Okula vardiya modeli

Salgınla mücadelede günlük vaka sayısı bir aydır bin seviyesinin üzerinde. Okulların açılmasına ise 34 gün kaldı. Eğitimde nasıl bir yol haritası izleneceği yönündeki belirsizlik sürerken, Bilim Kurulu üyeleri Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki hazırlıkları anlattı: Derslerin yarısı evde, yarısı okulda yapılabilir. Sabah-öğlen veya üç vardiya gibi önlemler gelebilir.

Okula vardiya modeli

Haziran’da başlayan normalleşme ile birlikte korona vakalarında tekrardan yükseliş başladı. tedbirlere uyulmaması ve başlayan rehavet nedeniyle 700’lü rakamlara düşen vaka sayısı 12 hazirandan sonra 1000’in üzerine çıktı. Aradan geçen 30 güne rağmen vaka sayısı bir türlü binin altına düşürülemedi. Yaşanan bu tehlikeli durum okulların başlama tarihini de tehlikeye sokmaya başladı. Net bir açıklamanın da olmaması velilrdeki endişeyi her geçen gün artırıyor. Eğitimde ilk ders ziline günler kala Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Levent Yamanel koronavirüs salgını nedeniyle okulların 31 Ağustos’taki açılış tarihinin ertelenmesi ihtimalini değerlendirdi ve çarpıcı bir açıklama yaptı.

ÜÇ VARDİYA OLABİLİR

Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi (GATA) Yoğun Bakım ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Yamanel “Vaka sayılarımız çok artar, kontrol altına alınmayacak düzeylere çıkarsa o zaman okullar açılmayabilir. Zaten okullar için de hibrit modeller var biliyorsunuz. Yani yarısı evde yarısı okulda gibi bir eğitim düzeni söz konusu olabilir. Mesela 10 ders var, 5’i evde, 5’i okulda gibi. Bizim için daha uygun olacaktır. Temas olasılığını daha aza indirecektir, bu nedenle de Milli Eğitim Bakanlığımız da bu yönde çalışıyor. 1 metrelik sosyal mesafe sınıflarda yeterli olacaktır. Ama okulun kapalı alanını düşünerek ona göre yapılan bir çalışma mevcut. Tabii belki vardiyalı eğitim de söz konusu olabilir, sabah-öğlen gibi veya üç vardiya gibi önlemler gelebilir” diye konuştu.

BİRİNCİ DALGANIN PLATO FAZINDAYIZ

Yamanel, böyle gitmesi halinde 15 gün içinde günlük vaka sayılarında 500’ü göreceklerini söyleyerek “Daha iyi daha güzel şeyler konuşuruz o zaman. Dünyada sonbahar aylarında ikinci dalga bekleniyor. Türkiye hala birinci dalgayı yaşıyor. Biz daha birinci dalganın plato fazındayız. Yani birinci dalganın bitişi için, birinci dalgayı atlatmamız için 100’lü seviyelerin altına da inmemiz gerekiyor, ikinci dalgayı o zaman konuşabiliriz. Yazın 100’ün altına inebilirsek tabii ki çok avantajlı oluruz. Çünkü o zaman sağlık sistemimiz ikinci dalga için daha dinç olacaktır” ifadelerini kullandı.

OKULLARDA YARIM GÜN EĞİTİM OLSUN

Bilim Kurulu Prof. Dr. Mehmet Ceyhan da vaka sayılarındaki artış yaşandığını hatırlatarak süper bulaştırıcıların olduğuna dikkati çekti ve Sağlık Bakanlığı’na ekstra önlem alma çağrısında bulundu. Ceyhan, “Kademeli mesai olsun. Kalabalıklar sınırlandırılsın. Okullar da yarım gün eğitime dönsün” önerilerinde bulundu. Sözcü gazetesinin sorularını yanıtlayan Ceyhan “Hatalı öngörülerin etkisiyle hızlı bir normalleşmeye gidildi” diyerek ekledi: “En kötü düşünen bile yazın ortalarından itibaren bu salgının biteceğini ileri sürüyordu. Bizde de özellikle Bilim Kurulu üyeleri mayıs sonu ya da haziran başı bu işin biteceğini söylüyordu. Bu hem vatandaşları hem de devletleri yanılttı. Başlangıçta yavaş yavaş tedbirleri kaldıralım düşüncesi vardı. Bu hatalı öngörülerinin etkisiyle hızlı bir normalleşmeye gidildi.”

