Tarihi değiştiren 10 yalan

Tarihi değiştiren 10 yalan

Watergate Skandalı'ndan Truva Atı'na, 50 milyar dolarlık dolandırıcılıktan Clinton-Lewinsky skandalına tarihte en büyük iz bırakan 10 yalan...

[Karar]

Tarihte olayların akışını değiştiren pek çok yalan var. Bunların içinde kişisel ihtiraslarla ortaya atılan, fakat bir ülkede yıllarca silinmeyecek siyasal ve sosyal izler bırakan yalanlar da var; sahiplerine hayal edilemeyecek derecede zenginlik ve ün kazandıranlar da. İşte tarihin büyük 10 yalanı:

Truva Atı

15-07/13/trojanhorse1

Sparta kralı Menelaos'un karısı Helen'in, Truvalı Paris'e kaçması, Truvalılarla Spartalılar arasında 10 yıl sürecek bir savaşın başlamasına neden olur. Uzun süren savaşın sonunda, Truvalılar Spartalıların hakkından geldiklerini düşündükleri sırada, Spartalılar Truva Atı planını uygulamaya koyar.

Spartalılar tahtadan inşa ettikleri dev atın içine askerlerini saklar ve Truvalıları bunun bir barış hediyesi olduğuna inandırarak Truva şehrinin içine girmeyi başarırlar. Gece vakti herkes uyuduktan sonra Spartalılar attan çıkar ve büyük bir katliam yaparlar. Böylece savaş kesin olarak Spartalıların lehine sona ermiş olur.

Truva Atı, tarihin en büyük ve başarılı yalanlarından biridir, tabii eğer doğruysa. Tarihçiler, Truva Atı'ndan bahsedilen iki ana kaynak olan Homeros'un İlyada ve Vergilius'un Aeneis destanlarındaki iddiaların doğruluğunu uzun süredir araştırıyor. Tarihçi Michael Wood, Truva Atı'nın gerçek olabileceğini, fakat bunun destanlarda anlatıldığı gibi bir numaradan ziyade, şehrin kapılarını kırmak için koçbaşı gibi kullanılan bir araç olabileceğini öne sürüyor.

Sahte Vermeer tablolarıyla zengin oldu

15-07/13/han-van-meegeren-fake

Yüzyılın başlarında tarihçiler, ünlü Hollandalı Barok ressam Johannes Vermeer'in İncil'de anlatılan sahnelerin resimlerini yapıp yapmadığını araştırıyorlardı. Bu dönemde yeterli saygıyı görmediğine inanan bir ressam olan van Meergeren, bu resimlerden biri olan “Emmaus'ta Müritler” adlı tablonun kılı kırk yararcasına bir dikkatle sahtesini yaptı.

Araştırmacıları tablonun gerçekten Vermeer'e ait olduğuna inandırmayı başaran van Meergeren, bundan sonra da sahte Vermeer tabloları yapıp satmaya devam etti. Bu şekilde zengin olan van Meergeren'in para hırsı, ressam olarak takdir görme isteğinin önüne geçmişti.

Van Meergeren'i ele veren hata, yaptığı tablolardan birini Nazi önderlerinden Hermann Goering'e satması oldu. Müttefikler, onu milli serveti düşmana sattığı için hain ilan ettiler. Van Meergeren Nazi işbirlikçisi olarak yargılanmaktansa sahteci olarak yargılanmayı tercih etti ve sattığı tabloları kendisinin yaptığını itiraf etti. Mahkemeyi buna inandırmak için hapiste sahte Vermeer tablolarını yeniden çizdi.

Van Meergeren sonunda vatana ihanet yerine sahtecilikten 1 sene hapis cezasıyla paçayı kurtarmayı başardıysa da 3 ay sonra kalp krizi geçirerek hayata veda etti.

Bu yalanla 50 milyar dolar çaldı

15-07/13/bernie-maddof-by-peter-rad-outtake

Adını İtalyan işadamı George Ponzi'den alan Ponzi Şeması, yeni yatırımcıları çekmek için normalin çok üstünde karların vaadedildiği ve yatırımcılara ödemenin sisteme yeni katılanların parasıyla yapıldığı bir dolandırıcılık yöntemi. Temel gelir kaynağı yeni katılan yatırımcılar olan sistem bir noktada kaçınılmaz olarak çöküyor ve piramit şeklindeki sistemin en üstünde yer alan çok az sayıdaki kişi dışında herkes zarar ediyor. Ponzi Şeması'nın Türkiye'deki en bilinen örneği bir zamanlar gündeme oturan 'saadet zincirleri'.

