İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü'nde görülen "Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü" davasında, tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ilk kez hakim karşısına çıktı. Aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davada Akpolat, hakkındaki iddiaları reddederek davanın kurgu olduğunu savundu.
AKPOLAT'IN MAHKEMEDEKİ SAVUNMASININ TAM METNİ
Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda savunma yapan Rıza Akpolat, maruz kaldığını iddia ettiği hukuksuzlukları ve kendisine yönelik baskıları şu sözlerle dile getirdi:
"Tam bir yıldır maruz kaldığımız hukuksuzlukları düşündüğümde ve televizyon ekranlarında bu kadar yalanın nasıl bu derece fütursuzca söylenebildiğini gördüğümde, tüm bu organize kötülük karşısında nasıl mücadele edeceğimi düşündüm. Tek kişilik hücremde bir tartışma programı izlerken, '40 sayfalık bir itiraf yazdığım' yalanının günlerce, aylarca servis edildiğine tanık oldum. O kadar kendinden emin konuşuluyordu ki, beni ziyarete gelen avukatlarım ve ailem, olası bir tahliye ihtimalinde dahi insanların benim itirafçı olduğuma inanabileceğini söylemek zorunda kaldı.
Geldiğimiz nokta, yaşadığımız çürümeyi açıkça göstermektedir. İşte bu koşullarda, tek kişilik hücremde ülkemin tarihini, geleneklerini düşündüm. Yunus Emre’yi, Tapduk Emre’yi, Hacı Bektaş Veli’yi ve daha nicelerini hatırladım. Nasıl ki 13. ve 14. yüzyıllarda bu topraklarda insanlığa ışık oldularsa, bugün de bana yol gösteren yine bu değerler oldu. Hatırladıkça, yaşadıklarımızın ne kadar tanıdık olduğunu gördüm. Çünkü adalet ve demokrasi mücadelesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Ülkemizin yakın tarihinde yaşanan davalar; sonradan suçsuzluğu ortaya çıkan, özgürlüğü elinden alınan, hastalanan, intihara sürüklenen nice insanın hikâyesi hâlâ hafızalardadır. Daha da geriye gittiğimizde, darbe dönemlerinde işkencelerde kaybedilen, öldürülen insanlar da bu ülkenin bağımsızlığı için bedel ödemiş vatan evlatlarıdır. Aynı idam fermanıyla Anadolu’ya çıkan Mustafa Kemal gibi."
'İTİRAFÇI OLURSUN DOSYANI TEMİZLERİZ' İDDİASI
Savunmasında davanın odağındaki isimlerin tehdit edilerek itirafçılığa zorlandığını öne süren Akpolat, kendisine de benzer bir teklif geldiğini açıkladı:
"Önce mal varlığıyla, şirketleriyle ve tabii ki bizim bilmediğimiz birçok sayıda tehdit edilen Aziz İhsan Aktaş itirafçı olmuştur. 13 Ocak’tan Mayıs başına kadar hiçbir beyanda bulunmazken bir anda konkordato uzatma talebi karşılanmayacağı ve 'temiz eller operasyonu' haberleriyle tavır değiştirmiştir. 12 Ocak gecesine kadar kimsenin tanımadığı, kamudan yüzlerce ihale alan bir iş insanı bir anda suç örgütü liderine dönüşmüştür. Bununla birlikte itirafçı olmuş 9 nolu koğuştan kardeşlerinin olduğu yere götürülmüştür."
Akpolat, itirafçı olan diğer sanıkların da aileleri ve deport edilme kaygılarıyla baskı altına alındığını belirterek şöyle devam etti: "Bana da ‘CHP Kurultayı hakkında konuş, itirafçı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. Hatta Mayıs’a kadar süre verildi. Konuşmadım. Zaten ne olduysa Mayıs’tan sonra oldu."
“BENİMLE ÖRGÜT LİDERİ ARASINDA TEK BİR İLETİŞİM YOK”
“Aziz İhsan Aktaş'ın; Beşiktaş Belediyesi’nin ihale sistemini ele geçirdiği, benim de bilerek ve isteyerek buna imkan sağladığım ileri sürülmektedir. İddianameye göre Aziz İhsan Aktaş'ın en etkili olduğu belediye Beşiktaş’tır. Benim de bu yapının içinde olduğum iddia edilmektedir. Peki bir suç örgütünden bahsedeceksek hele ki lider üye ilişkisi kurulacaksa insanların sürekli temas halinde olması beklenir. Benimle örgüt lideri arasında tek bir HTS kaydı yok. Telefon görüşmesi yok, telefonu bile kayıtlı değil. Tek bir mesaj, doğrudan bir temas kaydı yoktur. Dahası onlarca iftiracı beyanında dahi tek bir kişi bile benimle Aziz İhsan Aktaş arasında düzenli bir görüşme olduğunu söyleyememiştir.”
ŞOFÖR VE YAKIN ÇEVREDEN 'HAKSIZ KAZANÇ' SAVUNMASI
Duruşmanın sabahki bölümünde Akpolat'ın yakın çevresinde bulunan ve "haksız kazancı idare ettikleri" iddia edilen isimler de savunma yaptı:
Kazım Gökhan Yankılıç (Kayınbirader): Hakkındaki tüm suçlamaları reddeden Yankılıç, taşınmazların alımında aile servetinin kullanıldığını belirtti. Yankılıç, gözyaşları içinde yaptığı savunmada, tutukluluk sürecinde eşinin psikolojik baskı nedeniyle düşük yaparak çocuklarını kaybettiğini ifade etti.
Mehmet Ataş (Makam Şoförü): Kurum içi hiyerarşi çerçevesinde hareket ettiğini savundu. Soruşturma aşamasındaki "Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu" ifadesi sorulan Ataş, bu paraları bankadan değil elden teslim aldığı için "kayıt dışı" olarak nitelediğini söyledi.
Rabil Artan (Arkadaşı): Akpolat ile olan dostluğunun 2009 yılına, Akpolat başkan seçilmeden öncesine dayandığını belirtti. İddianameye konu olan mal varlıklarını kendi kazancıyla aldığını savunan Artan, oğlunun kendisini halen "askerde" bildiğini dile getirdi.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşmanın ilk beş gününde 28 tutuklu sanığın savunmasını tamamladı. Duruşma, diğer sanıkların dinlenmesiyle devam edecek.
