Antalya’da bir ‘yaşam ekosistemi’ aramak: Gastronomi, hafıza ve insan

Antalya’da bir ‘yaşam ekosistemi’ aramak: Gastronomi, hafıza ve insan

Antalya’da düzenlenen VI. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi (F-Summit), bu yıl turizmi sadece bir ‘hizmet’ değil, devasa bir ‘yaşam ekosistemi’ olarak masaya yatırdı. Gastronomiyi tarladan felsefeye uzanan bir ‘yumuşak güç’ olarak konumlandıran zirve, mutfağı kültürel belleğin ve aidiyetin kalbinin attığı bir sahne olarak tanımladı. Zirve, Türk turizminin nitelik yolculuğunda ‘insani dokunuşu’ ise en büyük entelektüel sermaye olarak not düştü.

SALİHA SULTAN

Antalya’nın fütüristik duraklarından biri olan Nemo’da, dev akvaryumun maviliklerine karşı otururken duyduğum o cümle, aslında iki günlük F-Summit maratonunun özeti gibiydi. Onlarca şef yetiştirmiş, dünya mutfaklarının piri bir ustanın hemen yanımda oturan damadı, kayınpederinin damak hafızasını tek cümlede özetleyiverdi: “Şeflerin şefiydi, dünya yemeklerini yapardı ama en sevdiği şey kuru fasulye, pilav ve mercimek çorbasıydı.” Bu sahne, gastronominin sadece milyon dolarlık yatırımlar ve ‘nitelikli turist’ grafiklerinden ibaret olmadığını; günün sonunda hepimizin o ‘anne eli’ değmiş güvenli limana, yani aileye sığındığımızı kanıtlıyordu. Milyon dolarlık yatırımların konuşulduğu bir zirvenin eşiğinde duyduğum bu 'kuru fasulye samimiyeti', turizmde asıl katma değerin lüks binalardan değil, bir akşam yemeğinin arkasındaki yaşanmışlıktan ve misafire sunulan o eşsiz 'tanıdıklık' hisinden geçtiğini fısıldıyordu.

açılış

EKOSİSTEMİN RUHU: TARLADAN TABAĞA BİR HİKÂYE

VI. Uluslararası Turizm Gastronomisi Yatırımları ve Ağırlama Zirvesi (F-Summit), bu yıl kapılarını ‘Ağırlamada Ekosistem’ temasıyla açtı. Zirvenin kurucusu Gökmen Sözen, açılış konuşmasında Antalya’yı sadece bir tatil destinasyonu değil, bir ‘dünya turizm başkenti’ yapma vizyonunu paylaşırken; ETÜDER Başkanı Melih Şahinöz’ün "Deneyim tarlada başlar" vurgusu, tabağımızdaki lezzetin aslında devasa bir üretim ve lojistik zincirinin sonucu olduğunu hatırlattı.

Bu konuşmaları dinlerken, şair Ömer Erdem’in gazetemizdeki köşe yazısındaki o meşhur tespiti kulaklarımda çınlıyordu: “Kalbinde insan olmayan hemen hiçbir kültür hareketi setleri aşıp geniş alanlara sıçrayamaz.” İşte F-Summit, bu devasa ‘teknik’ ekosisteme bir ruh üfleme çabasının sahnesiydi.

SAHNE ŞEFLERİN: BİRER PERFORMANS SANATÇISI OLARAK GASTRONOMİ

Panelleri takip ederken gastronomiyi neden bir ‘yeni nesil anlatı sanatıN olarak tanımladığımızı daha iyi anladım. Ömür Akkor, gastronomiyi bir ‘seyahatname’ ve ‘kültürel bellek’ olarak işlerken, Anadolu’nun kadim hikayelerini tabağa bir nakış gibi işliyordu. Mehmet Yalçınkaya ve Dilara Koçak’ın yaptıkları ‘liderlik’ sohbetinde ise ekranın mutfak üzerindeki ‘performans sanatı’ etkisini gözlemledik; mutfak artık sadece yemek pişen bir yer değil, popüler kültürün kalbinin attığı bir sahneydi.

2

Gelenekseli modern bir estetikle sunma sanatının ustaları Mehmet Akdağ (7 Mehmet) ve Osman Sezener ise bize ‘basitliğin ihtişamını’ anlattılar. Müşterinin artık karmaşık moleküler yapılar değil; bölgenin limonuyla lezzetlenmiş bir tatlı, odun ateşinde üstü tam kıvamında kızarmış bir yemek aradığını vurguladılar. Bu, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanın ‘fabrika ayarlarına’ ve o tanıdık is kokusuna duyduğu özlemin bir dışavurumu gibiydi.

