Son yıllarda Türkiye'den Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Kanada gibi ülkelere yönelen göç dalgası sürerken, yurt dışında yaşam kuran Türk vatandaşları, sosyal paylaşım sitesi Ekşi Sözlük üzerinden paylaştıkları deneyimlerle madalyonun görünmeyen yüzünü anlattı.
Yıllarca yurt dışı hayali kurarak sınırları aşan eğitimli profesyoneller ve iş gücü temsilcileri; yabancı bir ülkede hissettikleri derin yalnızlığı, kariyer basamaklarında karşılaştıkları ayrımcılığı, bürokratik baskıları ve memleket hasretini samimi itiraflarla gözler önüne seriyor.
DÖRT DİL VE DÜNYA DERECESİ YALNIZLIĞI ENGELLEMEYE YETMEDİ
Yurt dışına taşınırken bir arkadaşının, "Kendini yalnızlığa alıştır" uyarısına o dönem gülüp geçtiğini belirten kadın profesyonel, 4 yıl önce çıktığı gurbet yolculuğunu anlattı.
Alanında dünyanın en iyi ilk 10 üniversitesinden birinde yüksek lisans yapan ve nitelikli çalışan vizesiyle kariyerini sürdüren uzman; çocukluğundan beri İngilizce bildiğini, lisede Fransızca, üniversitede ise İspanyolca öğrendiğini kaydetti.
Lisede babasının işi nedeniyle 1 yıl İngiltere'de kalan, üniversitede 1 yıl İspanya'da Erasmus yapan, mezuniyet sonrası İsviçre'de 6 ay staj tamamlayan, iş hayatında 6 ay Dubai ve 1 yıl Belçika deneyimi bulunan uzman, 8 yıllık gurbet tecrübesine rağmen gerçek yalnızlığın sisteme uyum sağladıktan sonra başladığını vurguladı.
Her 10 gençten 7'si gitmek istiyor: Umut tükenmedi ancak rota yurt dışına döndü
PROJELERDE İSİMSİZ KALIP DÜŞÜK MAAŞLA ÇALIŞTIRILAN BEYİNLER
İş hayatında karşılaştığı çifte standardı aktaran uzman, göçmenlerin en kritik ve prestijli projeleri hayata geçirmesine karşın isimlerinin projeden silindiğini ve vitrindeki büyük müşterilerin yerel çalışanlara verildiğini açıkladı.
Yabancı meslektaşlarına oranla maaşlarının sürekli düşük tutulduğunu dile getiren uzman, batıda sağ partilerin yükselmesiyle baskının tırmandığına dikkat çekti.
İşten çıkarmalarda ilk olarak vizeye ihtiyaç duyan göçmenlerin hedef seçildiğini belirten profesyonel, kalıcı oturum izni veya vatandaşlık almasına 1-2 yıl kalanların sözleşmelerinin son 2-3 ayda feshedildiğini, yasal süre içinde yeni iş bulamadıkları için sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya kaldıklarını paylaştı.
MORAL BOZUKKEN BABAYLA ŞAMATA YAPMANIN HASRETİ BÜYÜYOR
Yurt dışında bir kadın olarak geceleri sokakta güvenle yürümeyi, otomobil olmadan rahatça yaşamayı, uygun fiyatlı konserleri ve olası bir çocuk için kaliteli ucuz eğitimi takdir ettiğini belirten uzman, bu imkanların yalnızlığı hafifletmediğini ifade etti.
Çevresinde her an dışarı çıkacak birilerini bulabilmesine karşın yalnız kalmamak adına yüzeysel insanlara katlanmak istemediğini söyleyen çalışan, aile bağlarının ağırlığını şu sözlerle anlattı:
"Haftada bir kez olsun gerçek dostlarımla buluşmak istiyorum.
Morali bozuk olduğunda babamla kafede oturup şamata yapmayı, hayatımda güzel bir olay yaşandığında annemi akşam yemeğine çıkarmayı çok özledim."
Türkiye'ye geri dönüş dalgası: Yurt dışındaki Türkler, memlekete dönüyor
AVRUPA'DA 3,5 BİRİM YERİNE TÜRKİYE'DE 2,5 BİRİM
Türkiye'de iyi bir işte çalışan arkadaşlarının kendisinden daha az kazanmalarına rağmen benzer bir hayat kurduklarını kaydeden uzman; arkadaşlarının haftada 2-3 gün evden çalıştığını, hafta sonları ormanda bisiklet sürdüğünü ve sahilde bir araya geldiğini belirtti.
Evde huzurla vakit geçirmenin, köpeğiyle ilgilenmenin ve ormanda bisiklet sürmenin kendisine yettiğini anlayan profesyonel, "Avrupa'da 3,5 birim kazanacağıma Türkiye'ye dönüp 2,5 birimle huzurlu yaşamaya razıyım" değerlendirmesini yaptı.
Sosyal medyada, "Sorun sizde" diyenlerin kültürü içselleştiremediğini belirten uzman; birkaç aylık dil okulu ya da Erasmus tecrübesiyle yıllarca süren gerçek göçmenlik psikolojisinin anlaşılamayacağını hatırlattı.