Bernie Madoff, Ponzi Şeması'nı ilk bulan değil ama en uzun sürdüren ve bundan en çok para kazanmayı başaran kişi. Ponzi Oyunu'yla 50 milyar dolar kazanan Madoff, 2008 yılında, kurduğu yatırım firmasının 'büyük bir yalan' olduğunu itiraf etmişti. Madoff'un teknoloji borsası NASDAQ'ın başkanlığını yapmış, itbarlı bir isim olması, kimsenin onun böyle bir dolandırıcılık yapacağını düşünmemesini sağlamıştı.

Bolşeviklerin gazabından kurtulan tek Romanov: Anna Anderson

15-07/13/anna-anderson

1917 Rus Devrimi'nden sonra, hanedan ailesinin hayatta kalması Bolşevikler için kabul edilemez bir şeydi. Bolşevikler 1918'de, hanedanın hiçbir mirasçısının hayatta kalmaması için Çar II. Nikola, karısı ve 5 çocuğunu öldürdüler.

Fakat bir süre sonra hanedan ailesinin bazı üyelerinin hayatta olduğu ve Bolşeviklerden kaçmayı başardığı dedikoduları dolaşmaya başlayınca, kraliyet ailesinden olduğunu iddia edenlerin ortaya çıkması da gecikmedi. Bunlardan en meşhuru, Prenses Anastasya olduğunu iddia eden Anna Anderson'du.

1920 yılında intihar teşebbüsünde bulunduktan sonra hastaneye kaldırılan Anderson, burada kendisinin Prenses Anastasya olduğunu iddia etti. Anastasya'ya benzerliği ve hanedan ailesine dair bilgisiyle, kraliyet ailesinden olduğunu iddia eden diğer kişiler arasından sıyrılan Anderson, uzun bir süre boyunca pek çok kişiyi Prenses Anastasya olduğuna inandırmayı başardı.

Romanovların bazı akraba ve tanıdıklarını bile yalanına inandırmayı başaran Anderson, hukuki süreçlerde kraliyet ailesinden olduğunu kanıtlamayı başaramasa da, 1984 yılındaki ölümüne kadar bu iddiasını sürdürdü. 2009 yılında yapılan DNA testlerinde ise Anderson'un Romanovlarla bir akrabalığı bulunmadığı anlaşıldı ve aileden kimsenin Bolşeviklerden kurtulamadığı açıklandı.

İngiltere tarihinin en büyük yalancısı

15-07/13/titusoates-pilloried_300dpi

Titus Oates, Cambridge Üniversitesi'nden ve Kraliyet Donanması'ndan kovulmuş, yalan yere yemin etmekten hüküm giymiş ama hapisten kaçmayı başarmış meşhur bir üçkağıtçıydı. Anglikan Kilisesi'nden kovulduktan sonra Katolik çevrelerde bulunmaya başlayan Oates, itibarını kurtarmak için İngiltere tarihinin en büyük yalanını uydurdu.

Oates, 1678 yılında Katoliklerin Kral II. Charles'ı öldürüp yerine Katolik kardeşi James'i geçirmeyi planladıkları iddiasını ortaya attı. Bu iddia toplumda büyük bir karmaşaya ve Katolik karşıtı düşüncelerin gelişmesine neden oldu. 3 yılda 35 Katolik idam edildi.

Kral II. Charles 1685 yılında hastalıktan ölüp de kardeşi yerine geçince Titus Oates'in komplo teorisi gerçekleşmiş oldu. Oates, Kral James yönetiminde yargılandı ve hapis cezasına çarptırıldı. Fakat 3 yıl sonra gerçekleşen İngiliz Devrimi'yle katolik kral James tahttan indirilince Oates de serbest bırakıldı.

Dreyfus Olayı

15-07/13/p01gk1jc

Tıpkı Titus Oates'in yalanı gibi, Dreyfus Olayı da ülkedeki politik durumu yıllar boyunca derinden etkileyen bir yalan olma özelliği taşıyor. Fransız ordusunda Yahudi bir subay olan Alfred Dreyfus, 1894 yılında bir komplo sonucu gizli askeri bilgileri Almanya'ya sattığı gerekçesiyle tutuklandı ve Şeytan Adası'nda müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Bundan 2 yıl sonra Alman elçiliğinde çalışan bir kadının Binbaşı Esterhazy'e yazılmış bir mektubu bulmasıyla Dreyfus Olayı yeniden gündeme geldi. Ülkede Dreyfus'un haklarını savunanlar ve Dreyfus üzerinden Antisemitizm yapanlar arasında 12 yıl boyunca birçok çatışma yaşandı. Ünlü romancı Emile Zola, yaşananları kitaplaştırarak Dreyfus'un masumluğunu kitlelere duyurmaya çalıştı.

