İmamoğlu'ndan mahkeme salonunda Erdoğan'a uyarı: Bu kalleş düzenden sen dahi kendini koru

İmamoğlu'ndan mahkeme salonunda Erdoğan'a uyarı: Bu kalleş düzenden sen dahi kendini koru

İBB davasında savunmasının son gününe başlayan İBB Başkanı İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek “Bir hemşehri olarak seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden sen dahi kendini koru” dedi. Davanın siyasi olduğunu savunan İmamoğlu, sanıklardan Melih Geçek hakkında ikinci bir tutuklama kararı verilmesine de tepki gösterdi. “Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir?” diye soran İmamoğlu, mahkeme heyetine dönerek “Bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var” dedi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun dört gündür devam eden savunmasında son güne girildi. Duruşma salonuna “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları eşliğinde gelen İmamoğlu, konuşmasının ilk bölümünde yargılama sürecini ve tutuklama kararlarını eleştirdi.

Savunma yapabilmek için yaklaşık 600 gün beklediğini söyleyen İmamoğlu, “İsterdik ki savunma için 600 gün beklediğimiz bir yargı düzeni bu ülkede olmasın” dedi.

İmamoğlu, hakkındaki davanın siyasi amaçlarla yürütüldüğünü savunurken, sanıklardan Melih Geçek hakkında verilen ikinci tutuklama kararını da gündeme getirdi.

"ALEVİ'SİNE, SÜNNİ'SİNE, KÜRT'ÜNE, TÜRK'ÜNE İLAN EDİYORUM: BU BİR SİYASİ DAVADIR"

İddianameyi bir kez daha “iftiraname” olarak nitelendiren İmamoğlu, davanın hukuki değil, siyasi gerekçelerle yürütüldüğünü öne sürdü.

İmamoğlu, mahkeme salonunda şu ifadeleri kullandı:

“Bugün bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir. Ve bunu aziz milletimize ve benim canım yurttaşlarıma, doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine, AK Partilisine, MHP'lisine, DEM'lisine, İYİ Partilisine, YENİ Partilisine, bütün partilere, bütün siyasi görüşe sahip insanlarına, Alevi'sine, Sünni'sine, Kürt'üne, Türk'üne, Laz'ına, Çerkes'ine ilan ediyorum: Bu bir siyasi davadır.”

Son iki yılda muhalefet partilerine, gazetecilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara ve iş insanlarına yönelik operasyonların da siyasi nitelikte olduğunu savunan İmamoğlu, “Bu ülkeye ihanet operasyonlarıdır” dedi.

MELİH GEÇEK'İN İKİNCİ KEZ TUTUKLANMASINA TEPKİ

İmamoğlu, savunmasının devamında aynı davanın sanıklarından Melih Geçek hakkında ikinci bir tutuklama kararı verilmesini gündeme taşıdı.

Önceki duruşmanın ardından cezaevine dönen Geçek'in, sabah verdiği ifadede tutuklama talebi bulunmamasına rağmen akşam saatlerinde SEGBİS üzerinden mahkemeye çıkarılarak yeniden tutuklandığını anlatan İmamoğlu, kararın önceden planlandığını ileri sürdü.

İmamoğlu, yaşananları şöyle anlattı:

“Dünü beraber yaşadık, geçirdik. Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde o olaya şahit olan bir arkadaşım, avukat görüşmemde SEGBİS'e aldılar seslenerek diyor ki: 'Melih'i tekrar...'”

Geçek hakkında sabahki işlemlerde tutuklamaya sevk kararı bulunmadığını öne süren İmamoğlu, şunları söyledi:

“Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, Sayın Başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih'in cezaevine dönüşü bekleniyor. Sabah alınan ifadede Melih'le ilgili havale yok, mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok.”

"YEDEK TUTUKLAMA! BU UTANMAZLIK DEĞİL DE NEDİR?"

Geçek'in 15 gün sonra yeniden ifade vermesinin planlandığını belirten İmamoğlu, buna rağmen aynı gün ikinci tutuklama kararı verilmesini eleştirdi.

“Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir?” diye soran İmamoğlu, Geçek'in yalnızca bir sanığın ifadesine dayanılarak yeniden tutuklandığını savundu.

