Türkiye, yasa dışı yollarla yurt dışına kaçırılan kültürel mirasın izini sürmeye devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kanada’dan Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk resmi kültür varlığı iadesinin tamamlandığını duyurdu. İstanbul’dan kaçırılmak istenirken Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı tarafından el konulan 17. ve 19. yüzyıllara ait nadide eserler, artık anavatanında.
İSTANBUL’DAN VANCOUVER’A, ORADAN YUVAYA
Bakanlıktan paylaşılan resmi bilgilere göre süreç, Ocak 2024’te eserlerin İstanbul’dan Vancouver’a götürülmek istenmesiyle başladı. Kanada Sınır Hizmetleri Ajansı’nın dikkatiyle durdurulan süreç; Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi uzmanlarının hazırladığı bilimsel raporlarla desteklendi. Kanada Federal Mahkemesi, 11 Eylül 2025’te eserlerin 2863 sayılı Kanun kapsamında Türkiye’ye ait olduğuna hükmederek iade kararını verdi. İncelemeler, eserlerin sadece kaçırılmadığını, aynı zamanda ticari amaçlarla tahrip edildiğini de ortaya koydu. Farklı ciltlerden koparılan 7 el yazması sayfa üzerine sonradan modern minyatürler eklenerek ‘sahtecilik’ yapıldığı belirlendi. Fıkıh, tasavvuf, tarih ve edebiyat alanlarına ışık tutan bu hazineler, 30 Mart akşamı Ottawa’daki Kanada Koruma Enstitüsü’nde düzenlenen törenle Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz tarafından teslim alındı.
KAÇAKÇILIĞIN DEĞİŞEN ROTASI ORTAYA ÇIKTI
Anadolu mirasının İngiltere veya Almanya gibi Avrupa merkezli müzelere kaçırılmasına tarihsel bir aşinalık olsa da, Kanada vakası kültürel miras hırsızlığının ‘yeni dünya’ rotasını ve güncelliğini gözler önüne serdi. Kanada operasyonu, eser kaçakçılığının sadece 19. yüzyıla ait eski bir defter olmadığını, Ocak 2024’teki bu örnekte görüldüğü üzere trafiğin hala canlı olduğunu kanıtladı. Kanada Federal Mahkemesi’nin kararı, sadece 11 parçanın dönüşü adına değil; ABD’deki müze ve koleksiyonlardan son yıllarda iadesi sağlanan Zeugma’nın kayıp parçaları (Çingene Kızı bordürleri), Burdur Boubon Antik Kenti kökenli devasa bronz heykeller ve Yıldız Avcıları (Kiliya İdolleri) gibi paha biçilemez varlıklarımızın izini sürmek adına Kuzey Amerika kıtasında güçlü bir hukuki baraj ve emsal oldu.
2025’TE 180 MİRASIMIZ DÖNMÜŞTÜ
Türkiye’nin kültürel mirasını geri getirme mücadelesi 2025 yılında da zirve yapmıştı. Bakan Ersoy’un paylaştığı verilere göre, sadece 2025 yılında 180 kültür varlığı Türkiye’ye kazandırıldı. Bu eserler arasında ABD’den getirilen Marcus Aurelius Heykeli, İsviçre’den dönen 7 Anadolu kökenli eser ve Bahreyn’den gönüllü iade edilen 1268 tarihli ‘Kitab Şerhu’l-Esma’ yazması öne çıktı. 2018-2025 yılları arasında iade edilen eser sayısı 9 bin 133’e, 2002’den bu yana ise toplamda 13 bin 448’e ulaştı.
SAYFALAR FARKLI YAZMA CİLTLERİNDEN KOPARILMIŞ




İade edilen eserler; farklı yazma eser ciltlerinden kopartılmış 7 el yazması sayfa, 2 nadir matbu eser sayfası ve 2 modern hat çalışmasından oluşuyor. 17 ile 19’uncu yüzyıllar arasına tarihlenen bu eserlerin Arapça ve Osmanlı Türkçesi metinler içerdiği, fıkıh, tasavvuf, tarih ve edebiyat alanlarına ışık tuttuğu belirlendi. Yapılan incelemelerde, yazma eser sayfalarının özgün ciltlerinden koparıldığı ve bazı varaklara sonradan modern minyatürler eklendiği tespit edildi. Bu müdahalelerin sahtecilik ve ticari amaçlı olduğu, eserlerin kültür varlığı niteliğini koruduğu değerlendirildi.