Nihayet Binbaşı Hubert Joseph Henry'nin, Alfred Dreyfus'un mahkum edilmesine neden olan belgeyi kendisinin düzenlediğini itiraf etmesiyle Dreyfus'un suçsuz olduğu ortaya çıktı.

Monica Lewinsky skandalı

15-07/13/tlmd_clinton_lewinsky

1998'in Ocak ayında ABD, Başkan Clinton'ın Beyaz Saray'da stajyer olan Monica Lewinsky'le ilişki yaşadığı haberiyle sarsıldı. Clinton, başta iddiaları reddetse de, kısa süre içinde Clinton'ın başka kirli çamaşırları da ortaya döküldü.

Clinton'ın Arkansas valisi olduğu dönemde valilikte çalışan Paula Jones, Clinton'ın kendisine uygunsuz teklifte bulunduğunu iddia etti. Devlet memurluğu yapan siyahi bir kadınsa Clinton'la ilişki yaşadığını ve ondan bir çocuğu olduğunu söyledi.

Monica Lewinsky'nin arkadaşı olan Beyaz Saray çalışanı Linda Tripp'in telefon konuşma kayıtlarını yayınlaması üzerine Clinton yalanını itiraf etmek zorunda kaldı.

Watergate skandalı

15-07/13/6c8701041-130821-nixon-4x3

1972 yılında, ABD Başkanlığı seçimleri öncesinde Demokrat Parti'nin Watergate otelindeki bürosuna girmeye çalışan 5 kişi yakalandı. Daha sonra bu kişilerin Cumhuriyetçi Parti adına çalıştıkları ve Demokrat Parti'nin telefonlarını dinlemek için büroya mikrofonlar yerleştirme amacında oldukları ortaya çıktı.

Cumhuriyetçi Parti adına yapılan bu dinleme operasyonunu soruşturması 2 yıl boyunca sürdü ve nihayet başkan Richard Nixon'a uzandı. Richard Nixon Beyaz Saray'da yaptığı telefon konuşmalarının kayıtlarını vermeyi başta reddettiyse de sonunda suçunu itiraf etmek zorunda kaldı ve istifa etti. Nixon, ABD tarihinde istifa eden ilk ve tek başkan oldu.

Nazi propagandası

15-07/13/bundesarchiv_bild_183-1989-0821-502-_joseph_goebbels

Hitler'in sağ kolu ve Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels'in 'büyük yalan teorisi'ne göre işleyen Nazi propagandası, tarihin en büyük ve en uzun süreli yalanlarından birini oluşturuyor. Goebbels bugün bile gelmiş geçmiş en büyük propaganda dehalarından biri olarak kabul ediliyor. Goebbels öncülüğünü yaptığı Nazi propagandası şu ilkelere dayanıyor:

İnsanları büyük yalanlara inandırmak, küçük yalanlara inandırmaktan daha kolaydır. Söylenen yalan ne kadar büyük olursa, etkisi de o kadar büyük olur.

Hatalı olduğunu veya yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin. Kendinizi savunmak yerine karşınızdakileri savunmada bırakın.

Rakiplerinizden birine odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine atın.

Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Kitleleri kandırmak daha kolaydır.

Piltdown adamı

15-07/13/piltdown-skull1

1910 yılında bilim dünyası büyük bir keşifle sarsıldı. Arkeolog Charles Dawson, evrim teorisindeki kayıp halkalardan birini bulduğu iddiasıyla ortaya çıktı. İngiltere'nin Piltdown şehrindeki Sussex taş ocağında bulduğu kafatasının, soyu tükenmiş bir insan türüne ait olduğunu iddia ediyordu.

Dawson'ın bu yalanı bütün bilim dünyasını 40 yıldan uzun süre boyunca kandırmayı başardı. 1953 yılında yapılan bir testte, kafatasının sadece 600 yıllık olduğu ve bir orangutana ait olduğu ortaya çıktı.

İlgili Haberler
YORUMLAR
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.
Diğer Haberler
Son Dakika Haberleri
KARAR.COM’DAN