İmamoğlu, söz konusu ifadeyi veren Erol Naim'i de hedef alarak, “Bu arkadaşımın dün sabah ifadesini alıyorsun, '15 gün sonra seni çağıracağım' diyorsun, akşama tutuklama veriyorsunuz” dedi.

Geçek hakkındaki kararın hangi gerekçeyle ve hangi süreç sonucunda alındığının açıklanmasını isteyen İmamoğlu, “Melih'i sabah tutuklamaya sevk etmemiş ki. Öyle olsa resmî evrakta yazar. Ama gün içinde hangi talimat gitmişse, hangi tuzak kurulmuşsa, hangi pusu kurulmuşsa Melih akşam tutuklandı. Yedek tutuklama yapıldı” ifadelerini kullandı.

MAHKEME HEYETİNE: "BULUNDUĞUNUZ KÜRSÜDE AHTAPOTUN KOLLARI VAR"

Melih Geçek hakkında verilen kararı eleştirirken doğrudan mahkeme heyetine seslenen İmamoğlu, yargılama sürecine dışarıdan müdahale edildiğini öne sürdü.

İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Başkan, sayın heyet bulunduğunuz kürsüde ahtapotun kolları var. Görüyorsunuz ya da göremiyorsunuz. Ahtapotun kolları var. Sandalyenizin etrafında, bilgisayarlarınızın içinde ahtapotun kolları var.”

İmamoğlu, ikinci tutuklama kararının tesadüf olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak yargı üzerindeki siyasi müdahale iddiasını yineledi.

ERDOĞAN'A SESLENDİ: "SENİ UYARIYORUM"

Savunmasının en dikkat çekici bölümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a doğrudan seslenen İmamoğlu, yargı süreçlerinde yaşandığını ileri sürdüğü uygulamalara karşı Erdoğan'ın da dikkatli olması gerektiğini söyledi.

Erdoğan'a “Bir hemşehri olarak” hitap eden İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Buradan uyarıyorum. Eyyy Sayın Cumhurbaşkanı; bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Senin bile bazı şeylerden haberin olamayacağını, buna vaktin olmadığını düşünüyorum.”

İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir hemşehri olarak, Sayın Cumhurbaşkanı, seni uyarıyorum. Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye'yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru. Seni uyarıyorum.”

Dört gündür süren savunmasının son bölümüne başlayan İmamoğlu, davanın siyasi amaçlarla yürütüldüğü, tutuklama kararlarının önceden planlandığı ve yargılama süreçlerine müdahale edildiği yönündeki eleştirilerini sürdürdü.

ERDOĞAN'A: “MEŞRUİYETİNİ KAYBETTİN”

Savunmasının devamında eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın tutukluluğunu ve kendisinin cumhurbaşkanı adayı olarak cezaevinde bulunmasını gündeme getiren İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimlerdeki meşruiyetini sorguladı.

İmamoğlu, Erdoğan'a seslenerek “Sen meşru olamazsın, meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olamaz” ifadelerini kullandı.

Siyasi rakiplerin yargı süreçleriyle seçim yarışının dışında bırakılmak istendiğini savunan İmamoğlu, hakkında açılan davanın da bu sürecin bir parçası olduğunu öne sürdü.

“KÜRT ORTAĞIM DA OLDU ALEVİ ORTAĞIM DA”

İmamoğlu, konuşmasında Türkiye'deki toplumsal farklılıklara ve birlikte yaşama kültürüne de değindi. Siyasete başlamasının ardından farklı inanç ve kimliklerden insanlarla kurduğu ilişkilerin kendisi için önemli bir deneyim olduğunu anlattı.

Alevi yurttaşlarla tanışmasını ve annesiyle birlikte gerçekleştirdiği bir ziyareti anlatan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ben anacığımla, ben siyasete başladığımda Aleviliği tanıdım. Kürt ortağım oldu, çalışanlarım oldu. Alevi ortağım oldu. Anacığımla gittik. Pırlanta gibi insanlar, her gittiğimde beni her biri anne gibi karşılayan anneler, kadınlar yine karşıladı, annemin de gözleri doldu.”

Annesinin ziyaretteki izlenimini de aktaran İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Annemin ilk lafı ne oldu biliyor musun? ‘Uşağım’ dedi, ‘Amin demiyorlar, Allah Allah diyorlar, daha güzelmiş’ dedi ya. O kadar hoşuma gitti ki anamın o tarifi. Birbirimizin hakkında bilgimiz yok, aramızda dağlar var.”

“ÜRETTİĞİMİZ ZENGİNLİĞİ ADİL PAYLAŞACAĞIZ”

Savunmasında Türkiye'nin ekonomik sorunlarına da yer veren İmamoğlu, genç kuşakların önceki nesillere göre daha yoksul hale geldiğini söyledi.

Ekonomik büyümenin toplumun tüm kesimlerine yansıması gerektiğini belirten İmamoğlu, “Türkiye'yi zenginleştirmek zorundayız. Bunu birkaç kişinin zenginliğiyle açıklayamayız. Vatandaşın zenginliğini arttırmalıyız. Ürettiğimiz zenginliği adil paylaşacağız” dedi.

İktidara gelmeleri halinde geniş katılımlı bir ekonomik program başlatacaklarını belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

“İşçinin, çiftçinin, sanayicinin, esnafın, girişimcinin, sendikanın, kooperatiflerin, akademisyenin, gençliğin, kadının, yerel yönetimlerin, meslek örgütlerinin katıldığı büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacağız.”

Türkiye'nin ekonomik açıdan geriye düştüğünü savunan İmamoğlu, “Büyük bir seferberliğe ihtiyacımız var, çok geriye düştük ey dostlar. Çok geriye düştük ey halkım” ifadelerini kullandı.

DIŞ POLİTİKA MESAJI: “AVRUPA'NIN KAPISINDA BEKLEYEN DEĞİL, EŞİT HAKLARLA KATILAN TÜRKİYE”

İmamoğlu, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde daha etkin ve güvenilir bir ülke olması gerektiğini belirterek dış politika hedeflerini de anlattı.

“Ben, içine kapanmış bir Türkiye'yi hayal etmiyorum” diyen İmamoğlu, dış politikanın “hamasetle değil, akılla, bilgiyle, liyakatle, stratejik devlet anlayışıyla” yürütülmesi gerektiğini savundu.

Türkiye'nin Avrupa, Karadeniz, Akdeniz, Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya arasındaki konumunun ekonomik ve diplomatik avantaja dönüştürülmesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, Avrupa Birliği üyeliği konusunda da şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşmesi tarihsel ve jeopolitik bir sorumluluktur. Bu bir dış politika tercihi olmanın ötesinde Cumhuriyetimizin çağdaşlaşma yolculuğunun doğal bir devamıdır. Biz Avrupa'nın kapısında bekleyen değil, ortak geleceğe eşit haklarla katılan bir Türkiye istiyoruz.”

Avrupa Birliği'nin adaylık ve üyelik arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken İmamoğlu, “Türkiye bu tasarımın dışında kalmamalıdır. Masada olmayanın geleceği başkaları tarafından yazılır. Biz o masada yerimizi alacağız” dedi.

“BU DOSYADA YARGILANAN BEN DEĞİL, MİLLETİN İRADESİ”

İmamoğlu, hakkındaki iddianamede “Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” ifadesinin yer aldığını hatırlatarak, davanın yalnızca kendisini hedef almadığını savundu.

İstanbul'da üç kez seçim kazandığını vurgulayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart'ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır.”

İmamoğlu, seçmen iradesinin yargı süreçleriyle etkisizleştirilmek istendiğini öne sürerek, “Bir kez değil, üç kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor” dedi.

“560 MİLYAR DEDİLER, 560 KURUŞ BULAMADILAR”

Savunmasının son bölümünde İBB iddianamesindeki suçlamaları yeniden değerlendiren İmamoğlu, soruşturmanın başlangıcında dile getirilen mali büyüklüklerin değiştiğini savundu.

İmamoğlu, “Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler” dedi.

İddianamedeki kamu zararı hesaplamalarını eleştiren İmamoğlu, borç ödemeleri, ihale iptalleri ve daha düşük bedelle gerçekleştirilen işlemlerin zarar olarak gösterildiğini öne sürdü.

Örgüt suçlamasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, “Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok!” ifadelerini kullandı.

Casusluk ve rüşvet suçlamalarına da yanıt veren İmamoğlu, suçlamaların somut delillerle desteklenmediğini savundu.

“Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ‘borcu yoktur’ yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var?” diye soran İmamoğlu, etkin pişmanlık ifadelerinin baskı altında alındığını ileri sürdü.