AKTİF 20 BİN VAKA VAR

“Şu anda aktif tanı konulmuş 20 bin vaka var, virüsü bulaştırma potansiyeline sahip…” diyen Ceyhan “Bakan’ın açıkladığı binde 24 oranında PCR pozitifliğini Türkiye nüfusuyla çarptığınızda tam 200 bin ediyor. Yani 20 binin 10 katı. Bunları bulmadıkça rakamları daha aşağıya çekemiyorsunuz. İşte her ülke tarama sayılarıyla ilgili olarak bir yerde takılıyor. Biz binde takıldık. Sıfıra falan inmiyor yani ekstra bir şeyler yapmadığımız sürece. Kendi kendine düşmez bu rakam… Sıfırı gören ülke yok… Yeni Zelanda kutlamalar yaptı, başa döndü… Garantisi yok… Yani yüzleri görsek de tekrar binlere çıkabilir. ‘Biz bu işi hallettik’ dediğiniz anda herkes bittiğini sanır. Sıfırlar ancak virüs mutasyona uğrarsa olur” ifadesini kullandı.

EĞİTİMİN BAŞLAYACAK OLMASI RİSKLİ

“Okulların açılacak olması riskli” uyarısı yapan Bilim Kurulu üyesi “Biz bu virüs yüküyle gidersek bunların bir kısmı da okul çağındaki çocuklar içerisinde olacak. ‘Ağustos erken’ diyenler de var. Ben katılmıyorum. Eylül sonunda daha iyi olacağımızın garantisi yok. Şunu önerdim: Tam gün eğitim veren okullar yarım güne dönsün, aynı anda bir arada bulunan kişi sayısı azalsın. Eğitimin bazı kısımlarının online bazı kısımlarının okulda olmak üzere pandemi gerçekleri de göz önüne alınarak program şekillendirmek lazım.

MESAİ SAATLERİ FARKLI OLSUN

Prof. Ceyhan sözlerini şöyle sürdürdü: “En büyük risk taşıyan yerlerden biri toplu taşıma. İnsanlara, ‘yarın aynı saatte işe başlıyorsunuz’ derseniz ancak tıklım tıklım gidebilir. Ben kademeli mesai öneriyorum. Mesela iş yerlerinde bir grup 7’de, bir grup 8’de, bir grup 9’da başlayacak. Dönüş saatleri de farklı olacak. Bu sayede toplu taşımalardaki kalabalığın önüne geçilebilir. Bir başka şey özellikle şehirler arası virüs transferi. Yani İstanbul’dan. Ankara’dan, Bursa’dan, virüsün çok olduğu yerlerden kalkıp, artık virüsün iyice azaldığı, kontrol altına alındığı yerlere giden insanlar buralarda odak oluşturdular. Bu şehirlerde yeniden patlamalar yaşandı. Bunu önlemek için, özellikle bu illerden o tip illere giden insanlara, yolculuktan 3-4 gün önce bir zaman belirleyip, test yapılıp sonuç negatifse seyahate izin verilebilir. Bu da virüs pozitif vakaların gidip bir yerde odak başlatmasını engelleyebilir.”

TTB: EĞİTİMDE RADİKAL KARARLAR ALMALIYIZ

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Kovid-19 pandemisiyle ilgili hazırladığı dört aylık raporu paylaştı. Raporun açıklandığı toplantıda soruları da yanıtlayan TTB üyeleri “Okulların açılması virüs yayılımının artmasına neden olur mu? sorusuna da yanıt verdi. Prof. Dr. Özlem Azap “Salgının yayılmasını azaltmak istiyorsak teması en aza indirmemiz gerekiyor. Okullar hastalığın en kolay bulaştığı yerler. Okullar açıldıktan sonra, çocuklar, öğretmenler, veliler çok dikkat edecek dediğimiz zaman bu işi çözemeyebiliriz. Bazı önlemleri sadece vatandaşlara yüklersek olgu sayılarında artış görmemiz kaçınılmaz olabilir” karşılığı verdi. Prof. Dr. Kayıhan Pala da Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda tanımladığı alanı 4 metrekareye çıkardığını, bu nedenle 20 öğrenci ve bir öğretmenin bulunduğu sınıfın 84 metrekare civarında olması gerektiğine işaret etti. Pala şöyle konuştu: “Bu büyüklükler üzerinden bakıldığında eğitim sistemimizde radikal birtakım önlemler almak gerekecek. Bakanın açıkladığı şekilde ağustosun sonuna kadar bunların gerçekleştirilme ihtimali çok gerçekçi görünmüyor.”

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. (!) işaretine tıklayarak yorumla ilgili şikayetinizi editöre bildirebilirsiniz.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN