Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısında gündemdeki sıcak başlıkları değerlendirdi. Toplantının ana gündem maddelerinden birini, kamuoyunda tartışmalara neden olan NATO karargahları ve bölgedeki askeri hareketlilik oluşturdu. Bakanlık, söz konusu tartışmaların eksik bilgiler üzerinden yürütüldüğüne dikkat çekerek teknik detayları paylaştı.
KARADENİZ POLİTİKASI VE MONTRÖ VURGUSU
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik stratejisinin temel taşının Montrö Boğazlar Sözleşmesi olduğu bir kez daha teyit edildi. "Montrö'den taviz verilmesi söz konusu değildir" ifadesinin altı çizilirken, bölgedeki deniz güvenliğinin bu denge üzerine inşa edildiği belirtildi.
Bu kapsamda, Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz'e yönelik politik duruşuyla uyumlu olarak üç adet deniz ve bir adet kara karargahının teşkil edilmekte olduğu bilgisi verildi.
YABANCI KOMUTAN HABERLERİNE AÇIKLIK GETİRİLDİ
Basın toplantısında, bazı medya organlarında yer alan "karargahlarda İngiliz ve Fransız komutanların görevlendirildiği" yönündeki iddialara da yanıt verildi. Bakanlık, bahse konu isimlerin Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Deniz Unsurları Komutanlığı üyeleri olduğunu açıkladı.
Açıklamada kritik bir ayrıntı olarak; bu oluşumun doğrudan Ukrayna’ya destek odaklı bir yapı olduğu ve NATO ile herhangi bir kurumsal ilişkisinin bulunmadığı vurgulandı. Ayrıca, bu girişim kapsamında oluşturulan birimin yönetilmesinin Paris'teki operatif bir karargah üzerinden planlandığı ifade edildi.
PERİNÇEK'İN İDDİALARINA YANIT
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'e, adını geçirmeden yanıt veren MSB'nin açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:
"Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur. Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmî açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır. Özellikle Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür. Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhâl başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır."
Doğu Perinçek, kaza geçiren uçağı İsrail'in vurduğunu, 34 askerin yaşamını yitirdiğini ve buna ilişkin raporun gizlendiğini öne sürmüştü.
ÇOK ULUSLU KOLORDU KARARGAHINDA SON DURUM
Milli Savunma Bakanlığı, Türk Kolordu Karargahı'nın çok uluslu yapıya dönüştürülme süreciyle ilgili teknik bilgileri paylaştı.
NATO planları çerçevesinde, bölgesel bir Türk Kolordu Karargahı'nın Türkiye’nin savunmasını NATO kuvvetleri ile koordine etmesi ve gerektiğinde görevlendirilecek kuvvetlerin emir-komutasını yürütmesi öngörülüyor.
Bu karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesi talebi, milli makamlar tarafından 2024 yılında NATO mercilerine iletildi.
Karargahın kurulum faaliyetleri halihazırda devam ederken, şu ana kadar sadece çekirdek personel atamaları gerçekleştirildi. Bakanlık, karargahın "çok uluslu karargah" statüsünün henüz onaylanmadığını özellikle belirtti.
ORTADOĞU’DA SAVAŞIN YAYILMA RİSKİ SÜRÜYOR
Toplantının dış politika ayağında ise Ortadoğu’da devam eden çatışmalara değinildi. Bölgedeki savaşın coğrafi olarak genişleme tehlikesinin ciddiyetini koruduğu ifade edildi.
Bakanlık yetkilileri, bölge huzuruna ve istikrarına zarar veren bu çatışmaların bir an önce sonlandırılmasının Türkiye’nin en temel temennisi olduğunu dile getirerek, gerilimin düşürülmesi çağrısını yineledi.
MSB, İsrail'in Lübnan ve Gazze'deki saldırılarıyla ilgili ise şu mesajı paylaştı:
"Öte yandan İsrail’in; Lübnan’daki uluslararası hukuk ve insancıl hukukun ihlali niteliğindeki saldırılarıyla üç Birleşmiş Milletler barış gücü personeli hayatını kaybetmiştir. İsrail ayrıca, Suriye’nin güneyindeki saldırılarıyla ülkenin egemenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeye, Batı Şeria’da yasa dışı yerleşim faaliyetlerine ve Gazze’yi hedef alan saldırılarına da devam etmektedir."