YÜZDE 3 İŞSİZLİĞE RAĞMEN YÜZLERCE BAŞVURU YANITSIZ KALDI
2019 yılı öncesinde yurt dışına çıkma hayali kuran ve 2026 Ağustos ayında üçüncü yılını tamamlayacak bir diğer Türk vatandaşı ise entegrasyon sürecinde yaşadığı ağır hayal kırıklığını aktardı.
Yeni ülkesine yalnız gelmediğini belirten göçmen, ilk 4 ay boyunca iş bulamadıktan sonra çok kültürlü bir restoran mutfağında getir götür dahil her işi üstlenerek 6 ay dayanabildiğini açıkladı.
İşsizlik oranının yüzde 3 seviyesinde seyrettiği gelişmiş bir ülkede, tecrübe istemeyen pozisyonlar dahil yüzlerce iş başvurusundan ret yanıtı aldığını bildiren çalışan, uzun çabalarla girdiği yeni işinde hissettiği stres ve kovulma korkusu nedeniyle yıpratıcı bir ruh haline büründüğünü kaydetti.
Türkiye'de emlak sorunu, yatırımcıyı yurt dışına kaçırdı
KENDİ DİLİNDE GÜLEMEYEN İNSAN HAYALET GİBİ YAŞIYOR
Alım gücü yüksekliğine, kurallara ve kişisel sınırlara duyulan saygıya karşın içsel aidiyet kurulamadığını dile getiren göçmen, ana dil dışında bir dille var olmanın zorluklarına değindi.
Yerel halkın gözünde daima yabancı kalındığını aktaran çalışan, gurbet hayatının abartıldığını şöyle anlattı:
"Kimse nereden geldiğinizle ilgilenmiyor, adeta bir hayalet gibisiniz; varlığınız da yokluğunuz da önemsiz.
Lokal halkla kaynaşamıyorsunuz, şakalarına bile gülemiyorsunuz.
Kalan 30 yılımı yeni topraklarda tutunma kavgasıyla geçirmek yerine her gün İstanbul'a dönme hayali kuruyorum fakat bunu kime söylesem bana delirmiş muamelesi yapıyor."
HOLLANDA'YA GİDEN TÜRKLERİN DÜŞTÜĞÜ BEŞ BÜYÜK YANILGI
Hollanda'da yaşayan bir başka Türk vatandaşı ise Türkiye'de ortalama üstü bir geliri varken ve 5-6 ülke gezdikten sonra eşiyle birlikte göç ettiğini belirterek gurbetteki mutsuzluğun ardındaki 5 temel yanılgıyı sıraladı.
Hayatında tatile bile Avrupa'ya gitmemiş kişilerin burada koşulsuz mutlu olacağına inandığını belirten gözlemci, bunun ilk büyük yanılgı olduğunu aktardı.
İkinci yanılgı olarak çiftlerin çoğunlukla evliliklerini veya ilişkilerini kurtarmak umuduyla yola çıktığını savunan vatandaş, tarafların aynı derecede istekli ve uyumlu olmaması sebebiyle gurbet ortamında yeni krizlerin patlak verdiğine işaret etti.
Gurbetçi nüfusunda patlama yaşanıyor! Dünyanın dört bir yanında Türk izi var
HOLLANDALI KADINLARIN YUMURTA VE KEBAP TESTİ GERÇEĞİ
Bekar gelenlerin sosyalleşme beklentisinin de karşılık bulmadığını anlatan Hollanda'daki gözlemci, Türkiye'deki modernlik ölçütlerinin batıda yetersiz kaldığını söyledi.
Yumurta kırabilen kişilerin kendini becerikli sandığını ancak Hollandalı kadınların bunu meziyet saymadığını belirten vatandaş; insanların maaş yerine hobileri sorduğunu ve Türklerin bu sorular karşısında kalakaldığını ifade etti.
Kültürel bağların hafife alındığını vurgulayan göçmen, şu değerlendirmede bulundu:
"İşten çıkıp haftada iki gün kebap yiyen veya ailesine bağımlı yaşayan insanlar bu alışkanlıkların yokluğunu tahmin edemiyor.
Türkiye'deki mutsuzluğunu bavula koyup uçağa binenler, dertlerinden kaçamadıklarını burada anlıyor."
HİÇBİR İNSAN BULUNDUĞU YERDE MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİL
Gurbet deneyiminin bireyin kendisini tanıması adına çok kıymetli bir fırsat sunduğunu dile getiren deneyim sahipleri, yaşanmamış süreçler üzerinden insanların yargılanmaması gerektiğini hatırlatıyor.
İnsanın ancak çevresine kıyasla kendisini modern veya kültürlü olarak tanımlayabildiğini savunan katılımcılar, sınırların ötesine geçmeyi düşünen herkesi gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyor.
Sosyal medyadaki sahte tablolara kanılmaması gerektiğinin altını çizen göçmenler, hiçbir insanın şartlar ne olursa olsun bulunduğu coğrafyada zoraki bir mutluluk tablosu sergilemek zorunda olmadığını ifade ediyor.
Avrupa'da kuzu, Türkiye'de aslan! Gurbetçilerin trafik ikiyüzlülüğü cezasız kalmadı
