5 Eylül’den bu yana ‘Selimiye Kubbesi Skandalı’ başlığıyla yürüttüğümüz ısrarlı yayınlarda sevindiren haber geldi, mahkeme Mimar Sinan’ın ustalık eserini ‘korsan proje’ye kurban edilmekten kurtardı. UNESCO Dünya Mirası Selimiye Camii’nin kubbesini ‘hayali bir tasarıma’ kurban edilmekten kurtaran tarihi hukuk zaferini önceki gün kamuoyuna yine KARAR duyurdu. Mahkemeden gelen iptal kararı, koruma camiasının duayen isimlerini ve sivil toplum kuruluşlarında bayram havası estirdi. Bilim kurulunun üç kez reddetmesine rağmen bürokratik tazyikle uygulanmaya çalışılan ‘korsan proje’ye başından beri karşı çıkan uzmanlar, yargının projeyi iptal etmenin yanı sıra, bilimsel restorasyon ilkelerini tescil etmesini de tarihi bir zafer olarak nitelendirdi.
ZEYNEP AHUNBAY: BAKANLIK RÜZGARA GÖRE HAREKET ETMEMELİ

Mahkemeden çıkan kararı KARAR’a değerlendiren restorasyon dünyamızın duayen ismi Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, verilen kararın sadece bir hukuki sonuç değil, evrensel koruma ilkelerinin bir zaferi olduğunu vurguladı. Mahkemenin Venedik Tüzüğü’ne yaptığı vurguya değinen Ahunbay, 1965 yılında Uluslararası ICOMOS’un kurulmasının ardından Türkiye’nin de bu tüzüğü kabul ettiğini hatırlattı.
Ahunbay, mahkemenin kararı hakkında şu görüşlerini aktardı: “Mahkemelerimize saygı duyuyoruz onlar da çağdaş koruma ilkelerini saygıyla değerlendiriyorlar, hakkın yerini bulmasını sağlıyorlar. Mahkeme bu kararıyla doğru olan ve Bilim Kurulu’nun verdiği kararı tescil etmiş oldu. Bilim Kurulu zaten kendilerine sonradan gelen projenin çağdaş koruma ilkelerine aykırı olduğunu belirtmişti. Aksinde ısrar etmek, 19. yüzyılda kalmış bir anlayışı sürdürmeye çalışmaktır. Bu, dünya mirası bir eser için edilemez bir durumdu.”
Bakanlığın liyakatli bilim kurulları oluşturmasının önemine dikkat çeken Ahunbay, süreci yönetenlere şu tavsiyede bulundu: “Bakanlığa dünya mirası ilkelerine saygılı olmalarını, doğru bilim insanlarını seçtikten sonra bu seçimde ısrarcı olmalarını ve her yerden gelen rüzgara göre hareket etmemelerini tavsiye ediyorum.”
DERNEKTEN EMSAL VURGUSU
Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacıları Derneği de gazetemize yaptığı açıklamada kararın koruma hukuku açısından önemini şu ifadelerle vurguladı: “Belgesi olmayan bir varsayım uğruna, iki yüz yıllık tescilli bir bezemenin silinmesinin kimsenin yetkisinde olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Bu karar, belgesiz müdahalelerin önüne geçilmesi açısından emsal niteliğindedir. Koruma mevzuatının uygulamada karşılık bulması sevindiricidir.”
KAYA ÜÇER: KORSAN PROJE ASLINDA BİR HAFIZA AMELİYATIYDI

Kalem işi sanatının usta ismi Doç. Dr. Kaya Üçer ise, projenin iptalini Selimiye’nin onur davası olarak niteledi. Üçer, restorasyonun felsefesine dair şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı: “Bizim gibi köklü medeniyetlerde başlangıçtan bugüne yapılan her şey bizi biz yapan ‘kültürel katmanlar’ımızdır. Kültürel katmanlarımıza sahip çıkmak, gelenekselden geleni geleceğe taşımaktır. Selimiye’de yapılmak istenen, bir dönemi yok sayarak eserin hafızasını zorla silmeye yönelik bir girişimdi. ‘Belge konuşur’ ilkesini ve evrensel restorasyon kriterlerini hiçe sayan bu ‘korsan proje’, aslında bir hafıza ameliyatıydı ve mahkeme bu yanlışa dur dedi. Bu başarıda basının gücü, konuyu her aşamada takip ederek aydınlığa kavuşturan KARAR’ın haberlerinin etkisi de inanılmazdı.” Sürecin sistemdeki bir eksikliği de gösterdiğini belirten Üçer, kurulların yapısına şöyle dikkat çekti: “Selimiye gerçeği göstermiştir ki; Anıtlar Kurulu üyeleri içerisinde kalem işi konusunda yetkin, işin hem uygulama hem de akademi tarafında olan isimlere ihtiyaç vardır. Yasal kararların bürokratik yollarla bypass edilmesi bizi evrensel kriterlerden koparma girişimidir ve bu durum UNESCO nezdinde de tepki görmüştür.”
SAVAŞ ÇEVİK: BEĞENMEDİĞİNİZ TARİHİ YOK EDEMEZSİNİZ

Hattatlar Bildirisi’nin öncü isimlerinden Dr. Savaş Çevik de, mahkemenin bilimsel bir sonuca ulaştığını belirterek, “Tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde mesele sonlandırılmış oldu” değerlendirmesini yaptı. Selimiye’nin kubbesindeki 275 yıllık çalışmanın tarihi bir belge olduğunu hatırlatan Çevik, sözlerine şöyle devam etti: “Elde tarihi bir eser var, siz onu beğenmediğiniz için yok edemezsiniz. Mimar Sinan döneminde kubbenin nasıl olduğuna dair elimizde bir çizim veya belge yok. Olmayan bir belge üzerinden hayali bir ekol yaratamazsınız. Kubbedeki yazı ve tezyinat, yüzyıllar öncesinden bize kalan tarihi bir mirastır. Eğer her şey dökülmüş ve hiçbir kayıt olmasaydı o zaman tahmini bir şeyler yapılması düşünülebilirdi. Ancak bugün mevcut olanı yok saymak asla doğru değildi.” Restorasyon sırasında yaşanan tartışmalarda sürecin duygusal zemine çekilmesini de eleştiren Çevik, Selimiye Tahkik ve Tetkik Heyeti’ne ise şu önemli mesajı verdi: “Bu konu bilimsel ve tarafsız bir tartışmanın dışına çıkıp biraz duygusallığa kaçtı. Selimiye heyetinin tavrı sanki onurları kırılmış, rencide olmuşlar gibiydi. Hiç böyle bir şeye gerek yok. Bu tamamen bilimsel bir tartışmadır ve bağımsız mahkemelerin oy birliğiyle aldığı bu karara herkesin saygı göstermesi gerekir. Kişisel mesele haline getirmeye gerek yok.”
ISRAR BİTTİ, RAMAZAN’DA AÇILIYOR
Yargıdan gelen iptal kararının ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da kubbedeki yeni tasarım inadından vazgeçtiği tescillendi. Edirne Valiliği tarafından yapılan son açıklamada, Selimiye Camii’nin çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Ramazan ayında kapılarını yeniden ibadete ve ziyarete açacağı duyuruldu. Bakanlığın mahkeme hükmüne uyarak hayali projeyi rafa kaldırması, Sinan’ın mirasının aslına uygun korunacağını garantiledi.
