Kretase Dönemi’nde yaşamış olan dinozorun, sırtındaki yelken benzeri omur çıkıntıları ve kılıcı andıran kemiksi kafa yapısıyla dikkat çektiği belirtildi. Uzmanlar, yaklaşık 50 santimetreyi bulan bu kafa çıkıntısının savunmadan çok gösteri amacı taşıdığını düşünüyor.
Uzun ve timsahı andıran burnu ile iç içe geçen konik dişleri, kaygan balıkları yakalamaya uyum sağladığını ortaya koyuyor.
SPİNOSAURUS AİLESİNİN İKİNCİ TÜRÜ
Keşfedilen türe “mirabilis” adı verildi. Böylece 1915’te Mısır’da tanımlanan Spinosaurus aegyptiacus’un ardından, aynı cinse ait ikinci tür bilim dünyasına kazandırılmış oldu.
Araştırmacılar, iki türün benzer gövde yapısına sahip olmasına karşın, yeni türün daha uzun burunlu, daha seyrek dişli ve daha belirgin kafa çıkıntısına sahip olduğunu belirtti.
Fosillerin deniz kıyısından yüzlerce kilometre içeride bulunması, bu dev yırtıcının tamamen sucul bir yaşam sürmediğini gösteriyor. Bilim insanlarına göre tür, sığ sularda avlanan ancak karasal özelliklerini de koruyan yarı sucul bir avcıydı.
Diş yapısının tırtıksız ve konik olması ise balıkları kavrayıp kaçmalarını engelleyecek şekilde evrimleştiğini ortaya koyuyor.
ZORLU KEŞİF YOLCULUĞU
Araştırma ekibi, Agadez’den başlayarak üç gün süren çetin bir arazi yolculuğunun ardından fosillere ulaştı. Kum tepeleriyle çevrili bölgede yapılan kazılarda üç farklı kafatasına ait parçalar ve çeşitli kemik kalıntıları gün yüzüne çıkarıldı.
Bilim insanları, bu bulgunun Spinosaurus’un yaşam biçimine dair süregelen tartışmalara önemli bir katkı sunduğunu belirtiyor.