1

CENGİZ BARUT’UN SOFRASINDAN İSMET ÖZTANIK’IN VİZYONUNA

Zirve için Antalya’ya gittiğim ilk gün, organizasyonun önemli destekçilerinden, iş insanı Cengiz Haydar Barut’un sofrasına misafir olmuştum. Bizi otelinin restoranında kendi evindeymişçesine ağırlayan Barut, Side kazılarına 25 yıldır sponsorluk veren, geçen yaz ilki düzenlenen ‘Girit’ten Side’ye Kültür ve Lezzet Festivali’nde de büyük emeği olan bir kültür sevdalısı. Batut, F-Summit’te katıldığı yeni yatırım trendleri konulu panelde ise sektörün samimi bir özeleştirisini yapıyordu: "Dünyada bu işi en iyi yapan bölgeyiz ama değerini alabilen tesisimiz henüz yüzde 30-40 civarında. Kültür-sanata ve spora daha çok yatırım yapmalıyız." Barut’un bu sözleri, aslında lüks binaların ötesinde, toprağın altındaki mirasa ve estetiğe yatırım yapmanın turizmin asıl katma değeri olduğunu bize bir kez daha hatırlattı.

Aynı panelin konuşmacılarından, Avantgarde Collection kurucusu İsmet Öztanık ile yaptığımız özel sohbette ise turizmin ‘entelektüel sermayesine’ dair daha derin bir dosya açtık. Öztanık, Türkiye’nin artık ‘fason üretim’ yapan bir turizm fabrikası olmaktan çıkması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Öztanık, bu noktada TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı)'nın kurumsallaşmasını överek; "TGA'nın yarattığı bu muazzam ivmeyi, biz özel sektör temsilcileri 'nadirlik' ve 'hikaye' ile doldurmalıyız" diyor. Tanık’ın Kapadokya’daki Ürgüp projelerinde sundukları deneyim odaklı lüks, tam da bu kurumsal tanıtım gücünün altını yerel bir ruhla doldurma çabası.

gala_01_98

IŞILTILI BİR AKŞAM: GALA VE DAYANIŞMA SOFRASI

Zirvenin ilk günkü yoğun temposu, akşam düzenlenen görkemli gala gecesiyle taçlandı. Sözen Grup’un ev sahipliğinde gerçekleşen bu buluşma, gündüz konuşulan o devasa ekosistemin aslında ne kadar büyük bir aile olduğunu gösterdi. Etkinliğe değer katan markaların lezzetleriyle onurlandırıldığı gala, Türk gastronomisinin sadece karnımızı doyuran bir sektör değil, artık kendi yıldızlarını, kendi başarı hikayelerini yaratan bir endüstri olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Gökmen Sözen ve ekibinin bu organizasyonla kurduğu köprü, sanatın, lezzetin ve emeğin muhteşem bir deneyimine dönüştü.

iç

MUTFAK HAZIR, PEKİ YA HİKAYE ANLATICILARI?

Zirve, turizmi ve tarımı gastronomi üzerinden disipline etme çabasında muazzam bir başarı sergiliyor. Ancak ‘kültürel hafıza’ konusu bu panellerde eksik kalmış bir parça gibi duruyor. Neden Antalya; dünya çapındaki romancıların ağırlandığı ‘yazar evlerine’ veya sanatçı rezidanslarına ev sahipliği yapmasın? Sektörün vadettiği ‘eşsiz deneyimler’, dünya çapında sanatçılar için bir yaratım merkezine dönüşebilir. Gelecek yıl F-Summit’te, gastronomiyi edebiyatla, sinemayla ve resimle kuracağı o sarsılmaz bağı anlatacak ‘kültür insanlarını’ da o kürsüde görmek bana göre bu ekosistemin entelektüel ayağını tamamlayacaktır.

alan

SONUÇ: TÜRKİYE’NİN TURİZM DEVRİMİNDE F-SUMMIT’İN YERİ

NEST Kongre Merkezi’nin şık atmosferinde iki gün boyunca yaşadığımız dijital erişim sorunlarını organizasyonun nazar boncuğu olarak bir kenara koyarsak; F-Summit’in Türk turizminde nicelikten niteliğe geçişte önemli bir ‘akıl haritası’ sunduğunu söyleyebiliriz.

Gökmen Sözen ve ekibinin kurduğu bu devasa sahne, Türk gastronomisinin sadece karnımızı doyuran bir sektör değil, bu toprakların kadim hikayesini dünyaya anlatan en güçlü ‘yumuşak güç’ (soft power) olduğunu kanıtlıyor. Belki de asıl mesele sadece turisti otele çekmek değil; bir şairi de o sofraya oturtup ona bir mısra yazdırabilmekte. Görülen o ki, Türkiye’de mutfak bu işlere çoktan hazır, ekosistem büyük bir gayretle kuruluyor; şimdi sıra o ekosisteme ruh üfleyecek hafızayı daha gür bir sesle çağırmakta.

YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN