Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) iş birliğiyle hayata geçirilen 'Av Değil, Yaşam Alanı' kampanyası, Marmara Denizi'nin ekolojik açıdan en değerli noktası olan Tavşan Adası üzerindeki risklere odaklanıyor.
Marmara Denizi bugün yoğun kirlilik ve insan baskısı altında bulunuyor.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen varlığını sürdüren Tavşan Adası, denizin son sığınaklarından biri olarak kabul ediliyor.
Bölge, hassas mercan toplulukları ve genç balık popülasyonları için hayati önem taşıyan bir üreme ve gelişim alanı niteliği taşıyor.

CUMHURBAŞKANLIĞI KARARIYLA EN ÜST DÜZEY KORUMA SAĞLANDI
Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2021 yılında Marmara Denizi'nin ilk ve tek 'Kesin Korunacak Hassas Alanı' ilan edilen Tavşan Adası, hukuki olarak en üst koruma statüsüne sahip bulunuyor.
Bu tescile rağmen bölge; kaçak avcılık, kirlilik ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya kalıyor.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği, yeni kampanyalarıyla bu kırılgan ekosistemin kağıt üzerinde kalmaması için kamuoyunu harekete geçmeye çağırıyor.
TAVŞAN ADASI 2025 YILINDA ARKEOLOJİK SİT ALANI TESCİLLENDİ
Adanın korunması için atılan adımlar sadece doğa ile sınırlı kalmadı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul 5 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, 2025 yılında aldığı kararla Tavşan Adası'nı 3. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilledi.
Bu karar, adanın hem deniz altındaki mercan ormanlarının hem de toprak altındaki tarihi mirasının korunmasını pekiştirdi.

DENİZ KORUCULUĞU SİSTEMİYLE MERCANLAR 24 SAAT TAKİPTE
Deniz Yaşamını Koruma Derneği, 2017 yılından itibaren İstanbul Valiliği ve yerel yönetimlerle birlikte adanın korunmasında aktif rol aldı.
Saha izleme çalışmaları kapsamında kurulan Deniz Koruculuğu Sistemi sayesinde mercan ekosistemleri teknolojik altyapılarla 7 gün 24 saat izleniyor.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı ile yürütülen projeler kapsamında deniz tabanındaki hayalet ağlar temizlendi ve bu sürece dair Hayalet Balıkçılık Raporu hazırlandı.
KORUMA ALANLARI HARİTADAKİ SINIRLARDAN İBARET OLMAMALI
Etkin yönetim planlarının önemine dikkat çeken WWF Genel Müdürü Ömür Kula, alanın Marmara'nın geleceği için bir garanti olduğunu vurguladı.
Ortak bir iradeyle sahip çıkılmadığı sürece gerçek korumanın sağlanamayacağını ifade etti.
Yaşam alanlarının ancak toplumsal destekle ayakta kalabileceğini söyleyen Ömür Kula, denetimlerin artırılması gerektiğini belirtti.

RESTORASYON ÇALIŞMALARIYLA DENİZ ÇAYIRLARI YENİDEN CANLANDI
Sahadaki olumlu etkileri değerlendiren Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, 10 yıla yayılan izleme ve mercan restorasyonu çalışmalarının meyvelerini verdiğini açıkladı.
Bölgedeki pina ve deniz çayırı popülasyonlarında somut bir iyileşme gözlemlediklerini dile getirdi.
Marmara'nın iyileşebileceğine dair Tavşan Adası'nın canlı bir kanıt olduğunu aktaran Volkan Narcı, modelin başarısına dikkat çekti.
BİLİMSEL VERİYE DAYALI ŞEFFAF YÖNETİM MODELİ ÇAĞRISI
Doğal Hayatı Koruma Vakfı ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği, koruma alanlarının sadece ilan edilmesinin yeterli olmadığını savunuyor.
Bilimsel veriye dayalı, şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla; denetim, yaptırım ve sürdürülebilir finansman mekanizmalarının kurulması isteniyor.
Yerel halkın, balıkçıların ve kamu kurumlarının sürece aktif dahil olmasıyla Tavşan Adası'nın Marmara için bir yaşam kaynağı olarak kalmaya devam edeceği öngörülüyor.

