Büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan Jüpiter’in boyutlarına ilişkin bilgiler, uzun yıllar boyunca NASA’nın Pioneer ve Voyager görevlerinden elde edilen verilere dayanıyordu. Bu ölçümlere göre gezegenin ekvator çapı 142 bin 984 kilometre, kutuplar arasındaki uzunluğu ise 133 bin 708 kilometre olarak kabul ediliyordu.
Ancak İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü’nden araştırmacılar, bu değerlerin tam olarak doğru olmadığını ortaya koydu.
JUNO’NUN YÖRÜNGE DEĞİŞİKLİĞİ YENİ BİR FIRSAT SUNDU
NASA’nın Juno uzay aracı 2016’dan bu yana Jüpiter’in yörüngesinde görev yapıyor. Görev süresinin 2021’de uzatılmasıyla birlikte Juno’nun rotası da değiştirildi. Bu değişiklik sayesinde uzay aracı, Dünya’dan bakıldığında Jüpiter’in arkasından geçen manevralar gerçekleştirmeye başladı.
Bu geçişler, gezegenin boyutunu daha hassas biçimde ölçme imkânı sundu.
RADYO SİNYALLERİYLE HASSAS ÖLÇÜM
Juno’nun Jüpiter’in arkasından Dünya’ya gönderdiği radyo sinyalleri, gezegenin atmosferinden geçerken bükülüyor ve zayıflıyor. Bilim insanları bu değişimleri analiz ederek Jüpiter’in şekli ve boyutuna dair son derece hassas hesaplamalar yaptı.
Juno’nun ham verilerini işlemek için gerekli teknikleri geliştiren araştırmacılardan Maria Smirnova, süreci şöyle anlatıyor:
“Radyo sinyallerinin Jüpiter’in atmosferinden geçerken nasıl büküldüğünü izledik. Bu sayede bu verileri sıcaklık ve yoğunluk haritalarına dönüştürdük ve gezegenin şekli ile boyutuna ilişkin şimdiye kadarki en net tabloyu elde ettik.”
SONUÇ: JÜPİTER SANILANDAN DAHA KÜÇÜK
2 Şubat Pazartesi günü Nature Astronomy dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, Jüpiter’in ekvator çapı daha önce düşünülenden 8 kilometre, kutuplar arasındaki mesafesi ise 24 kilometre daha küçük.
Çalışmanın yazarlarından Yohai Kaspi, bu bulguların önemine dikkat çekerek, “Ders kitaplarının güncellenmesi gerekecek” ifadesini kullandı.
DEĞİŞEN GEZEGEN DEĞİL, ÖLÇÜM YÖNTEMİ
Bilim insanları Jüpiter’in fiziksel olarak küçülmediğinin altını çiziyor. Değişen şey, gezegeni ölçme yöntemleri ve teknolojik hassasiyet. İlk bakışta birkaç kilometrelik fark önemsiz gibi görünse de araştırmayı yöneten Eli Galanti’ye göre durum tam tersi:
“Bu birkaç kilometre çok önemli. Yarıçaptaki küçük bir değişim bile, Jüpiter’in iç yapısını açıklayan modellerin hem kütleçekim verileriyle hem de atmosfer ölçümleriyle çok daha iyi örtüşmesini sağladı.”
GÜNEŞ SİSTEMİ DIŞI GEZEGENLER İÇİN DE ANAHTAR ROL
Jüpiter, gaz devi gezegenleri anlamada bilim dünyası için bir referans noktası kabul ediliyor. Bu nedenle elde edilen yeni ve daha hassas ölçümler, yalnızca Jüpiter’e dair bilgileri değil, Güneş Sistemi’nin ötesindeki gaz devlerinin yapısını anlamaya yönelik çalışmaları da doğrudan etkiliyor.
Bilim insanları, Juno’nun sağladığı bu verilerin gezegen bilimi açısından uzun vadeli sonuçlar doğuracağı görüşünde.
