuklu bulunan gazeteci Selahattin Günday ile Emre Atmaca ve Özlem Uslu hakkında tutukluluğun devamı yönünde hüküm kurdu.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine dosyayı ve mevcut delil durumunu inceleyen Hâkimlik, adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağına işaret ederek şüphelilerin cezaevinde kalmasına hükmetti.
AĞIR İDDİALAR: "KASTEN ÖLDÜRME", "MİT KANUNUNU İHLAL" VE "ÖRGÜT KURMA"
Soruşturma dosyası kapsamında hazırlanan mahkeme tensip ve inceleme zaptında şüphelilere yöneltilen suçlamalar ile ilgili sevk maddeleri ayrıntılı olarak yer aldı. Karara göre şüpheliler Emre Atmaca ve Özlem Uslu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81/1. maddesi kapsamında "Kasten Öldürme" suçlamasıyla tutuklu bulunuyor. Gazeteci Selahattin Günday hakkında ise Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 27/3-1. maddesi uyarınca "İstihbarat faaliyeti ile ilgili bilgi ve belgeleri ifşa etmek", TCK'nin 220/1. maddesi kapsamında "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma" ve TCK'nin 136/1. maddesi uyarınca "Kişisel Verileri, Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak" suçlamaları bulunuyor.
MAHKEMENİN DEVAM GEREKÇESİ: DELİLLER HENÜZ TOPLANMADI, KAÇMA ŞÜPHESİ MEVCUT
Silivri Sulh Ceza Hâkimliği kararında, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 100. maddesi uyarınca kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığına dikkat çekildi.
Karar metninde şu gerekçelere yer verildi:
"Olay nedeniyle tutulan tutanaklar ve dosyada yer alan tüm bilgi-belgeler dikkate alındığında, şüphelilerin suçu işlediğine dair somut olgulara dayalı kuvvetli şüphe nedenleri ile kuvvetli delillerin bulunduğu; suçun şüpheliler aleyhine değişme ihtimali, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, muhtemel cezanın alt ve üst sınırı ile ağırlığı göz önüne alındığında kaçma veya saklanma ihtimalinin varlığı anlaşılmıştır.
Delillerin henüz toplanmadığı, şüphelilerin serbest kalmaları halinde delilleri karartma veya dosyadaki diğer şahıslar üzerinde baskı oluşturma ihtimali bulunduğu değerlendirilmiştir. Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen ölçülülük ilkesi uyarınca, daha hafif bir koruma önlemi olan adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve amaca hizmet etmeyeceği gerekçesiyle şüphelilerin tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına karar verilmiştir."
