Edebiyat ve hukuk dünyasını yakından ilgilendiren "isim hakkı" davasında Yargıtay, telif hakları perspektifini genişleten tarihi bir karara imza attı. Orijinal adı “Meu Pé de Laranja Lima” (Benim Tatlı Portakal Ağacım) olan eserin, Türkiye’de 35 yıl önce Aydın Emeç tarafından verilen "Şeker Portakalı" ismiyle markalaşması, yayınevi ile çevirmenin ailesini karşı karşıya getirdi.
130 BASKI SONRA GELEN TELİF KRİZİ
Türkiye Gazetesi'nin haberine göre davanın geçmişi, Can Yayınları’nın uzun yıllar Aydın Emeç çevirisiyle bastığı eseri, bir süre sonra başka bir tercümanla yeniden yayımlamaya başlamasına dayanıyor. Yayınevi, çeviriyi değiştirse de Aydın Emeç tarafından bulunan "Şeker Portakalı" ismini kullanmaya devam etti.
Aydın Emeç’in oğlu Ali Selim Emeç, ismin izinsiz kullanımı nedeniyle 2019 yılında 130 bin TL’lik tazminat davası açtı.
Yerel mahkeme ve istinaf, "kitap isminin belirlenmesinde bağımsız bir emek olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar vermişti.
YARGITAY: "İSİM BİREBİR TERCÜME DEĞİLDİR"
Dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin kararını bozarak çeviri edebiyatı için devrim niteliğinde bir saptama yaptı. Yüksek mahkeme bozma gerekçesinde şu ifadelere yer verdi:
"Şeker Portakalı ismi, orijinal metnin kelimesi kelimesine bir tercümesi değildir. Çevirmen, eserin ruhunu yansıtan, kendi kişisel yaratıcılığını ve yorumunu katarak özgün bir isim tercih etmiştir. Bu sebeple isim, çevirmenin fikri emeğinin bir ürünüdür."
KARARIN HUKUKİ SONUÇLARI
Bu kararla birlikte, bir eseri Türkçeye kazandıran çevirmenin sadece metin üzerinde değil, esere verdiği ve orijinalinden farklılaşan "başlık" üzerinde de telif hakkı sahibi olabileceği tescillenmiş oldu. İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde yeniden görülecek davada, artık tazminat miktarının hesaplanması bekleniyor.
