Aşkın kaderle yazıldığı düşüncesi aslında oldukça eski. Antik Yunan’da Platon, insanların bir zamanlar tek bir bütün olduğunu ve tanrılar tarafından ikiye ayrıldığını anlatan bir mit ortaya koymuştu. Bu anlatı, insanların eksik kalan parçalarını aradığı romantik fikrin temellerinden biri oldu.
Orta Çağ’da bu düşünce “saray aşkı” kavramıyla yeniden şekillendi. Şövalyelerin uğruna fedakârlık yaptığı ulaşılmaz sevgililer, aşkı kutsal bir bağlılık gibi sunuyordu. Rönesans döneminde ise edebiyat, kaderin ayırdığı âşıklar fikrini güçlendirdi.
Modern dönemde Hollywood filmleri ve romantik romanlar bu anlatıyı daha da pekiştirdi. Böylece “bir gün karşımıza çıkacak tek kişi” düşüncesi kültürel bir norm haline geldi.
“O KİŞİ” FİKRİ NASIL DOĞDU?
Sosyal psikoloji alanındaki araştırmalar, modern romantik aşk anlayışının Orta Çağ Avrupa’sına kadar uzandığını gösteriyor. O dönemde ilk kez, bir insanın hayat boyu sürecek tek bir partner seçmesi gerektiği fikri öne çıktı.
Sanayileşme ile birlikte insanlar geleneksel topluluklarından kopunca yalnızlık ve yabancılaşma arttı. Bu değişim, hayatı anlamlandıracak tek bir kişiyi bulma arzusunu daha da güçlendirdi.
BİLİM NE SÖYLÜYOR: RUH EŞİ Mİ, EMEK Mİ?
Araştırmalar, ilişkilerde iki temel bakış açısı olduğunu gösteriyor:
1) Kader inancı
Bazı insanlar doğru ilişkinin zahmetsiz olması gerektiğine inanıyor. Bu bakış açısına göre doğru kişi bulunduğunda her şey kendiliğinden akmalı.
2) Gelişim inancı
Diğer yaklaşım ise ilişkilerin zamanla emek verilerek inşa edildiğini savunuyor.
Araştırmalar, ilişkilerin “kader” olduğuna inanan kişilerin çatışma yaşadıklarında ilişkilerini sorgulamaya daha yatkın olduğunu ortaya koyuyor. Gelişim odaklı kişiler ise tartışma yaşasalar bile bağlarını sürdürme eğiliminde.
RUH EŞİ TUZAĞI
Uzmanlara göre asıl sorun romantizm değil, aşkın hiç zor olmaması gerektiği beklentisi. Çünkü uzun ilişkilerin en güçlü yanı kusursuz uyum değil; partnerlerin birbirlerinin zayıflıklarına da tanıklık etmesi.
“Ruh eşi” fikri bazen ilişkilere zarar verebiliyor. İlk büyük sorun ortaya çıktığında, insanlar bunun yanlış kişiyle olduklarının işareti olduğunu düşünebiliyor. Oysa uzun süreli ilişkiler kaçınılmaz olarak inişli çıkışlı bir süreç içeriyor.
TEK KİŞİ Mİ, BİRLİKTE İNŞA EDİLEN BAĞ MI?
Bilimsel çalışmalar, hayatımız için tek ve hazır bir kişinin bizi beklediğini desteklemiyor. Bunun yerine güçlü ilişkilerin zamanla, uyum sağlayarak ve emek vererek kurulduğunu gösteriyor.
Başka bir deyişle, “o kişi” bulunmuyor; çoğu zaman birlikte yaratılıyor.