İmamoğlu, önceki gün ikinci kez tutuklanan Melih Geçek'in durumunu da hatırlatarak soruşturmadaki uygulamaları eleştirdi.

“BEN BURADA SAVUNMA YAPMIYORUM, BU İFTİRANAMEYİ YAZANLARI YARGILIYORUM”

İmamoğlu, savunmasının sonuç bölümünde iddianamenin hazırlanmasından ve yargılama sürecinden sorumlu tuttuğu kişilere yönelik eleştirilerini sürdürdü.

“Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim” dedi.

Kendisine yönelik uygulamaların gelecekte başka kişilere yapılmasını istemediğini belirten İmamoğlu, hukukun siyasi hesaplaşma aracı haline getirilmemesi gerektiğini savundu.

İmamoğlu, “Ayrıcalık istemiyorum. Bugün bize yapılanların yarın başkasına yapılsın istemiyorum” diyerek şöyle devam etti:

“Bugün bana bunu yapanlar mutlaka yarın yargılanacak, adım gibi eminim. Yaradan bana bunu yaşatacak. Ama o gün adil yargılama olacak. Onlar hukuku silah yaptı, biz hukuku onlar için bile kalkan yapacağız.”

YASAKLANAN KİTABINI MAHKEME HEYETİNE GÖSTERDİ

İmamoğlu, basımı engellenen ve yasaklanan kitabının maketini de mahkeme heyetine gösterdi.

Kitabın savunmasının genişletilmiş hali olduğunu belirten İmamoğlu, “Bunun içinde bomba yok. Savunmamın genişletilmiş hali bu kitaptır. İçinde şiddete çağıran cümle yok. Allah büyüktür, millet şahittir” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN'A: “DEVİRİNİZ BİTMİŞTİR”

Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bir kez daha seslenen İmamoğlu, mevcut siyasi dönemin sona yaklaştığını savundu.

“Siz bir fetret devrinin liderliğini yapıyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beni hapse atarak o parantezin kapanmayacağını, bu devrin böylece devam edeceğini zannediyorsunuz. Ama buradan söylüyorum; devriniz bitmiştir.”

İktidarın toplumdan uzaklaştığını ileri süren İmamoğlu, “Halktan kopuksunuz, sokaktan kopuksunuz. Meydandan, pazardan, camiden, milletten kopuksunuz” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, iktidarın siyasi rakiplerini sandık yerine yargı yoluyla etkisizleştirmeye çalıştığını öne sürerek diploma iptali, kurultay kararları ve parti kapatma süreçlerini gündeme getirdi.

“Rakibinizi sandıkta değil adliyede yenmeye çalışıyorsunuz” diyen İmamoğlu, yaşananları “Bu bir bitiştir” sözleriyle değerlendirdi.

İMAMOĞLU DUA ETTİ, SALONDAN “AMİN” SESLERİ YÜKSELDİ

Savunmasının son bölümünde dua eden İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidara yönelik eleştirilerini sürdürdü.

“Yüce Rabbim kimseyi kendi hırsı, kendi koltuğu için millete zulmetme, millete yalan söyleme, milletten çalma, milletin servetini fonlara yandaşlarına dağıtma durumuna düşürmesin” diyen İmamoğlu, Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemi geride bırakacağına inandığını söyledi.

İmamoğlu, sözlerini şu duayla tamamladı:

“Yaradan'a dua ediyorum, Allah'ım ya Rabbim, sen bizi en kısa zamanda sandığa, sandıktan 1 gün sonra da pırıl pırıl bir Türkiye'ye uyandırmayı nasip eyle ya Rabbim.”

İmamoğlu'nun duasına duruşma salonundaki izleyiciler “Amin” diyerek karşılık verdi.

“TARİHÇİLER BU KARANLIK DÖNEMİ ŞAŞKINLIKLA VE DEHŞETLE YAZACAK”

Savunmasının son bölümünde yargılama sürecini bir kez daha eleştiren Ekrem İmamoğlu, ilerleyen yıllarda yaşananların tarihçiler tarafından sorgulanacağını söyledi. Hakkındaki suçlamaların belediyecilik faaliyetleri üzerinden oluşturulduğunu savunan İmamoğlu, şöyle konuştu:

“İleride tarihçiler bu karanlık dönemi biraz şaşkınlıkla, biraz dehşetle yazacaklar. Bir belediye başkanını metro yaptığı için, borcunu ödediği için, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız inanmayacak, akıllarına şaşacak.”

