Kör olası vurguncular paraları süpürüp fotoğrafları mı unutmuşlar?
Yakın tarihli bir fotoğrafta Teracı Erdin Özel, Fatma Betül Sayan Kaya’nın yanı başında otururken görülüyordu. AK Parti İstanbul İl Başkanlığındaki bir etkinlikte çekilmiş, FBSK kendi Instagram hesabında paylaşmıştı.
Karar’daki yazısıyla Yıldıray Oğur ortaya çıkardı. Oğur hemen ertesinde fotoğrafın Instagram’dan uçurulduğunu da yazdı.
Şu da dün Hürriyet’teki bir haberin spotundan:
“AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik hakkında yanıltıcı açıklamalar yaptıkları belirlenen Şaban Sevinç ile Mustafa Balcı gözaltına alındı.”
Ne açıklamışlar diye merakla her iki gazetecinin X paylaşımlarına baktım ama bir fotoğraftan ve fotoğrafı anlatan notlardan başka bir şey bulamadım.
Balcı sadece fotoğrafı ve iddiayı açıklıyordu. Şöyleydi:
“AKP Sözcüsü Ömer Çelik, 22 Ağustos’ta Bodrum’da Limak Filarmoni Orkestrası’nın konserine katıldı.
Bir sıra arkasında ise Özgür Özel’in kısa süre önce Çelik ile tatile gittiğini iddia ettiği ve 20 milyar TL ile yurt dışına kaçtığı öne sürülen Osman Arıkan Nacar bulunuyor.”
Sevinç ise “çok önemli bir fotoğraf” notuyla bunu yeniden göndermişti, o kadar.
Gözaltı ve soruşturma nedenleri gerçekten bu muydu? İnanmakta zorlandım. İktidara yardımcı bir gazetede okumasam inanmazdım da.
Ne bileyim; kıvrak zekâlı ak gençlerin, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefet adayını teröristlerle oynattığı sahte bir video klip izletilmiş milletiz biz.
Şimdi bu fotoğrafa tepkinin dozu ve şekli bana fazla gibi geldi. Aşırı ve orantısız.
Üstelik muhataplarından fotoğrafa bir yalanlama görmedik. Kurgu mu, montaj mı? Konser mi gerçek değil, katılanlarla ilgili bilgi ve iddialar mı?
Nasıl halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak oluyor, nesi dezenformasyon?
Hem aynı fotoğrafta yer almak, başka bağları kurulamıyorsa vurgun ortaklığını göstermez. Tanışıklık tek başına suç değil, cürmün şahsiliği esastır.
Nacar’ın 20 milyar değil de 81 milyon lira kazandığı, gönüllü iade hesabına da yatırdığı sızdırıldı dün. Tabii eğer doğruysa iddianın rakam kısmını düzeltirsiniz. Avukatı daha önce 20 milyar lira ve haksız kazanç, vurgun iddiasını yalanlayıp gerisine değinmemişti. Devlet sırrı mı, saklansın.
İftira ve toptan siyasi karalamaya geçit vermemenin yolu budur.
Bir fotoğraf için iki gazetecinin gözaltına alındıklarına ben hâlâ şüpheyle yaklaşırken dün bir fotoğraf krizi daha patlamasın mı!
Halk TV’den gazeteci Bahadır Özgür X’te duyurdu. “Tezmen Nijerya’da ne arıyor, diye yazdım; bakan ve bürokratların fotoğrafı aniden uçtu” diyordu.
Gösterilen dikkat ve hassasiyete fotoğraf alarmı mı, dersiniz; fotoğraf paniği mi...
Aynı sensör, vurguncular etrafta dolaşıp albümlere girerken çalışmamış, şimdi pürtelaş fotoğrafları sildiriyor.
Temizlik teyakkuzundan anlaşılması gereken bu değildi.
Fotoğrafları kaldırınca sorun kalmıyor mu? Görüntü yoksa izah sorumluluğu yok mu?
Erkin Koray, aşkını süpüren çöpçülere çaresizlik ve telâş içinde söyleniyordu ya...
İşte onun Çöpçüler şarkısını fonzede ağzına uyarlayınca bakın, nasıl geliyor kulağa:
‘Fondan yana şansım yok, paramı kaybetmişim, sordum sordum bulan yok, dün gece çok aradım, aradım bulamadım, kör olası vurguncular paramı süpürmüş de fotoğrafları unutmuşlar’...
‘BUL KARAYI AL PARAYI’ OYNAMIYORUZ
Vurguncular ve ortaklarıyla ilgili doğru bilgiler iktidarın elinde, açıklamıyor. Arayıp bulmayı muhalefet ve gazetecilere bırakıyorlar. Bulmaya çalışırken ezkaza yanlış kapı çalarlarsa da canlarına okunuyor.
Ne bu şimdi? ‘Uzak durun yaklaşmayın, sobelenirseniz yakarım’ saklambacı mı?
Saadet fonu vurguncularıyla hesaplaşma işi, ‘bul karayı al parayı’ kumarına döndü.
Ama siz onu bir de mağdurlara sorun, paralarını kaptırırken oyun oynamıyorlardı.
Meclis’te araştırma komisyonu da kurdurulmuyor.
Kamu kaynaklarıyla devlet güç ve nüfuzunu kim kullanıyorsa millet, parasının hesabını ondan soracak, başka kimden?
Fakat onca muhafazakâr STK arasından sadece biri bunu diyebildi. O da Akıncılar Derneği son genel başkanı Mehmet Güney’in İnsan ve Medeniyet Hareketi.
Uzun ve uyarılarla dolu açıklamalarından alın, size bir cümle:
“Dini söylemler, kardeşlik bağları ve kişisel itibar; şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin yerini tutamaz.”
Diğer vakıf ve dernekler nerede? Hepsi mi iktidarın nimetlerine bağımlı, güdümlü STK oldu?
Ortaya saçılan kirli çamaşırlara dinî STK’lar da ses çıkarmazsa dindarların iyi insan olduğu yargısındaki bozulma nasıl düzeltilecek? Hadi söylesinler.
