Şule Çet ve Tuğba Yavaş vakalarıyla Türkiye’nin gündemine oturan "yüksekten düşme" olayları, son dönemde yeniden tırmanışa geçti. KCDP tarafından derlenen verilere göre, 2025 yılı bir dönüm noktası oldu: Geçen yıl 294 kadın doğrudan cinayete kurban giderken, 297 kadın ise kayıtlara "şüpheli ölüm" olarak geçti. Bu istatistik, faillerin cinayet mahallerini manipüle ederek suçtan kaçma eğiliminde olduklarını gösteriyor.
SON BİR AYDA 5 ŞÜPHELİ "DÜŞÜŞ"
Nefes Gazetesi'nin haberine göre sadece son 30 gün içerisinde Türkiye’nin farklı noktalarında beş kadın, yüksekten beton zemine çakılarak hayatını kaybetti. Her biri "balkondan düşme" olarak raporlanan bu ölümler, kamuoyunda derin kuşku uyandırdı:
12 Ocak (Batman): 22 yaşındaki M.C., 4. kattaki evinin balkonundan düştü.
30 Ocak (Mardin): 76 yaşındaki Türkiye Tunç, 7. kattan düşerek yaşamını yitirdi.
10 Şubat (Siirt): 43 yaşındaki Dilek Danış, 3. kattan düşerek can verdi.
12 Şubat (İstanbul): Beyoğlu'nda 21 yaşındaki Kübra Kölge, aile evinin 5. katından düştü.
12 Şubat (Rize): Akademisyen Doç. Dr. Gülçin Bilgin Turna (44), 10. kattan zemine düşerek hayatını kaybetti.
UZMAN UYARISI: "CİNAYETİ ÖRTME YÖNTEMİ OLARAK KULLANILIYOR"
Şule Çet davasında hazırladığı raporla cinayetin aydınlatılmasında kritik rol oynayan Adli Tıp Uzmanı Halis Dokgöz, bu olayların birer "intihar süsü" olabileceğine dikkat çekiyor. Dokgöz, yüksekten düşme vakalarının adli tıp açısından titizlikle incelenmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Failin suç unsurlarını ortadan kaldırmak ve hukuki yaptırımdan kurtulmak için cinayeti örtbas etme çabasıyla bu yöntemi kullandığını görüyoruz. Bir düşüşün kaza mı, intihar mı yoksa itilme mi olduğu; düşme açısı, tırnak altındaki DNA örnekleri ve olay yerindeki boğuşma izleriyle netleşir. Bu ölümlerin 'şüpheli' olarak kalmaması için soruşturmaların daha derinlemesine yürütülmesi şart."