İmamoğlu, yargılama sürecinde sorumluluğu bulunan kişilerin gelecekte kendi aileleri tarafından da sorgulanacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu nasıl yaptılar diye utanacak. Bunu yapanların çocukları okuyacak, utanacak. Ar edecekler. Babasından, amcasından, dedesinden utanacak. Allah kimseyi utanılacak dede, baba yerine düşürmesin.”

İmamoğlu'nun bu sözlerinin ardından salondan “Amin” sesleri yükseldi.

Davanın ileride yeniden değerlendirileceğini savunan İmamoğlu, “Ve o gün herkese hesap soracak. Bu dosyayı kim kurdu, kim imzaladı, kim sustu? O soruların cevabını bu salon verecek, tarih verecek. Ve o tarih çok yakındır” dedi.

“BİR AVUÇ MİLİTAN BÜROKRATLA ÜLKEYİ TESLİM ALDIĞINIZI ZANNEDİYORSUNUZ”

İmamoğlu, savunmasının devamında soruşturma ve yargılama sürecini yönlendirdiğini öne sürdüğü kişilere seslendi.

Devlet gücünün siyasi amaçlarla kullanıldığını savunan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Evet bugün elinizde bir devlet gücü var. Bir avuç militan bürokratla ülkeyi teslim aldığınızı zannediyorsunuz. Bir avuç danışmanla Türkiye'ye ayar verdiğinizi zannediyorsunuz. Seçim tarihi belirlediğinizi zannediyorsunuz.”

İktidar çevresinden gelen açıklamaları da eleştiren İmamoğlu, kendisine yönelik baskılara boyun eğmeyeceğini söyledi.

“Kim olduğunu bilmediğimiz, geçmişinde hiçbir başarısı olmayan birkaç sözcünüzle bu ülkenin geleceğine karanlık mesajlar vermeye çalışıyorsunuz. Ama ne siz ne de o bir avuç militan bürokrat ne de o çevrenizdeki zavallılar, bana asla boyun eğdiremeyeceksiniz. Beni teslim alamayacaksınız” dedi.

“BENİM İRADEME SAHİP OLACAK KİŞİ ANASININ KARNINDAN DOĞMADI”

İmamoğlu, kendisinin yanı sıra ailesi ve avukatlarına yönelik uygulamalara da değinerek hiçbir baskının siyasi mücadelesini sona erdiremeyeceğini söyledi.

Tutukluluğundan kitabının toplatılmasına, aile üyelerine yönelik işlemlerden avukatının yargılanmasına kadar yaşadıklarını sıralayan İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Beni hapse atabilirsiniz. Zindana tıkabilirsiniz. Avukatımı yanıma sanık olarak getirebilirsiniz. Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklayabilirsiniz. Kitabımı toplatabilirsiniz. Babamın emekli maaşına el koyabilirsiniz. Oğlumun özgürlüğünü kısıtlayabilirsiniz. Aileme her türlü saldırıyı yapabilirsiniz. Ama benim irademe sahip olacak kişi anasının karnından doğmadı.”

İmamoğlu, demokratik hukuk devleti ve eşit yurttaşlık hedeflerinden vazgeçmeyeceğini de vurguladı:

“Ben milletimi temsil ediyorum. İnandığım ülküden, demokratik hukukun egemen olduğu özgür ve eşit bir Türkiye inancından asla vazgeçmeyeceğim.”

Kendisine yönelik siyasi ve hukuki baskıların sonuç vermeyeceğini savunan İmamoğlu, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Baskılarınız, psikolojik operasyonlarınız, akşamdan sabaha geliştirdiğiniz stratejileriniz, daha dünden bugüne kurduğunuz mahkemelerle tutuklamaya çalıştığınız, tutukladığınız masum insanlarla yaptığınız bu operasyonlarla karalamalarınız, kampanyalarınız vız gelir tırıs gider.”

“MAZLUM DİRENİYORSA ZAFER YAKINDIR”

İmamoğlu, dört güne yayılan savunmasının sonunda Hz. Ali'ye atfettiği bir sözle mahkeme salonundakilere ve kamuoyuna seslendi.

“Hz. Ali'nin sözünü tekrar ediyorum” diyen İmamoğlu, savunmasını şu ifadelerle tamamladı:

“Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN