Fon dolandırıcılığının mağduru iktidar da suçlusu muhalefet mi?

Koro hâlinde diyorlar ki...

Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti yerine Yeni Parti'nin eski bakanı, görevdeki genel başkan yardımcısı olsa istifa ettirmezlerdi. Hepsi savunur, korur, aklamaya soyunurdu.

Muhalefetle iktidar arasındaki fark işte bu, AK Parti kendi içinde yanlış yapanların da üstüne gitti, hemen gereğini yaptı, görevden affetti.

İktidara yardımcı gazetecilerle hızlı iktidar fedâileri çok zekice bir propaganda sanıp buna sarılıyor.

Peki, borsadaki saadet zinciri dolandırıcılığında siyasi sorumluluğu iktidar yetkililerinden alıp yetkisiz muhalefete yıkmaya yeter mi? AK Parti'yi asıl mağdur gibi gösterip muhalefeti suçlu çıkarır mı?

Bu propagandayı gördüğüm her paylaşımın altına aynı tepkiler doluşuyor.

Soruyorlar; fon vurguncuları Yeni Parti'li olsa kenara konup yola öyle devam mı edilirdi? Yoksa şafak baskınıyla evlerinden alınarak tutuklanıp varlarına yoklarına el mi konurdu?

En azını söyleyen, bu kadarını söylüyor.

Randevu verip çağırarak hakkındaki şüphe ve iddialara karşı ifadesine başvurma tarifesi herkese uygulansa durum değişebilirdi.

Çifte standart örnekleri yaşanmasa malum propaganda tutardı belki. Siyaseti haksız kazanç ve zenginleşme kapısına çevirenlerle partisine bakmadan, iktidar-muhalefet ayırmadan, tavizsiz mücadele edildiğine inandırabilirdi.

Fakat bağ, bahçe kazıyarak aramaya, şoföründen akrabasına tutuklayarak kabul ettirmeye, etkin pişmanlıktan yararlandırma vaadiyle itiraf almaya gerek bırakmayan deli paralar var ortada.

Fatma Betül Sayan'la eşi yalnız mı meselâ, tekil örnek mi?

Ponzi yöntemiyle, manipülasyonla şişirilen bir hisseye 60 ila 100 milyon lira koyup 2 küsur milyar lira alarak çıktıkları iddiasını yalanlamadan istifa etti. Ret, inkâr bile yok.

Kıyak İBB bursuyla ABD'de okuyup geri ödeme şartlarını karşılamadığı tartışmasında tutulan dili, CHP için çözülüyordu. "Yolsuzluk ve rüşvet CHP'nin öz adıdır", "Euro Baklava" filan diyebiliyordu.

Masumiyet, lekelenmeme, kesinleşmiş yargı kararı olmadan suçlu ilan edilmeme hakkı muhalif siyasilere de tanınsa, peşinen hırsız ilan edilmeseler... Kendinden olanı koruma konusunda AK Parti'yle muhalefeti kıyaslamanın bir anlamı olabilirdi.

Zararlı çıkacağınız bir kıyaslamaya hiç kalkışmamak, o defteri açmamak, geçmiş ve taze örnekleri hatırlatmamak en iyisidir.

Yapılacak en akıllıca iş, bu hâle nasıl gelindiğiyle yüzleşmektir. Ve Siyasi nüfuz kullanarak milyar dolarlarla oynayan her kimdense hesaplaşmak, istismarcı yeniyetmelerle arkalarındaki hâmileri temizlemek.

'Ar yılı değil kâr yılı' hesabıyla üste çıkma çalışmaları, çürümeyi ve kokuşmayı gizlemeye, hafifletmeye yardım etmiyor.

Siyasi karşıtlarını daha çirkin, çok daha çirkef göstererek kendi kusurunu örtme gayretkeşlikleri, bilâkis daha beter kötüleştiriyor.

FONLARLA BİRLİKTE İÇİ BOŞALTILAN DAVA

Ayrıca Fatma Betül Sayanlara hesabı sorulacak şey sadece para olsa hadi neyse.

Götürülen parayı kusturur, çalınanı yerine geri koyarsın. Ama fonlarla birlikte içi boşaltılan davayı ne yapacaksın?

Bu dünyada yoksullaşanlar, öbür dünyada büyük ödül vaadiyle sabra çağrılıyordu.

Zenginlerden önce cennete gideceksiniz, gözünüz aydın, ebedi mükâfaat sizi bekliyor, zenginlerin vay hâline, imtihanları ağır, sonlarını düşünsün onlar diye vaaz veriliyordu yoksullara.

Kendilerini fâkirliğe özendirenlerin nasıl zenginleştiğini görüp sorgulamayacaklar mı?

Fatma Betül Sayan, mart 2017'de bakan olarak Hollanda'ya referandum kampanyasına gitmiş, birkaç saat makam arabasında bekletilip izin verilmemişti. Cumhurbaşkanımız dönmesini söylemese ayrılmayacağını, vatan millet uğruna oracıkta öleceğini, fedâi can eyleyeceğini anlatıyordu.

Saadet zinciri gümlemeden kaymağını kurtarmanın iç rahatlığıyla Cumhurbaşkanı'nın BM seyahatine giden de oydu. Dört gün önce New York'tan "daha âdil bir dünya" mesajlarıyla dünyayı kurtarmaya soyunuyordu.

İşte o dava edebiyatı da şimdi inananların gözünde fonzede oldu, fedâisi geçinenlere duyurulur.

Aziz millet adına dış güçlerle iç vesayet odaklarına karşı yerli, milli bir finans gücü oluşturma mücadelesi mi?...

O eşsiz fedakârlık da fon skandalında başı çeken Tera Grubu’nun patronu Emre Tezmen'in ağzına düşüp hiç olmadığı kadar kirlendi.

Tezmen, milletimizin öz evlatları kendi ekonomimizde söz sahibi olamasın diye şer odaklarının planlı, organize saldırısına uğradıklarına dair nutuklar atıyordu.

'Bugün açsan yarın doyarsın, bugün kuru ekmek bulamazsan yarın bulursun ama bugün kaybedersen yarın vatanı bir daha bulamazsın' öğütleri söker mi artık? Bu dille kim halkı yoksulluğa şükrettirebilir bundan sonra?

YORUMLAR (8)
8 Yorum
YORUM YAZ
İÇERİK VE ONAY KURALLARI: KARAR Gazetesi yorum sütunları ifade hürriyetinin kullanımı için vardır. Sayfalarımız, temel insan haklarına, hukuka, inanca ve farklı fikirlere saygı temelinde ve demokratik değerler çerçevesinde yazılan yorumlara açıktır. Yorumların içerik ve imla kalitesi gazete kadar okurların da sorumluluğundadır. Hakaret, küfür, rencide edici cümleler veya imalar, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır. Özensizce belirlenmiş kullanıcı adlarıyla gönderilen veya haber ve yazının bağlamının dışında yazılan yorumlar da içeriğine bakılmaksızın onaylanmamaktadır.